- Kategori
- Sinema
Parker ve Lopez

JASON STATHAM
Kaslı vücudu, sert bakışları, köşeli yüz hatlarıyla Jason Statham’in aksiyon rollerine yakışan bir oyuncu olduğu tartışılmaz. Kariyerinin başında İngiliz filmlerinde aldığı ikinci sınıf rollerden, B sınıf aksiyonların aranılan oyunculuğuna sıçrayan Statham, bu kez perdenin gediklilerinden Parker karakterini canlandırıyor. Richard Stark’ın yazdığı Parker’ın maceraları sekizinci kez ve ilk kez Parker kimliğiyle perdeye uyarlanıyor. En başarılı iki uyarlama olarak bilinen “Dönüşü Olmayan Yol-Point Black” (1969) da aynı karakteri Lee Marvin unutulmaz bir performansla Walker, “Gününü Göreceksin- Payback” (1999) de Mel Gibson da Porter kimlikleriyle canlandırdı.
Film Parker’ın iş birliği yaptığı çeteyle Ohio’da fuar alanının kasasını soymasıyla açılıyor. Deneyimli yönetmen Taylor Hackford soygunu farklı cephelerden başarılı bir kurguyla yansıtıyor. Soygun sonrası çetenin elemanları tarafından kazıklanan ve vurulan Parker, öldü zannedilerek yol kenarına bırakılır. Yaşama dönen Parker ne pahasına olursa olsun intikamını alacağına yemin eder. Miami’de büyük bir mücevher soygununa hazırlanan çetenin peşine düşer.
Statham gibi “Taşıyıcı”, “Tetikçi” türü adrenalin yüklü filmlerin oyuncusunu kadroya alıp, ağır aksak işleyen bir soygun öyküsünün parçası yapmak sorun yaratıyor. Seyircinin beklentisi yerine gelmediği gibi, Statham ‘da “züccaciye dükkanındaki fil” durumuna düşüyor. Jennifer Lopez’de kariyerinin en eğreti rolünü oynuyor. Kırklı yaşlarda, erkeklerden yana şanssız, ezik emlakçı karakteri Lopez karizmasındaki bir oyuncuyla uyuşmuyor. Kalçalarını gösterdiği sekans dışında varlığı fark edilmiyor.
Bugün soygun ve aksiyonu harmanlayan filmler, tempo ve yaratıcılık olarak klasik örneklerinden çok farklı bir çizgiye geldiler. Artık devir “Görevimiz Tehlike-Mission Impossible”, ”Ocean 12” gibi harmanların devri. Suç filmlerinin diğer bir alternatifi de bir Tarantino veya Coen Kardeşler ustalığında tuhaf karakterleri ve şiddeti birleştirmek. Bu örnekler karşısında Parker ellili yıllardan kalma soygun filmleri havasında.
En son yedi yıl önce Ray Charles’ın otobiyografik öyküsünü anlattığı “Ray” ile Oscar’a aday olan Taylor Hacford bu kez yaratıcıktan uzak bir “Porter” sunuyor. Geriye Palm Beach ve Miami’nin kartpostal güzellikleri kalıyor.
Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır