- Kategori
- Kişisel Gelişim
Özgüven
İnsanın hayatının her anında muhtaçlık duyduğu varlığının bir temsilcisi, göstergesi sayılabilecek bir olgudur. Yeri geldiğinde masadaki yumruğuyla “evet! Benim düşüncem ve düşüncemle varım.” Kelimelerinin ağzından dökülmesinin ve bunu tüm bedeniyle onaylamasının kaynağıdır.
Toplum içersinde yaşamak insanın varlığını göstermesini gerektirir. Aksi taktirde çoğunlukta yitip gitmiş bir sürünün koyunu olarak güdülmekten ileri gidilemez. Toplumdaki varlığının göstergesi göreceli bir kavramdır.
Bazı beyinlerce bu gösterge şekli çok basitleştirilerek insanın “o” insan olup olmamasından çıkarak sadece bir simgeye muhtaç olmasına kadar alçalmaktadır. Artık o insan kişiliğini, varlığını, oluş amacını ve de en önemlisi beynini ve düşüncesini bir hiç sayarak tek oluş amacını sembolizme bağlamıştır. Bu amaçsızlıkla toplumdaki “yerini” (kendi beynine göre) en hak edecek şekilde almıştır. Ta ki kendi için daha maddi değeri yüksek bir kıyafet bulana dek.
Daha gelişmiş ve “beynim için varım” felsefesiyle toplumda yerini almış insanlar sembolizm’den uzak gerçekçi ve düşünsel bir tavır içerisinde, daha önce bahsettiğimiz kişilerin aksine sonuna kadar düşüncesinin arkasında durabilen, tamamen karşıt bir ortam içerisinde bile beynine duyduğu güvenle düşüncesini sonuna dek savunabilen kararlı kişilerdir. Kesinlikle sürünün koyunu olamazlar. Toplumda her şeylerini kaybetmiş olsalar bile, onları toplumda yer edindiren olgu, beyinlerini asla kaybetmezler. Toplumdaki varlıklarını yaşamları boyunca hissedilir.
Bilal TONGA
29.05.07