- Kategori
- Güncel
PKK mahkemesi

Osman Baydemir şunu demiş:
‘PKK mahkemesi beni de yargıladı.’
Ancak, ne işin yargıladığını söylemiyor.
Ancak bir şey daha ekliyor:
Kendisi de, yargılayan ve karar verici olarak, bu oluşumlar içinde bulunmuş.
Sonra, durumu mazur göstermeye çabalıyor.
Örfleri varmış. Kan davası varmış. Arabulucu varmış. Falan filan.
Ancak, şunu söylemiyor:
Oralarda 1980’ler ve 1990’lar boyunca, PKK ve devlet uyuşturucu işinde işbirliği yaptı. Bu konuda, onlarca kitap ve interpol raporları var.
Peki Baydemir, o zaman ne yaptı?
Mahkeme mi kurdu?
Bugün PKK, uyuşturucuya karşı.
Ancak, bugün karşı. O zaman değil.
Gelelim açılıma:
Halk mahkemesi türünden açılmlar her zaman olmuştur ve olacaktır.
Sonuçta, oralarda devlet yoktur ve olsa da kimse onu takmamaktadır. (Ki zaten kim takar devleti?) Kimse, yasalara uymamaktadır, başta o yasaları koyan milletvekilleri, Kürt olanları dahil.
Güneydoğu’da kumalıkla veya imam nikahıyla ilgili bir sorun olduğunda, buna devlet nasıl karar verir ki zaten? Kim devlete gider ki zaten?
Baydemir, zaten söylüyor:
Müftü de var oluşumda.
Yani Kürtler şeriatçı, marksist halk mahkemesici değil.
Şerh: Naziler’de de halk mahkemesi oluşumu vardı.
Bizi burada ilgilendiren en önemli şey dürüstlük.
Kürtler, son 32 yıllık süreçte hiçbir zaman dürüst olmadılar. TC’ye karşı da, birbirlerine karşı da, kendilerine karşı da. Müslüman takıyyesine benzer, bir tür etnik / proto-feodal bir lümpen takıyye içindeler. Kendilerini bombalayanlara, ‘biji Yanki’ diyebildiler örneğin. Sakal kapacaklardı çünkü o sırada.
‘Mahkeme’ dediğinin, ‘halk mahkemesi’ dediğinin kuralları olur, adaleti olur.
Ölüme mahkum ettiğin insanların listesiin tutarsın örneğin ve idam cezasının nedenlerini.
Örneğin, hapishanelerde yargısız infaz ve faili meçhul yaptığın Kürtler’in de hesabını tutarsın ve verirsin.
Yoksa, dün güçsüz ve mazlum, bugün güçlü ve zalim ve yarın yeniden güçsüz ve mazlum rolüne girersin.
Bunu kaç kere yaptın Baydemir?
Kaç kere takla attın Baydemir?
Kürtler hep böyle takla mı atacak Baydemir?
Yani:
‘Ol kadı olursa davacı,
Olur mu ol mahkemenin hükmünde dirayet?’