- Kategori
- Güncel
PKK Azdıkça Azıyor

PKK - BDP Buluşması
Ak Parti’nin Milli Birlik Projesi veya Demokratik Açılım olarak nitelendiği fakat kamuoyunda Kürt Açılımı ve PKK açılımı olarak yer alan yeni süreç artık gelinen durum itibariyle daha fazla tepki toplamaya başladı. Ak Parti bu proje ile yıllardır alışılagelmiş olan PKK – Kürt tanımlarının aynı olmasını onaylamamış ve değiştirmeye çalışmıştır.
Bu projeyi gerçekleştirmek içinde hakkı olan Kürt kardeşlerimize birçok yeni olanaklar sağlamıştır. İstismarcı zihniyet ise bu hareketlerin Türkiye’yi normalleştireceğini görerek süreci sabote etmeye ve istismar edip Türk halkının tepkisini çekerek süreci sonlandırmaya çalışmıştır. Bu politikasında da başarılı olmuştur bir nebze.
Şimdi biraz süreci irdeleyelim…
Türkiye anadilinin konuşulması yasak olan, tahtaya İngilizce metin yazılabilir ama Kürtçe, Arapça yazdığında ceza alınabilir bir ülkeydi. Bu dönemde PKK’ya en fazla destek sağlanmıştır. Zaten PKK’da bundan 35 yıl önce bu dönemin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ben benim gibi Türk olarak doğan kardeşlerime soruyorum siz aynı durumun başınıza geldiğini düşünün. Kürtçe konuştuğunuz için cezalandırıldığınızı düşünün sizin de verdiğiniz tepki farklı olmayacaktır. Bu durum ile güçlenmek isteyen bunu fırsat olarak gören PKK yandaşları da hesaba kattığımızda dağa çıkmak zor olmayacaktır. Bu hükümet bu yolla yandaş devşirilmesini engellemek için seçmeli ders olarak Kürtçeyi dersini görmeyi, anadilini rahatça konuşmayı ve Kürtçe televizyon izlemeyi olanaklar dâhiline aldı. Tabi ki bu yolla da Kürt vatandaşları Türkiye Cumhuriyetine yaklaştırmayı amaçladı ve kısmen başardı. Örneğin TRT 6 Kürtçe dil ile yayın yapan kanalı açarak diğer izinsiz kanalların popülerliğini düşürmeyi amaçladı. Türkçe bilmeyen binlerce Kürt vatandaşı var. Bu vatandaş Türk televizyonlarını takip edemiyor. Doğal olarak kendi dilinde yayın yapan gayri resmi Roj TV gibi kanalları izliyordu. Bu takip sürecinde ise devamlı terörün propagandasını yapan bu kanallar ister istemez o görüşte olmasa bile halkı kendi görüşüne ikna ediyordu. Kürtçe televizyon ile Türkçe bilmeyen ve PKK’nın oyununa gelen vatandaşları bir görüş televizyon izleme mecburiyetinden kurtarmış ve PKK propagandasına maruz bırakmamıştır. Bu o dönem için yapılan en güzel işlerden birisidir.
Gelinen son nokta…
Bu süreç artık kontrol edilemez noktaya gelmiştir. Ben bu gelinen son noktayı fakir çocuk ve zengin çocuğun isteklerine benzetiyorum. Fakir bir ailede yetişmiş bir çocuğa ne almamı istiyorsun diye sorulduğunda verdiği cevap ya bir bez bebektir ya da düşük maliyetli başka bir oyuncaktır. Çünkü içinde bulunduğu ekonomik durum onun oyuncak hayallerini doğrudan etkileyecektir. Fakat zengin bir ailede yetişmiş çocuktan istekleri sorulduğunda telefon, bilgisayar gibi istekler sıralayacaktır. Çünkü içinde bulunduğu imkânlar artık ufak tefek şeylerden zevk almamaya itecektir. Şimdide özellikle bu süreci istismar etmek isteyenler ellerindeki imkânlar genişledikçe daha fazla şey istiyorlar. Örneğin zamanında olağanüstü hal kalksın başka bir şey istemeyiz dediler olağanüstü hal kalktı. Sonra Kürtçe kanal, Kürtçe ders gibi istekler sıraladılar onlarda sağlandı. Fakat istismarcılar gelinen süreci hep zora sokmayı amaçladı. Örneğin Habur Sınır Kapısında yaşananlar. Devletin istihbarat eksikliğinden faydalanarak teslim olmak isteyen teröristleri kahraman gibi karşıladılar. Biliyorlardı ki bu karşılama ile Türkiye ayağa kalkacak ve demokratik açılımın durması için elinden geleni yapacak amaçlarına da ulaştılar ve demokratik açılım sekteye uğradı. Yeniden mağdur edebiyatı yapmaları için imkân doğdu. Daha sonra ise Kürdistan’ı dillendirmeye başladılar. O çevrede iyi biliyor ki Kürdistan diye bir şey olmayacak. Amaçları süreci bitirmek halklarına yine mağdur edebiyatı yapmak. Siyasetleri tamamen hükümetin politikalarını bitirmek üzerine kurulu.
Son gelişmelerde yine bu sürece baltalama amaçlı yapılıyor. CHP Milletvekilinin kaçırılma olayında yaşananları gördük. Siz bize imkân verdikçe bak bizde sizin milletvekilinizi bile kaçırırız imajı verilmek istenmiştir. Fakat sonra görüldü ki olay kaçırılma olayından çok farklı. Aygün serbest bırakılmasının ardından bir PKK’ya katıldığını açıklamadığı kaldı. Sonra olarak ise BDP Milletvekilleriyle PKK’lıların buluşması, konuşması, gülüşmesi baltayı vurdu sürece ve maalesef bu darbe Habur olayı gibi sert oldu. Sınırları içerisinde teröristlerin rahatça dolaşıp mecliste bulunan milletvekiliyle bir olup PKK propagandası yapması halkı hükümete karşı güvensizliğe ve büyük tepki vermeye zorladı.
Ak Parti’nin en çok eleştirilen yanı bu verilen haklar sonrası PKK’nın sonu gelmeyen istismarıdır. Bu yolla ise kabul etmek gerek ki son dönemde özellikle Anadolu’nun kırsal kesimlerinde Ak Parti çok oy kaybetti. Bana göre artık bu istismar siyaseti yapmalarına çok sert adımlar atılarak engel olunmalı. Bu süreç böyle devam ederse Ak Parti’ye çok kan kaybettirmeye devam edecektir.