- Kategori
- Güncel
Patronlar Örnek Alınsın, Pazarları da Çalışılsın, Öyle mi?

Bir işin var; yaşam mücadelesi veriyorsun!
İşinden elde edileni tek başına harcadığın gibi, geride eline bakan kim bilir kaç “boğaz” var. Onlardan da sen sorumlusunuz. Yerine göre, kimi harcamalarda kısıtlama yapacak, varsa, çocukları geleceğe hazırlayacak, çocukların iş güç sahibi olmaları için gece gündüz dinip duracaksın.
Çalışacaksın, koşullar daha çok çalışmanı da gerektirecek.
Ancak, öyle işler var ki, işinin patronu değilsen, bir emekçiysen, eve girecek para bellidir. Bu bakımdan keseden çıkacak parayı nasıl kullanacağın, neye harcayacağın, nelerden kısıtlayacağın da önemli.
İş seninse, işini yürüten emekçiden daha çok çalışacak, işine dört elle sarılacaksın. İş senin olmasa da, belirlenen çalışması süresince, işini aksatmayacak, görev sorumluluğu/ bilinciyle çalışacaksın.
*****
İşeverenle çalışanı, çalışma saatleri açısından karşılaştırmak, “Bak patron sabahın köründe işe geliyor” dedikten sonra, çalışandan/ emekçiden özveride bulunmasını beklemek, dünyada yapılacak en büyük karşılaştırma yalanı/ mantıksızlığı olsa gerek.
Ayrıca, Bakanların, Başbakan’ın çok çalışmasını, uykudan feragat etmesini örnek göstermek de, konuyu saptırmanın dik âlâsıdır?
Sana hak ettiğinin verilmesini bırakalım bir yana, patron gibi çalışıyorsun diye de önüne paralar mı dökülüyor; dökülüyor da sen yoksa kaytarıyor musun?
Devlet de, memurlar, kamu işleri için bir “patron”dur. Devlet, seni zamlar karşısında ne ölçüde kolluyor? Yapılan zamların yanında devletin çalışanına yaptığı zam, “devede kulak” kalmıyor mu?
*****
Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın “cumartesi de çalışılsın” demesine işadamları ne diyeceği sorulmuş, onlar da, çalışanları kendileri gibi patron sanmış olmalılar ki, çok çalışmanın erdeminden söz etmişler?
Ne mi demişler?
Neler dememişler ki!...
“Türkiye’nin verimli ve çok çalışan bir ülke olması gerekiyor. ABD bu şekilde çalışıyor. Biz onlardan çok mu ileriyiz ki, bu kadar tatil yapıyoruz. Ben de her gün 06.30'da işe başlarım.” (Zorlu Holding Başkanı Ahmet Nazif Zorlu)
“Yıllarca saat 06.00'da uyandım. Başbakan bile birkaç saat uyuyor. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar uyunmalı. Avrupa Birliği tembelliğin cezasını çekiyor.” (Sanko Holding Başkanı Abdulkadir Konukoğlu)
“Bir patron olarak cumartesi değil, pazar günleri de çalışılsın isterim. Hayatım boyunca 7'yi 1 geçe kalktığımı hatırlamam. Mesai saatleriyle bu şekilde oynamak yerine, daha verimli ve enerji kaynaklarını da daha etkin kullanacak başka öneriler bulalım." (Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu)
"Cumartesi günü Türkiye çalışmalı. Cumartesi kamu dairelerinin de çalışması taraftarıyım. En azından saat 14.00'e kadar.” (Limak Holding Başkanı Nihat Özdemir)
Gördüğünüz gibi patronlarınsözleri, işlerini ne kadar sevdikleri, insanım gözlerini yaşatıyor. İçlerinde sadece Ali Ağaoğlu, çok çalışmaktan yana görüş bildirmesine karşın, “mesai saatleriyle oynamak yerine”, “verimli ve enerji kaynaklarını daha etkin kullanacak” öneriler getirilmesi istiyor.
Patronun erken kalkması, çok çalışmasında yadırganacak bir yan yok. Asıl üzerinde durulacak olan, çalışana “sosyal hakları”nın ne ölçüde verilip verilmediği...
*****
Ağzından bal akan patronları görünce insanın sorası, diyesi geliyor:
Çalışan konumunda olsaydınız nasıl konuşurdunuz?
İşe giderken her halde dolmuş/ otobüs kuyruğunda beklemiyorsunuzdur!
İşe giderken acaba bir gün olsun bir damla yağmur yediniz mi?
Sorular, sorular...
Çalışanlarınızla yer değiştirmeyi hiç düşündünüz mü?
Bu konuda bir “empati” yapmaya, gerçekten yapmaya ne dersiniz?
Ey Türkiye’ye düzen/ yön vermeye çalışanlar, “çalışmanın erdemleri”nden söz edeceğinize, çalışanları tatillerde çalışmaya zorlayacağınıza, “İş” diye yırtınanlara devlet/ patron olarak iş bulun bakalım, onlar, çalışacaklar mı çalışmayacak mı?
Denemesi bedava!
Ne dersiniz?
TURGUT ÇELİK/ Mersin