Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
 

Polisin sesini duyan var mııııı???

Polisin sesini duyan var mııııı???
 

10 NİSAN POLİS GÜNÜ


Polis Teşkilatının 164. Yılı

Polis Teşkilatı 10 Nisan 1845 yılında kurulmuştur. Bugün 164. yılı kutlanmaktadır. Tüm Polis Teşkilatının Polis Günü' nü kutluyorum. Bu blogu yazmamdaki sebep bir nebze de olsun destek olmak ve sıkıntılarını dile getirmek.

Polis Nedir? Polis; güvenlik hizmetlerini sunan, kamu düzenini ve yurttaşların can ve malı ile temel hak ve özgürlüklerini koruyan, yasa uygulayıcı bir kamu görevlisidir. Kimimiz sevmeyiz polisleri, kimimiz öcü gibi görürürüz, kimimiz minnettardır. Herşeyde olduğu gibi iyisi kötüsü yok mu? Bir kaç yanlış gördüğümüz kişiler yüzünden tüm topluluğu yargılayamayız değil mi?

Hani bir atasözü var " Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir"

Bazılarımıza çok basit bir iş gibi gelse de, tanık olduğunuz zaman hiç de öyle olmadığını açıkca görebiliyorsunuz. Polis ağzından ve benim gördüğüm, duyduğum sıkıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Amir baskısı; en ufak hatanızda bile size ceza yetkisi bulunmakta ve emrini yerine getirmek durumundasınız ne de olsa emir kulusunuz... Bununla alakalı bir şey duymuştum Çevik Kuvvette çalışan görevli memurlar amirlerinden emir almadığı müddetçe görevleri sona ermez bu amirin keyfiyeti doğrultusunda olsa bile.

Milletvekili baskısı; gelişen bir olay neticesinde ucu milletvekiline ulaşıyorsa... Böyle bir durumu tv dizisinde görmüştüm sınırı zorlayıcı bir durumda polisin attığı bir tokat görevden ihracına sebep olmuştu. Hatta duyduğum gerçek bir olayı anlatayım milletvekili ile alakalı bir durum değil ama... Radar kontrolü yapılıyormuş, o sırada hız sınırını aşan bir araç radara yakalanmış ve görevli memurlardan biri durdurmuş aracı, beyefendi hız sınırını aştınız demiş. Araçtaki şahıs, hayır ben savcıyım demiş, polis hıımm, koskoca devletin savcısı yalan söyleyecek değil ya radar arızalıdır demiş ve iyi günler diyip araca yol vermiş. Yoluna devam eden araç, polisin sözlerini düşünmüş ve geri dönmüş cezasını memura yazdırmış. Daha sonra Emniyet Müdürüne gidip memuru mükafatlandırması için durumu anlatmış. Bu durum, polisin sözlerini anlayan için, eee bir de diğer türlü düşünün...

Lojman sıkıntısı; bu sıkıntıyı bir forumda da okumuştum. İstanbul' u örnek verelim, kaç tane lojman var ki? Polislerin çoğunluğunu bekar oluşturduğu halde hala lojman için 1 sene bekleyenler, lojman azlığını ortaya sermekte. Bu sadece bir il için söylenen birşey diğer illerdeki durumlar nasıl acaba?

Çalışma saatleri; 12/12- 12/24- 12/36 çalışma saatleri var. Hangi memur bu şartlarda çalışıyor. İstirahatinizde bile göreve çağrıldığınızda gitmek zorundasınız. Ek görevleriniz çıkabilir. Bir nevi 24 saat görevlisiniz! Çalışma saati derken aklıma bir olay geldi. Bir gün otobüste yanımda oturan bir bayan bana adres sordu, tarif ederken muhabbet başladı, bayan polis eşiymiş bana " Şarktan geldik Ankara' ya gelmeyeli uzun zaman oldu hatırlayamıyorum pek" dedi. Sıkıntıları filan anlattı en çok üzerinde durduğu konuya şöyle devam etti " Eşim doğumumda bile yanımda değildi, çocuk hasta olur gelemez, ben hasta olurum gelemez, düğün-bayram olur pek birşey anlayamazsınız, çok zor çokkk" demişti.

Maaş sıkıntısı; belki bazılarımıza göre maaşları iyi gelebilir ama aldıkları sorumluluğa ve çalışma şartlarına göre sizce ne kadar yeterli? Sorumluluk, hatırlarsınız ABD Başkonsolusluğu' na yapılan saldırıda 3 tane gencecik polisimizi şehit vermiştik Nedim Çalık, Mehmet Önder Saçmalıoğlu, Erdal Öztaş onlar biliyorlar mıydı sonlarının böyle olacağını?... Bu örnek sadece akıllarda kalan bir olay olduğu için dile getirdim. Daha nice şehit olmuş aslanlar var malesef. Şehitlik yüce bir mertebe fakat kim ister arkasında gözü yaşlı eş ve çocuk bırakmak...Görevi başında şehit düşen polislerimizde saygıyla anıyorum...

Sizce kolay bir meslek mi polislik?

Yeri geliyor cesetlerle, katillerle, sapıklarla, cinnet geçirenlerle, vs... kısacası bizim daha görmediğimiz bin bir türlü olay ve kişilerle karşılaşıyorlar. Böyle bir çalışma hayatı içinde psikolojilerini düşünemiyorum. Senelerini vermiş görevli bir memur heralde artık tamamen işinin verdiği biçime bürünüyordur.

Bu meslekte olmak, kendi seçimleri diyenlerimiz de vardır elbette ama seçim demek imkanların düzelmemesine engel teşkil etmez. Kim istemez güzel şartlarda bir iş yaşamını devam ettirmek. Kendi adıma söyleyim ilk başta beğenip girdiğimiz bir işe, daha sonra çeşitli isteklerimizi sıralayabiliyoruz.

Sabır diliyorum... Allah yardımcıları olsun.

Ne diyim başımızdan eksik olmasınlar derken, ihtiyaç duyacağımız duruma da düşmemek dileğiyle...

 
Toplam blog
: 57
: 2010
Kayıt tarihi
: 26.03.09
 
 

26 yaşındayım (06.02.1984) Ankara'da ikamet etmekteyim. İşletme Fakültesi mezunuyum. Özel bir şirket..