- Kategori
- Gündelik Yaşam
Pelit’in Adı Var, Tadı Yok

Her tatile gidişimde bir yığın anıyla birlikte dönmeyi seviyorum. Döndüğüm zaman seri imalata geçer gibi klavye başında üretim yapmanın keyfini başka hiçbir şeyde bulamıyorum.
Tabi üretim deyince matah bir şeyler ürettiğimi iddia etmiyorum. Ancak eğlencelik yazılar yazmayı, azıcık gülümsetmeyi, becerebilirsem düşündürtmeyi seviyorum. Bu tatil dönüşünde de sepetim hayli dolu sayılır. Yavaş yavaş, sindire sindire hepsini paylaşırız evelallah.
Başlıktan anlaşılacağı üzere ilk konumuz gıda sektörü üzerine. Daha doğrusu bu sektördeki bir marka üzerine. Yaşadığım tatsız bir olayı burada paylaşarak gerek yetkililerin gerekse sizlerin önlem alabilmesini sağlamak gayemdir.
**
Efendim genel olarak “yaş pasta” diye tabir edilen; kara-kuru ve genellikle bayat keklerin arasına krema ve krem şanti doldurularak yapılan pasta türünden pek hazzetmem. Çok güzel olduğunu bilmedikçe yememeye gayret ederim. Zira bu yaş pastaların ekseriyeti mideme ve barsaklarıma dokunuyor. Ya kekin bayatlığı, ya yağın kalitesizliği yahut kremaların sahteleri denk geliyor.
Tabi özel günlerde tadına baktığım ve beğendiğim pastalar da oluyor. Geçenlerde doğum günüm münasebetiyle bir dostumuzun hediyesi olrak gelen yaş pastayı tabiri yerindeyse parmaklarımı yalayarak yediğim anda dünyam değişti.
Artık yaş pastanın da çok güzel yapılabileceği, gerek kalitesi gerekse tadı açısından şaheser kıvamında olabileceğine aklım yattı. Hatta öyle ki pastanın hepsini bitiremedim diye hayli üzüldüm, nerdeyse kurdeşen dökecektim.
Hani o sırada bulunduğum mekan lüks bir yer olmasa; haydi lüks oldu diyelim etrafta bir tanecik tanıdık garson olsaydı kalan kısmını paket yaptırırdım. Şimdi özel geceye halel getirmeyelim diyerek kalan kısmını yanımıza alamadık. Yemekler ayrıca lezzetliydi zaten, üstüne bu pasta tam şenlik oldu. Tabi midem uzun zamandan sonra bayram etti.
Beni yakınen tanıyanlar iyi bilirler, biraz boğazıma düşkünümdür. Dilim varmıyor ama obur da diyebiliriz. Eskiden daha beterdim. Günde 3 öğün, 5 vakit yerdim. Ara öğünlerden ana öğünlere sıra gelmezdi. Yerdim dediysem her defasında tıka basa değil tabi. Günde bir kere tıka basa yedikten sonra diğer öğünlerde ve öğüncüklerde azar azar yerdim. Tabi benim az dediğim bir öğüncük sizin normal bir öğününüze denk gelirdi o da var :)
Tabi gençlik geçip gittikçe yemeyi azalttık mecburen. Şimdilerde iki kuru dilim ekmek yarım soğan kıvamına geldim. Allahu alem daha da azaltmak lazım :)
İşte o yaş pastanın tadı damağımızda kalınca arkadaşı aradım. Hem teşekkür edeceğim hem de pastanın memleketini soracağım. Pasta Pelit Pastanesinden alınmış. Daha önce ismini duymuştum. İstanbul’da yeni olduğumuzdan bu bilgileri de yavaş yavaş sindiriyoruz haliyle.
İşte Pelit’in o eşsiz yaş pastasının tadı damağımızda hala duruyorken, kurs için gittiğimiz Bağdat caddesindeki Pelit Pastanesini görünce gözlerimiz ışıldadı. Zevce hazretleri de bu konuda benimle hemfikir olduğundan hemen içeri damladık. Vakit biraz ilerlediğinden bizim yediğimiz pastadan kalmamıştı. Biz de küçük dilimlerden alalım dedik. Öyle yaptık.
