​ PEDAGOG / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '20

 
Kategori
Öykü
 

PEDAGOG

Küçük Adam Susam Sokağı’nı izledikten sonra üç tekerlekli bisikletine aksesuar için evde bir o yana bir bu yana koşturmaya başladı. Önce ablasının ders çalıştığı odaya girdi ve oyuncak tabancasını aldı. Sonrasında da çamaşır dolabından beyaz renkli alt içi çamaşırını aldı. Üç tekerlekli bisikletine oturduktan sonra tabancasını beline takıp kask olarak kullanacağı alt iç çamaşırını başına geçirdi.

Artık kötü adamları yakalamaya hazırdı. Kötü adamları yakalarken onları öldürmüyor, sadece onları korkutarak yakalıyordu. Bunu Red Kit’den öğrenmişti. Önce evin holüne doğru sürdü bisikletini. Misafir Odasına gidip kanepenin yanına bisikletini park ettikten sonra sekiz kişilik yemek masasının altında sipere yatıp kötü adamları etkisiz hale getirmek için ateş etmeye başladı. Büyük bir ustalıkla masanın altından kalktı ve kanepenin üstüne atlayıp kötü adamlarla mücadeleye devam etti. Buna rağmen gangsterler kaçmayı başarmışlardı. Küçük Adam bisiklete atlayıp peşlerinden gitti. Oturma odasından ablasının çalıştığı odaya oradan da anne ile babanın uyuduğu odaya doğru bisikletiyle kovaladı gangsterleri. Sonunda gangsterleri yakalayan Küçük Adam mutfakta yemek yapmakta olan annesinin yanına gitti.

Kıvırcık sarı saçlı ,yeşil gözlü Küçük Adam annesinin hazırladığı salçalı ekmeği üzerinde Red Kit resmi olan gri renkli pijamasına dökmeden yemeye çalışıyordu. Beş yaşında olmasına rağmen kendini polis olmak için yeterli görüyor , suçlulara göz açtırmayacak kadar iddialıydı Küçük Adam. Salçalı ekmeğini yerken üniversite sınavlarına hazırlanmakta olan ablası içeri girdi. Ders çalışmasına mola vermişti. Bu sırada tombul bir serçe pencereden içeri girip mutfağın hemen yanındaki oturma odasında tur atmaya başladı. Küçük Adam serçenin kaçmaması için pencereleri kapadı. Büyük bir hayranlıkla serçeyi izlemeye koyuldu. Serçe ise tur atmayı bırakmış pencere kolunda dinleniyordu. Küçük Adam’ın ablası serçeye ekmek kırıntıları getirdi.

Bir süre sonra Küçük Adam’ın annesi pencereyi açmak istedi ama Küçük Adam buna engel oldu. Annesine serçe bizimle kalsın diye ısrar ediyordu Küçük Adam. Annesi ise serçenin gitmesini istiyordu. Küçük Adam serçenin kalması konusunda ısrarlıydı. Annesi ise sakin bir tavırla serçenin gitmesi gerektiğini söyledi. Küçük Adam ağlamaklı bir şekilde sebebini sordu. Anne ise sevecen tavrıyla Küçük Adam’a ‘’Gitmesi gerekiyor oğlum onunda bir annesi var annesi özler onu şimdi’’ dedi. Küçük Adam biraz düşündükten sonra annesine hak verdi ve kapattığı pencereyi açarak serçenin annesinin yanına gitmesine izin verdi. Abla ders çalışmak için odasına gittikten sonra Anne ‘’Aferin benim akıllı çocuğuma’’ diyerek oğlunun saçlarını okşadı ve pencere kenarındaki ekmek kırıntılarını temizlemeye girişti.

Anne pedagoji eğitimi almamıştı ama Küçük Adam’a ‘’Aç şu pencereyi, serçeyle uğraştırma beni’’ demek yerine onun da bir annesi olduğunu söyleyerek adeta bir pedagog gibi davranmıştı. Bu ilk defa yaptığı bir şey değildi. Daha önce de ‘‘Anne Güneş neden batar ?’’diye soran Küçük Adam’a ‘’saçma sapan sorular sorma!’ demek yerine ‘uykusu gelir oğlum ‘ demişti. Çocuklarla iletişim kurma becerisini eğitim almadan annelik içgüdüsüyle edinmiş alaylı bir pedagogun oğlu olduğu için Küçük Adam gerçekten çok ama çok şanslı. Keşke tüm çocuklar onun kadar şanslı olsa.

 
Toplam blog
: 93
: 87
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..