- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Oyuncak değilim benimle oynama !

.
Bazı oyuncaklar vardır ki bunlara oyuncak demeye onyüzbinmilyon şahit ister. İşte LEGO bunların en önemlisi ve başta gelenidir. Yüzlerce, bazen binlerce değişik renk ve boyutta üç boyutlu parçanın, mühendislik mekaniğinin gerektirdiği şekilde birleştirilmesi…
"LEGO’ nun her biri birbirine kenetlenebilen farklı parçalarını bir araya getirerek, ne kadar yaratıcı çalışmalar ortaya koyulabildiğini biliyorsunuzdur."[1]
Sertleştirilmiş, mukavim, plastiği çağrıştıran ve kırılmayan özel bir malzemeden üretilmiş olan LEGO tüm zamanlara meydan okurcasına bugün de başta Avrupa olmak üzere bir çok dünya ülkesinde popülaritesini koruyor.
Bilenlere lafımız yok ancak olur ya hayatının bir döneminde henüz LEGO ile temas kuramamış olanlarınız varsa, LEGO’yu sadece bir oyuncak olarak asla görmeyin. Esasen çocuklar için üretilmiş gibi görünse de anne ve babaları daha da bir tutkuyla bağlanabiliyor bu oyuncağa. Oyuncak diyorum ancak…
Sözgelimi Türkiye’nin en ünlü beyaz eşya firmalarından bir tanesinin araştırma geliştirme departmanında çalışan, lisedeyken IQ’ sü ortalamayı alt üst etmiş, doktora sahibi makine mühendisi arkadaşımın LEGO hakkındaki sözlerini bir iki cümle ile aktarıyorum sizlere:
İki yıl öncesine kadar LEGO’nun teknik serisinden bir uzay gemisi yapmıştım. Yapmak da ne kelime bayağı bir uğraşmış ve hatta yorumlayarak ilerlemiştim. Üzerinde 14-16 yaş arası yazıyordu ama o yaş aralığı seni yanıltmasın sakın…
Akademik bir titre sahip, yüksek öğrenimin en üst basamaklarına kadar tırmanmış ve hepsinden önemlisi sıradan değil, şirketinin en stratejik departmanında -araştırma geliştirme biriminde- istihdam edilmiş, evli barklı bu arkadaşıma ‘ya işin gücün yok, avare avare bu tip oyuncaklarla mı oynuyorsun’ şeklinde bir serzenişte bulunulduğunu varsayalım. Ne kadar komik olur düşünmek bile istemiyorum.
Böyle şeyler oluyor mu? demeyin sakın. Çünkü ne yazık ki bazı kimseler bu tip bir oyuncağın yetişkin de olsa insana nasıl bir perspektif kazandırdığını, analitik geometrinin gizemli dünyasına nasıl bir kapı açtığını bilemeyebiliyorlar.
Bazıları ise bu modellerin yapılış evresini değil de yapılmış son hâlini görüyorlar. Bu yüzden de modeli yapan kişinin, birbirinden farklı yüzlerce, bazen binlerce parçayı nasıl bir araya getirip anlamlı bir bütün oluşturduğunu anlayamıyorlar.
Ayrıca karmaşık bir LEGO modeliyle uğraşan bir kişinin beyninin kıvrımlarına nasıl da kan pompalandığını ve bu kan akışı neticesinde beynin kılcallarındaki sirkülasyonun debisini de tasavvur edemiyorlar. Oyuncak deyip geçiştirebiliyorlar.
Zaten LEGO firmasının web sayfası incelendiğinde, bir dozer ya da iş makinası modelini tasarlamak için çok sayıda makine ve elektronik yüksek mühendisinin sahaya indikleri görülebilecektir. Yani piyasaya sürecekleri modelin aslını, hareket halindeyken ve iş yükü altındayken ayrıntılarıyla inceleyerek, aylar süren titiz bir çalışma yaptıkları gözlemlenebilecektir.
Teknik seriye ait, parça adedi yönünden 1877 parçayla firmanın ürettiği en komplike model olan vinçli bir kamyonu on yedi saatlik bir sürede, gözlerimin neredeyse iptal olması pahasına aylar önce bitirmiştim. En son, makine bölümünde okurken, hocamızın teknik resmini verdiği bir parçayı aynı ölçülerle ürettiğimde böylesine keyif aldığımı ve coşkunun şahikalarında dolandığımı hatırlıyorum.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) geçtiğimiz aylarda gençleri bu amaç için boşuna mı bir araya toplayıp LEGO buluşması gerçekleştirdi sanıyorsunuz ?
LEGO’ nun TÜBİTAK’ın yayınlarında kendinden söz ettirmesi onun bilimsel yönünü başlı başına zaten ortaya koyuyor. Ama daha ilginci, TÜBİTAK bu yayınlarında LEGO’ dan bahsederken ‘oyuncak’ ve ‘çocuk’ kelimeleri telaffuz edilmiyor bile. Bunu bilerek yapıyor çünkü pozitif bilim LEGO’ yu ortalama halk kitlelerinden farklı algılıyor. Ona, hak ettiği bilimsel nosyonu ve misyonu yüklemesini biliyor.
İleri model LEGO’ larda, mekanik ve elektronik biliminin bir sentezi olan mekatroniğin muhteşem cisimleşmesini görürsünüz. Firmanın 2009'da piyasaya sürdüğü son ürünlerden bir tanesinde ise mekatronik aksama, bilgisayar teknolojisi eklenmiş. Sensörleri olan ve komut alan robot model tasarlamışlar.
Ağzım açık dudağım uçuklayarak izliyorum gelişmeleri.
Bu güzel tabloyu bozan bir şey yok sanmayın. Var. Ne yazık ki LEGO, diğer ülkelerdeki satış fiyatına göre Türkiye’ de en pahalı satış fiyatıyla piyasaya sunulmuş.
İlgili bakanlık yetkilileri koordineli bir şekilde bu duruma el bile atabilirler. Madem gençliğimiz geleceğimiz…
Gerçeğini tam yansıtmasa da internetteki bazı web sayfaları, LEGO ile ilgili güzel tasarımlar yapma imkânı sağlayabiliyor.
Oraları tıkladığınızda anlayacaksınız ki, bu iş boş adam işi sıradan bir oyuncak mı, yoksa analitik geometriyle uzay geometri arasındaki eşsiz korelasyonu, matematik diliyle anlatan yaratıcı mucitlerin, ummanı andıran keşif dünyası mı?
Sabrın sonu ile
Bibliyografya:
[1]"Kendi Lego Setinizi Kendiniz Yaratın", TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Yıldız Takımı Eki, Ağustos 2008- sf.23