- Kategori
- Mizah
Polis; Bartın plakalı soygun arabasına, Safranbolu'da, ecel teri döktürdü.

Başarılı bir dizi.
Geceleri yatmadan önce, hep ben nöbetçi kaldığım için, bazen sabaha karşı da uyuduğum olur. Disiplinliyimdir. Yangın, polis, acil numaraları yerlerinde asılı mı, vanalar, kapılar kapalı mı bir bir kontrol eder, telefonu, uzun farlı el fenerimi başucuma kor, öylesi uykuya varırım. Unutmuşsam, gece kuşları yesin diye kalkar, balkondaki yemleri tazelerim.
Uykumda aklıma bir şey gelse, başucundaki deftere yazılar karalarım. Yalnız bir mahzuru var, Kalemi ararken, bulamam karanlıkta. Onun için koluma bağlarım kalemi. Unutmayayım diye, rüyalarımı da yazarım ben.

SAFRANBOLU
Bu seferki telefon, Anakara'dan geldi. Bartını sevenlerden. Ne de çok seviliyor şu Bartını. Ki bunu da, peşpeşe gelen telefonlardan anladım.çok erken çaldı. Açanlar telefonda, "Bartın" diyor, "O araba" diyor "Bartınlıyı soyguncu gibi gösterme" diyor. Ve diyor da diyor. "Sen ne biçim Bartının fahri hemşerisisin" deyip deyip ekliyorlar: " Hiç sesin çıkmayacak mı?"." diye
Derken, zil bir daha çaldı. Bu peşpeşe telefonlar şaşkın etti beni. Bu yüzden de kapının zili sandım ilk oraya koşturdum. Değilmiş! Bu sefer sarımsak sapı gibi dimdik dikildim hiç oyalanmadan, telefona öyle hızlı atılmışım ki, evin kedisi, bu sefer korktu. Durduğu yerden havada takla attı. O kedi bir alem. Beni seyretmeğe bayılır. Seyrederken de minderin tepesi tırmanır, oraya asılarak başı aşağıda seyreder etrafı. Bu kedinin huyunu değiştiremedim bir türlü. Kaç defa münakaşa ettim: " Ülen dürzü, yüzümde sinema mı oynuyo!" diye, ama, Neyse.
Gayet munis ve sorgulayan bir ses beni birden hülyalarımdan ayırdı ve zemine çakılan tayyare gibi haşat etti beni. Telefondaki ses: “ Televizyonda gördünüz mü Bartını soyguncu sabıkalılar basmış. Şu anda görüntüleri var.” Demez mi? Bu kadar da dese iyi ve hemen ekledi: “Haberiniz yok galiba” dedi. Kanalı buldum, seyre başladım. Aaa, Bartın plakalı bir araba önde, polisler arkasında ha bre şehirde fır dönüylorlar. Neymiş o? Bartınlı soygun yapıyor! Hoppala! Taaa Safranboluya kadar uzanan hat üzerinde kovalamaca var. Ve ekledi bir daha “ Bartın’ın Fahri Hemşerisi olmanız dolayısıyle, bunu duymanız, ve vaziyet almanız için rahatsız ettik, bilgilendirdik” dedi ve telefonu kapattı.
Ben dizi seyretmem. Uzun soluklu bir dizi vardı “ Namiiiiik geldi” diyen bir Rumeli dizisi. Ondan başka dizi falan seyretmişliğim yok hayatta. Bir an şoke oldum, diziden anlamadığım için, Bartın’da bir operasyon yapılıyor zannettim

Safranbolu'da kovalanan soyguncu arabası ve altta da soyguncular maskeli ve silahlı olarak 74 plakalı araba ile polisten kaçarlarken. Hızlı sahneleri, göz kamaştırıcı idi.

