- Kategori
- Gündelik Yaşam
Pır pır ederken
Argos’ la sabah yürüyüşümüzü Kordon’ da yaptık ve eve dönmek için caddeyi geçtik hızla. O hızla Argos birden bire olduğu yere çakıldı başı aşağıda. Tıpkı kedi ya da köpek gördüğünde takındığı hareket bu yaptığı. Fakat ortada ne kedi var ne köpek. Şaşkınlık ve korku içinde ben de durdum. Yüzüne bir şey mi oldu diye eğildim. Burnunun ucunda siyah bir karaltı gördüm. Argos’ un burnu siyah ve yuvarlak ( Meral teyzesi onu düğme burunlum diye seviyor, bir fikir vermesi açısından belirttim.) olduğu için o, hareketsiz karaltıyı seçemedim. İyice eğildim. Bir de baktım ki bir kuş. Öylesine hareketsiz ve küçük ki herhalde oyuncak dedim içimden. Elime almaya kalktım; yine hareket yok ama baktım ki canlı.
Yandaki ağacın dallarına baktım. Yuva var mı? Oradan mı düştü? Ben şimdi bunu ne yapacağım? Veteriner bu konuda bana yardımcı olur mu? Diye bir sürü soru kafamın içinde vızıldarken parkta bir çift gördüm, onlara sordum: “ Yavru serçe kuş nasıl beslenir?”
İnanın aval aval yüzüme bakıp cevap verme gereği bile duymadılar. İş başa düşmüştü. Eve götürüp öncelikle onu bir kutuya koymam gerekiyordu can güvenliği için. Daha sonra gerekli ayak işlerini sırasıyla yaparım dedim ve apartmanın bahçesine vardım.
Giriş katındaki komşum bir yere gitmişti ve çiçeklerini sulamamı rica etmişti. Sulama işlemine başlamadan kuşun gagasını su dolu bir kaba soktum çıkardım ve yere bıraktım işimi rahat yapayım diye. Nasıl olsa hareket edemiyor diye düşündüm. Fakat bırakmamla birlikte seninki bir silkelenip havalanıp uçmaz mı! Bir de baktım ki cılız bir şekilde öterek daldan dala uçuyor. Hem de canlı canlı. Biraz önceki kuş gitmiş yerine gayet sağlıklı bir kuş gelmişti. Şaşkınlıkla karışık bir sevinç yaşadım. Hemen mırıldanmaya başladım oğluma kreşte öğretilen o çocuk şarkısını:
Mini mini bir kuş donmuştu
Pencereme konmuştu
Aldım onu içeriye
Cik cik cik ötsün diye
Pır pır ederken canlandı
Ellerim bak boş kaldı.