- Kategori
- Deneme
Pencereler diyorum...

Pencereler diyorum, çok şey anlatıyorlar.
Kimisi dar, kimisi uzun, kimisi geniş, kimisi büyük, kimisi kirli kimisinin perdeleri bile yok, kimisi de ömrü boyunca perdesiz kalmamış.
Pencereler diyorum, bana insanları anlatıyorlar.
Ne zaman o evin önünden geçsem, perdesi hep kapalı.
İşte tam o anda, kafamda bir sürü fotoğraf beliriyor...
Hayattan bezmiş şişman bir adam, çoğunlukla haftada bir kere değiştirdiği o eski atletlerinden biriyle dolanıyor etrafta. Anıları paylaştığı sigarası bir türlü ağzından eksik olmuyor. Bir elindeyse zamanı unutturacak bir kumanda var. Televizyon sürekli açık fakat adamın seyredecek neşesi kalmamış. Oturuyor televizyonun karşısına ve sürekli düşünüyor. Kaybettiklerini, yaşamak istediklerini, olması gerekenleri, olmayanları, varını yoğunu düşünüyor. Sanki televizyon ona sadece ışık oluyormuş gibi, kapkaranlık odasının küçücük bir mumuymuş gibi... Yapayalnız çaresizliğinin arasında boğulan bir adam görüyorum.
Bazen de iki kıta arasında yolculuğumun tam ortasında o evi görüyorum. Fazlasıyla lüks...
Kocaman bir penceresi var ve o pencerelere perde takılmak yerine kıyafet giydirilmiş sanki. Herşey o kadar özenli gibi duruyor ki, bir o kadar özensiz olduğu anlaşılıyor o pencereden...
Ve o pencerenin hayatını görüyorum. Bir kadın var ve o da yalnız fakat öyle bir yalnız ki yalnızlığının sebebi sanki etrafındaki insanların varoluşluklarından kaynaklı. O pencerelerden her gün farklı bir erkek, dışarıda ki güneşi seyrediyor ve gidiyor. Esrar bağımlısı bir kadın her gün farklı bir erkek yutuyor psikolojik hastalığına... İşi, arkadaşları, onu hep mutlu görüyor çünkü insanlara kendini mutlu göstermek zorunda olduğuna inandırılmış. Penceresi o adar fazla görüyor ki denizin o karanlığını, bütün karanlığı kadının üstüne geçiriyor yeni alınmış bir elbise gibi... Güneş, her gün bir farklı doğuyor ona fakar hiçbir şeyin farkında olmayan kadın, hala yalnız, hala mutsuz ve bir o kadar da mutlu.
İnsanlar var, hayatları başka insanlarla kesişiyor. Bir sürü pencere, bir sürü insan, bir sürü perde...
Hepsinin farklı bir hikayesi var, hepsi de farklı bir insanı anlatıyor bana...
Doğarken hepimiz aynı doğuyoruz fakat her saniye bize farklı şeyler katıyor. Renk zevki katıyor, mantık ayrılıkları katıyor, kişilik katıyor, herşeyi katıyor.
Pencereler diyorum...
Bana benim olduğum bir sürü hayatı anlatıyor.