- Kategori
- Felsefe
Özgürlük...

Kendin olmak
Özgürlük kendin olman demek
ne kadar da ürkütücü!
özgürlüğün korkusuyla bağlanırsın
her şeye, herhangi bir şeye
paraya, erke, işe, eşe,
tutulursun bir çılgın ‘gidiş-geliş’e.
tutkun, seçtiğin tutukluluğun
peki isyanın niye…?
Veya vazgeç…
neden olmasın…?
izin ver, yaşamın biraz rahatlasın.
korkular takılmış kendi ördüğün ağa
çöz bağları, göreceksin
giden kadar gelen olur odağına...
Güneş DAVENPORT
Gitgide sıradanlaşan dünyada, sıradan yaşamların sıradan yolcularıyız. Önceden tasarlanmış bir senaryonun önemsiz parçalarıyız. İşte içinde yaşadığımız bu dünyanın bize bu senaryoda vermiş olduğu rol; Hiçbir zaman kendi gerçek yaşamlarımızı gönlümüzce, doğaçlama olarak oynamak olmamıştır. İçinde yaşadığımız bu dünya, daha doğduğumuz anda kendi senaryosunu elimize tutuşturmuş, zaman zaman karşımıza: Annemiz, Babamız, Öğretmenimiz, değer yargılarımız ve egolarımız olarak çıkarak bizim için çizmiş olduğu yoldan ayrılmamıza izin vermemiştir.
Sonunda da kurgulanmış rollerimize o kadar ayak uydurur olduk ki, gerçek bizden öte rollerimiz gerçek biz diye yaşayarak düş diyarlarında bal yapmayan arılar gibi gezinip durduk.
Nadir de olsa uyuduğumuz derin uykudan bir süreliğine uyanarak bu yoldan ayrılma, kendimiz olma isteği şiddetle cezalandırılmıştır.
İnsanın aciz, her zaman kolay ile yetinen doğasından olsa gerek etrafımızdaki küçük su birikintileri ile yetinmek, sarp ve kayalık dağları aşarak bizi bekleyen okyanuslara ulaşmaktan daha kolay ve acısız olmuştur.
Her ne kadar çoğumuz yolun kolayını bir yaşam tarzı olarak benimsese de, içimizden hiç atamadığımız o huzursuzluk, doyumsuzluk, kendimizi başka yerlere yada zamanlara ait hissetme duygusu, her ne kadar kendimizi mutlu zannetsek de yüreğimizin bir kenarındaki daimi mutsuzluğumuz bize içilen rolden memnun olmayıp sürekli bir arayış içinde olmamızın güçlü bir emaresidir.
İşte zincirlerini kırıp, yüreğinin sesini dinleyerek bu arayışın peşinden gidenler de kendine biçilen figüran rollerini değil, kendi emeği, hakkı ve her şeyi göze alarak kendi olmayı başarabilen, kendi yazdıkları filmin baş rol oyuncuları, gerçek Ali’ler Ayşeler Ahmet’ler ve Zeynep’ler olmuşlardır.
Ne mutlu onlara…