​ Peki!? / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Peki!?

Peki!?
 

Ramazan dolayısıyla hangi kanalı açsak İftar programları ile karşılaşıyoruz. Durum böyle olunca da ve evde anneanne de olunca ister istemez o programlarda ne söyleniyor, ne anlatılıyor duyuyorsunuz. Anneannem Cuma akşamı Prof. Dr. Mustafa Karataş ile Muhabbet Saati adlı Show Tv’de yayınlanan programı izliyordu. Ben de sabırla sorulan soruları ve verilen cevapları dinliyordum. Sabırla diyorum; çünkü gerçekten aynı soruları her Ramazan soran bu insanlardan çok sıkılmıştım ve izlemek istemiyordum. Ki zaten küçüklüğünden beri bu soruları duyan, bu sorularla büyümüş biriyseniz hakikaten sıkılıyorsunuz. O akşama dönecek olursak; sahneye 4 çocuk çıkmıştı ve çocuklar o gün karne almıştı. Karne alan bu çocuklara Prof. Dr. Mustafa Karataş 5 Lira veriyor ve teşekkür eden çocuklardan aynı zamanda “peki” demesini istiyordu. İyi de neden “peki!?” Peki “evet” demek değil mi?
Bu çocuklar “teşekkür ediyor” hoca ısrarla teşekkür eden bu çocuklara “peki” de diyin bakalım diyor.
Bir de ekliyor; “Çocuklarınıza peki demesini öğretin!”

Böyle bir saçmalık görmedim. Aileler ise; “Ah yavrum nasıl da peki dedi, havasındalar. Bir tebessümler, bir mutluluk var ki gözlerde sormayın!”

Şaşırmıyorum, alt mesajı herkesin anlamasını da beklemiyorum. Ama özetle alt mesaj şu;

“İtiraz etmeyen, sorgusuz-sualsiz peki diyen çocuklar yetiştirin!”

O çocuklar neden peki dediklerini de anlamadan peki diyerek resmen hocanın showunun birer “kurbanıydılar.”

Yazık değil mi reyting uğruna, hak-hukuk-din vs diyerek bir de o kadar yıllarını vererek Profesör olan bu hocanın böyle çocukları kullanması.

Bu benim şahsi düşüncem, birilerine hakaret olarak algılanmasın. Hocalarla problemim de yok. :)
İnsanların para uğruna showlarına çocukları alet etmesine tahammül edemiyorum ve son olarak Şeyh Sadi Sirazi'nin sözünü eklemek istiyorum. Bu sözü ilk okudupumda liseye gidiyordum ve o zamandan beridir sık sık söylerim: "Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride koyun gibi güdülmesinler." Özellikle anneler! Lütfen kuzu gibi büyütülen, koyun gibi güdülen, sorgusuz sualsiz her şeye peki diyen çocuklar yetiştirmeyiniz! Bırakın, itiraz etsin. Bırakın, sizi dinlemesin. Sonuç olarak hep siz yanında olmayacaksınız. Kendi düşünceleriyle hareket edebilmek, bunu rahatça ifade edebilmek.. Bu harika ve tehlikesiz bir şey..

İkinci problem;

5 yaşında anaokuluna giden kız çocuğunun; “Hocam, kız çocukları kaç yaşında tesettüre girmelidir?” sorusu. Hoca önce gülerek karşılıyor; “Sen tesettür ne biliyor musun?” diye soruyor. Kız çocuğu “Evet” yanıtını veriyor. “Sen de tesettüre girecek misin?” diye devam ediyor. Kız çocuğu yine “Evet” yanıtını veriyor. Hoca devam ediyor; Kız çocukları 12- 13 yaşlarında tesettüre girmelidir!?
Neyse... Yorumu size bırakıyorum.

 
Toplam blog
: 40
: 372
Kayıt tarihi
: 09.09.14
 
 

Balıkesirliyim. Kocaeli Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisansımı, Marmara Üni..