- Kategori
- Futbol
Pöffff ( Galatasaray 2-2 Beşiktaş )

İnönü'deki Fenerbahçe maçından sonra yani sadece 4 gün önce şunu yazdım :
" Futbolun dikine 4 tane hucum kulvarı vardır...Bu hucum kulvarınlarına Santarforun merkez seçtigi alanların önlü arkalı boşluklarına dalarak, burdan rakip savunmayı delen, daha çok adamı rakip 18'e sokan bir Beşiktaş çok az izledik. İzlediysek de bunu bir takım stratejine dayandıramadık, genelde bireysel seçimlerin sonucu olarak gördük."
Beşiktaş, Arena'daki maçta neyi yaptı, ikinci yarı?
İşte bunu yaptı!
Yani 4 dikine hucum kulvarına aynı adamda vurucu adamlar sokmayı başardı. Bu sokulan adamlara da ikinci yarı Beşiktaş'a geldiğinden beri en faydalı oyununu oynayan Quaresma servis yaptı. Sonuç olarak bu 4 dikine kulvar, deparla vuran adamlar tarafından dövüldü...Beşiktaş tam net 5 gollük akını yaratmayı başardı, bunlardan ikisini de gol yaptı...
Bu zenginliğin nedeni; kıyıda fizik mücadelesine girmeden sadece ustalığı top dağıtarak ve pek de çok olarak hakemle didişerek Beşiktaş'ta oynayama çalışan Simao ile, Simao'nun kanattaki veriyonu gibi takılan, güçsüz ve aklı maçta olmayan Fernandes'in ikinci yarı oyundan çıkışı ve bu işe yaramazların yerine de kalbi ile oynayan ama en önemlisi dikine hucum kulvarlarını kullanmayı bilen bir tarafı zaten golcü Holosko ile, zaten merkez forvet olan Pektemek'in oyuna girişiydi...
Bu iki adam Galatasaray'ı kendi oyununu oynarken vurmayı başardılar...Hatta Melo artık işi rakibe saygısızlığa kadar dayandırıp, garip hareketler ile futbol yerine şov yapmaya başlamışken, Beşiktaş'ın son beş dakikanın içinde ard arda iki golü, Melo'yu da, Eboue'yi de, maç boyunca hakem zaafiyetini kullanarak, rakipten çok hakemle oynayan Engin'i de, sürekli hakem kendi tarafında olduğu halde işaret parmagını ona sallayarak göz dağı veren Ujfalusi'yi de, hakem aldatma konusunda master yapan Baros'u da, tüm sevimliliğine karşın, bu anti sportmen tayfaya uyum sağlama konusunda başarı göstermiş Elmander'e de ders olmuştur...
Sürekli hakemi de yenmek zorunda bırakılan Beşiktaş'ın ölmüş de ağlayanı yok hali, patlayarak gelen, Fatih Terim gazı ile nitrojenlemiş, tüp gazlı mangalda hafta sonu pikniklerinde geyige dönüşmüş şımarıklığına tokat gibi indi...
Beşiktaş budur dedirtti...
Yani?
Alayına İsyan, ölümüne Beşiktaş!
Yani?
Az biraz hocalık karekteri olan birinin bile Beşiktaş'ta bazı şeyleri ortaya çıkardığı gibi...
Yani?
Tayfur Havutçu gibi!
PFDK'nın komedi cezalarından sonra anladık ki, bu yıl asıl cezayı, onuruna sürülmek istenen, bu işlerle tarihi boyunca hiçbir münasebeti olmayan bir camia görmüştür...Beşiktaş görmüştür.
Öyleki kupasını bile vermiştir...Biz temiziz diye haykırmak için.
Yani?
Bir senemiz heba olmuştur...
Seksenler dizisindeki Şahin gibi yapıp, bu kadar tümce ile anlatmak istediğimiz şeye nokta koyalım:
Pöffffff....