- Kategori
- Psikoloji
Parayı Sadece Bir Kez Düşünen Bir İnsanın Hikayesi

Bilinçaltı Günlükleri - Para
Parayı hiç önemsemezdi. Gönlü bonkördü. Paranın azını kendine ayırır, gerisini çevresindeki insanların ihtiyaçları için harcardı. Parasını paylaşırken hiç tereddüt etmezdi. Hatta üzerinde hiç düşünmezdi bile. Kendini değersiz hissettiği için bana geldiği o ana kadar hiç üzerinde düşünmedi. İlk kez düşünüyordu. Çok para kazanmak için çok yoğun çalışıyordu. Neden bu kadar yoğun çalıştığını sordum. “Çok para kazanmak için” dedi. Parayla ne yapmayı planladığını sordum “Çok parası olduğunda”, durdu... ilk kez düşünüyordu bunu: “Özgür olacağım” dedi. Peki, özgür olmak sana ne hissettirecek diye sordum. Aniden “değerli hissedeceğim” diye yanıtladı. Değer üzerinden devam ettik. Sonunda, değerin kendisi için önemi ve yüklediği anlam gün yüzü gibi açığa çıkmıştı: “Bir şeye değer mi, değmez mi kendisi bilecekti. Değeri kendisi belirleyecekti. Hiç kimseyi ne kadar değerli olduğuna ikna etmek için çaba sarf etmek istemiyordu. Değeri belirleme konusunda özgür olmak istiyordu.” Sevgi eksikliği, değersizlik inancını beslemiş. Paraya verilen önemi kendi değerini belirlemeyle eş tutmuş ama para kazandıkça değersizlik hissi geçmemişti.
Bay S. 30’lu yaşlarda, kendi şirketi olan, yoğun bir iş temposuna sahip üretken ve başarılı bir girişimciydi. Etrafındaki insanlarla samimi ilişkiler kurmaya önem verirdi, o yüzden etrafında sadece güvendiği kısıtlı kişilerden oluşan dar bir çevresi vardı.
İlk seansımızda daha çok yorgunluktan ve hayatta tam istediği noktaya henüz varamamış olduğundan bahsettik. Kendini çok fazla eleştiren bir yapısı vardı. Zihni sürekli sorunlar ve bu sorunlara çözüm üretmek için düşünceler üretiyordu.
Zamanının büyük bir çoğunluğunu iş kaplamıştı. Çok fazla çalışıyordu. Kazandığı parayla kendi için yaptığı özel hiç bir şey yoktu. Daha çok etrafındakilere bir şeyler vermekten keyif alıyordu. Örneğin bir yemeğe gittiğinde herkesin hesabını ödüyor ya da bir arkadaşının gerçekten istediği bir şey olur ise onun o işini halletmeye çalışıyordu. Para hesabını yapmaz yada tasarruf yapmazdı. Her zaman daha çok kazanacağına odaklıydı. "Ben biriktirmeye değil, daha çoğunu kazanmaya odaklıyım diyordu." Hesap yapmak ona küçük hesaplarla uğraşmak olarak geliyordu.
Yaptığımız bilinçaltı çalışmalarda; Çocukluk dönemi babasının paraya aşırı değer verdiği hatta insanlar dahil bir çok şeyin değerini para ile orantılı ölçtüğü anılar ile doluydu. Babası için ne kadar başarılı, iyi yada değerli olduğu kişinin ne kadar parası olduğu ile eşdeğerdi.
Çocukluğumuzda değerimizi, kabul ve onay almamızı belirleyen yegane kişiler anne ve babamızdır. Bay S. sadece var olduğu için, kendi olarak, değerli olduğunu hiç hissedememişti. Sırf Özünün değer görmemesi, anne ve babasından kabul ve onay almasının hep maddi başarılara bağlı kalması onun içinde derin bir değersizlik inancı geliştirmişti. Çalışmalara başlamadan önce terapide en çok kullandığı cümle bu kadar çok çalışıyorum fakat hala hak ettiğim kadar paraya sahip değilim olmuştu. Gerçekte yakındığı ve hayatta takılı kaldığı şey hiçbir zaman alamadığı ve hakettiği DEĞER'di. Ve o öyle derin bir boşluk oluşturmuştu ki ne kadar çok çalışsa da ya da para kazansa da asla yeterli olmayacaktı. Yaptığımız çalışmalarda istediği Özgürlüğe aslında şimdi ve burada sahip olduğu farkındalığına erişti. Bir yerlerde yada bir şeyler elde edince değil hemen şimdi ve burada özgürdü artık. İçindeki çocuğu fark etmesi ve kalbini ona gerçekten açmasına izin vermesi ve onu deneyimlemesi istendi. Ve o çocuğun alamadığı hak ettiği değeri içindeki çocuk ile gerçek bir bağ kurarak, koşulsuz sevgi ve değer sunarak ona verdi.
Şimdi bay S. Biliyor ki kendisi bir varlık olarak öz olarak zaten değerli. Bunu içinde hissediyor. Parayı artık daha doğru yönetmeyi öğrenirken, işle ilgili zaman yönetimini daha doğru yaparak artık hayatı ıskalamıyor.