Akşamleyin çayımı güzelce demledim. Pastayı da iştahla yiyeceğim. Daha ilk lokmayı aldığımda dünyam karardı. Sanki o an kıyamet kopmaya başladı, etraf sallanıyor ve benim bütün algılarım felç olmuş. Tadını daha iyi hissedeyim diye gözlerimi de kapatmıştım. Açmaya korkuyorum.
Gözlerimi açınca apartmanın yerle yeksan olduğunu göreceğim ve hatta belki benim de can çekişmekte olduğumu fark edeceğim sandım. Neyse ki cesaretimi toplayıp gözümü açtım. Etraf sakin, sessiz… Bir şey olduğu yok. Elimdeki meyveli dilim pastaya baktım. O da bana bakıyor. İçinden sarkan bayat keki adeta sırıtıyor. Üzerindeki kremanın iğrenç duruşunu ne siz sorun ne de ben söyleyeyim…
Şok şok şok… Daha yenice yediğim o meyveli yaş pastanın hatırasına ihanet etmeyecektim… Aldım mı dersimi! Hayır almadım. Daha doğrusu almamışım.
Geçen gün Bağdat Caddesiden geçerken zevce hazretlerinin pasta krizi tutunca Pelit’e uğradık yine. Diğer hadise üzerinden 3 ay kadar geçtiği için aklıma pastaların bozuk olacağı ihtimali filan gelmiyor. Yoksa benim araştırmacı ve buruşturmacı yazarlığım devreye girer anında haşlama çekerdim oradakilere.. Unutmuşum işte…
Yine büyük pasta almayalım, fazla gelir zaten iftarda mideler fazla bir şey almıyor diyerek dilim pastalara yöneldik. Bir meyveli ve bir de kestaneli aldık.
Akşam yine heyecanla pastamızı tabağa koyarken meyveli olanın duruşunda bir hastalık hali sezinledim. O anda eski anılar depreşti. Daha önceki bozuk pasta aklıma geldi. “Acaba” diyerek bir dilim aldım ve aynı kabusu yaşadım… Yine bozuk!!! Yine iğrenç bir tat! (Ekşimiş ve kokmuş)
Yahu Pelitci arkadaşlar. Bu dilim pastalarınızı size ait değil mi? Başkasının ürünü mü? Bir yanda eşsiz lezzetiyle kestaneli pasta duruyor, yanında çürük çarık meyveli! Nedir Allah aşkına bu tutarsızlık. Bayat ise satmayın! Ya da alanı uyarın! Sizin kalitenize yakıştıramadım. Üç kuruş fazla kazanacağız derken helal olmayan parayı kazandığınızı ve müşterilerinizi üzdüğünüzü fark edin lütfen. Ben hakkımı helal etmedim. 8-10 lira da olsa ben çürük pasta için vermedim o parayı.
Artık bir eksper mi görevlendirirsiniz, yoksa bizzat usta başına mı talimat verirsiniz bilmem, ama bence pastalarınızı elden geçirin (özellikle de dilim olanları). Kendinize ve çoluk çocuğunuza layık gördüklerinizi satmalısınız. Yanlış mıyım?
(NOT: Evimiz pastaneye çok uzak olduğu için bozuk pastayı geri götüremedim. 1 saatimi bunun için boşa harcamaya kıyamadım! Buradan da çıkarılacak ders pastaneniz evinize yakın olsun!)
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU
(İlave önemli bilgi / 25.08.2010: Şikayetimi mail yolu ile Pelit yetkililerine de bildirmiştim. Telefonla döndüler. Gayet kibar ve nazikçe sorunun araştırıldığını ve bütün pastanelerdeki dolapların yeniden kontrol edildiği bilgisini verdiler. Uygun bir zamanda fabrikalarına beklediklerini ve modern tesislerini gezdirebileceklerini ifade ettiler. Ayrıca böyle ürünün bozuk çıkması durumunda telefonla kendilerine ulaştığımızda hemen bozuk ürünün alarak analize gönderdiklerini, böyle bir durumda çekinmeden arayabileceğimizi bildirdiler. Sizlerin de bilgisi olsun diye not düşmekte fayda gördüm.)