Sonra sonra anladım ki, kovalanan rol gereği Bartın plakalı bir araba. "Eh be birader, dedim bula bula soygun yapacak arabanın plakasını niye gizlemediniz de arabasıyla birlikte Bartın’ı soyguncu yaptınız” diye rejiye söylendim. Ve demeğe kalmadı, bir telefon daha “ Soyguncu Bartın plakalı araba şehirde köşe bucak kovalanıyor haberin var mı sayın fahri hemşerimiz” Ses, Bartın’dandı. Baktım, millet sıraya girmiş. Onlara laf söyletmeyeyim de burada hislerimi ortaya koyayım bari dedim.
Filmin rejisörü, araba mı bulamadı da , bula bula bizim 74 no lu Bartın plakasıyle soygun yapan bu arabayı bulup çekime soktu acaba. Soygun arabasız olmaz tabi. Plakasının baş tarafını havlu ile kapatmak veya boyamak uzun iş gelmiş olabilir. Vakitsizlik de olabilir ama, bu millet bu yüzden başıma üşüştü.
Biz de çekim senaryosu yazdık. Çekimler yapıldı bitti. Aylık kitapçıkta yayınladı bile. Bir tek kız koşacaktı sahildeki sahnede. Dalgaların kumsalla öpüştüğü yerde, ağır çekimde koşacaktı. Kumsalda sürünen gelinliği olacaktı kızın. Buğulu gözlerinde sicim gibi yaşlar boşanacaktı. Batan güneşin kızıllığı, kızın saçlarını okşayacaktı. Dıştan ses, “La violletera” yı çalacaktı.
Aaa kurguda ben de bulundum. Kumsalda bir değil, iki kızı koşturmuşlar. sanki otobüse yetişecekmiş ve peşinden koşarmış gibi kan ter içindeler. Mini etekleriyle fingirdeşerek koşmalarına tepem attı. Dediğim müziği bulamamışlar, “ Halimeyi samanlıkta bastıları” seslendirmişler. Kızların fingirdeyerek gülüşmeleri bundanmış. Kızı makasladılar, diğeri kaldı. Hemen çare bulundu. A benim sevgili görüntü yönetmenim. Plakayı örtecek havlu bulamadıysan, mendilinde mi yoktu? Islak peçete falan hı?
Dur, daha bitmedi. Senaryo icabı, yorgun deniz kuşları sahilde öbeklenip kanatlarıyla suları kıpraştırıp, yıkanacaklardı. "Kameraman çekememiş.“ Üstelik Yeşilçam'dan transfer. Bana sordular ördek kesim evinde bolca varmış onlardan. Hortumlarla yıkıyorlarmış da üstelik. Kesilmeden evvel yetişmeliymişiz oraya. Ben ne mi yaptım? “Alın atımı, verin tımarımı dedim” O gün bu gün hala daha İzmir TRT’ nin kapısından girmediğim gibi, önünden bile geçmiyorum. Ankara’daki TRT Daire Başkanı olaydan haberi olmuş. Bu sefer de bina içinden filmi kaybetmişler. “ Bulun onu, işi başka bir yönetmene verelim” diye o gün bu gün beni arıyorlar. Ben, bir türlü bulunamıyorum haliyle. Hala daha kızgınım onlara.
Laf gelip gelip nerelere dayandı gördünüz mü? “Arka sokaklar” gibi reyting şampiyonu tanınmış bir dizi, bir mendil, bir havlu bulunmasın ha!..
Ört ki, ölem !
Ey arka sokaktakiler. Benim değil, şu kızgın Bartın’lıların gönlünü alın derim. Bu seyirci sizlere her zaman lazım. Madem Safranbolu’da çekimleriniz oluyor, Bartın’a yakınsınız Derim ki, biraz Bartın, biraz AMASRA’ da çekim falan yapsanız. Ne dersiniz ha?



İŞTE YUKARIDAKİ İKİ RESİM DE BARTIN PLAKALI ARABA KULLANILMIŞ.


FİLMDEN BİR SAHNE

FİLMDEN BAŞKA BİR SAHNE

HÜSNÜ SAFRANBOLU SOKAKLARINDA BARTIN PLAKALI ŞÜPHELİ SOYGUN ARABASINI KOVALIYOR.

ARKA SOKAKLAR FİLMİ, MUHTEŞEMLİĞİNİ ÇEKİM YAPTIĞI YERLERDEN ALARAK NEMALANIYOR.. İŞTE SAFRANBOLUNUN BU GÜNKÜ HALİ.

İŞTE O 74 NUMARALI BARTIN ARABASI. SOYGUN YAPTI, POLİS PEŞİNDE. NUMARASI KAPATILABİLİRDİ.

İŞTE HÜSNÜ İLK GELDİĞİ SAFRANBOLUDA HENGAME İLE KARŞILAŞTI. HÜSNÜ ACI BİR VEDA İLE EVİNDEN AYRILMIŞTI.