Özgürlük adına / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Özgürlük adına

Özgürlük adına
 

Özgürlük ne yüce bir kavramdır, uğruna savaşlar verilmiş, kan dökülmüş, medeniyetler yıkılıp, medeniyetler kurulmuştur. Tarihsel süreçte, özgürlük adına yapılan bütün savaşların ve kavgaların, dökülen kanın ardından bugüne baktığımızda hala özgür bir dünya ütopyasının peşinde koşuyoruz.

Çevreci bir vakfımız internet sitesinde kişilerin yaşam standardına göre yılda tükettiği karbon gazını ölçerek, yılda kaç tane ağaç dikmesi gerektiğini gösteriyor. Ama Konya ovası hızla çöl olurken, Tuz Gölü bir kaya gölüne dönerken aynı vakfımızın mevcut ve geçmiş hükümetlerin politikalarını eleştiren ne bir tavrı, ne de bir duruşunu göremiyoruz. İstanbul’un oksijen deposu ormanlarına lüks siteler yapılırken, yıkılma kararına karşı hükümet ve belediye de anlaşılamaz bir hareketsizlik varken çevreci vakıf ve örgütlerimiz konuyu seyretme özgürlüklerini kullanıyorlar. Nasıl olsa sitelerinde karbonmetreleri var, ölç karbonmetrede kaç ağaç dikeceğini, sonra da sms ile bağış yap. Yap ki bu çevreci vakfımız senin adına ağaç diksin ve oksijenimizi gaspeden bu kötü insanların(!) yaptıkları yanına kalırken, biz kendi saldığımız gazın bedeli ile yetinip, çevreye duyarlı olma özgürlüğümüzü kullanalım. Bireysel olarak yapılan çabalar bile benim nazarımda daha değerlidir. Nitekim blog yazarı dostumuz Yusuf Aysan bir kampanya fikrini olgunlaştırmaya çabalıyor. Bana göre bu örgütlerden daha asil ve duyarlı bir yaklaşımı var. Küresel ısınmaya karşı bir tavır koymak için iyi bir başlangıç ama yetersiz. Dünyada en çok karbon gazı salınımını yapan ABD, Rusya ve Çin’e (toplam%65) dur deme zamanı geçmektedir. Bu ülkelerin dünyanın içine etme özgürlüğü diye birşey var mıdır?

Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de bir öğretmenimiz öldürüldü, televizyonda küçük bir haber olarak verildi, çoğumuz unuttu bile. Kan davası uğruna gencecik öğretmene sokak ortasında kurşun yağmuruna tuttular. Ne uğruna...? Ortaçağdan kalma kan davası uğruna... Cinayeti protesto eden bir grubun “kahrolsun aşiret”diye bağırması dikkatimi çekti. Yıllardan beri hep söylerim, doğu ve güneydoğunun en büyük sorunu aşiretlerdir. Terör , aşiretlerin beslendiği bir damardır, aşiretler bölge halkına yoksulluktan, cahillikten, kulluktan başka bir şey vermemiştir. Kan davası uğruna hasmının canını alma özgürlüğü diye birşey var mıdır?

Karadeniz Ereğli’sinde “Amerika’dan korkmuyoruz”adlı bir imza kampanyası düzenleyen sol görüşlü bir gruba, ülkücü bir başka grup saldırdı. Amerika bile milliyetçiliği ön plana çıkaran ülkücülerin bu saldırısına şaşırmıştır herhalde. Çünkü Amerika’yı protesto eden bir grup başka bir ülkede böyle linç edilme tehlikesi geçirmemiştir herhalde. İçimizdeki bu linç kültürü, başka fikirlere tahammülsüzlük, sürü psikolojisi, sayısal üstünlüğe sahip olmanın verdiği barbarlık içgüdüsü bize bu görüntüleri daha çok yaşatacak gibi görünüyor (Celal Çelik üstadımızın bu haber ile ilgili yazısını okuyunuz). Ülkücü kardeşlerime sorarım: Ülkücüler ezan, bayrak, vatan uğruna politika yaparken, komşu kapımız Irak, ABD işgali altında ezilirken, ezanı, bayrağı, vatanları yerle bir edilirken, Amerika’yı protesto eden (siyasi görüşü ne olursa olsun) kim olursa gidip alnından öpmeniz gerekmez mi? Bizim gibi düşünmeyenleri dövme, öldürme özgürlüğü diye bir şey var mıdır?

Devrimcilik heyecan verici tanımdır, devrimcilik karşı koymaktır, başkaldırmaktır. Devrimcilik kavramına hep sol kesim sahip çıkmıştır. Oysa dünyanın en büyük devrimcilerinden biri de peygamberimiz Hz.Muhammed’dir. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesine dur diyerek asil bir devrimcilik örneği göstermiştir. Ama siyasal islam savunucuları bunu bir devrimcilik kalıbına hiçbir zaman koymamıştır. Fatih Sultan Mehmet de bir devrimcidir, bir çağı kapatıp yeni bir çağın açılmasına neden olmuştur.Tarihi geçmişimizin belli kalıplara göre bize dayatılma özgürlüğü diye birşey var mıdır?

Ülkemizin siyasi gündemi bir hayli yoğun, malum cumhurbaşkanlığı seçimi, ardından genel seçimler bizi bir hayli hareketli günler bekliyor. Akp’nin Tayyip bey ya da bir başkasını Çankaya’ya çıkarması artık garantidir. Muhalefet ve ordu kanadının bütün hesabı tayyip bey’i o makama çıkarmamaktır. Peki Tayyip bey olmazsa kim olacak? Yine Akp grubunun adayı seçilecek ve yeni cumhurbaşkanı olacak. Yeni cumhurbaşkanı nasıl biri olmalı peki? Cevap Çankaya’da oturmaktadır; sayın Ahmet Necdet Sezer gibi birisi olmalıdır. Hukukun üstünlüğüne adanmış bir hayat, çağdaş , demokrat bir kişilik, toplumu kucaklayan, sokaktaki vatandaşla barışık, dış dünyaya karşı ciddi bir devlet adamı portresi çizen bir lider....

Herbirimizin özgürlük anlayışı farklı olsa da, başkasının haklarına sahip çıktığımız kadar özgürüz. Bizim gibi düşünmeyenlere ne kadar tahammül ediyorsak o kadar özgürüz. Kapı komşumuz ne kadar özgürse, biz de o kadar özgür bir ülkeyiz....

Fotoğraf:Hatice Yazıcıoğlu'na ait bir seramik çalışma

 
Toplam blog
: 242
: 1784
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

1970 doğumluyum.Karadenizin bir sahil şehrinden, hayatın güler yüzlü tarafına tutunmak için İstan..