- Kategori
- Günübirlik Turlar
Polonezköy - Ağva - Şile turundayız!....

Uzun uzun baktım; orada mutluluk, o bakışın dokunduğu yerde.
Tura şöyle bir baktım; tamam tam benlik! dedim.
İyi hazırlanmıştım. Belli, tur da iyi hazırlanmış. Polonezköy' de herkes uyurken biz içinde yürüyorduk; hey arkadaş yolculuk nereye?
Tahta heykeller uzun uzun anlattılar, zamanımız azdı, maalesef az dinleyip yola devam ettik. Galiba biraz onlara ayıp oldu ama....
Sağımız solumuz yeşil girdik Ağva'ya; tanıdık, hemen buyur ettiler tekneye; nehir yeşil ve uzun, git!...
Ağva'ya geldin, kalacaksın, öyle hemen Şile, demek yok!
İçimizdekilere bakınca, içimize, anlayabiliyor muyuz geçtiğimiz bu yolları, iç ve içindekilerle? Hani o yaşanmışlık, yaşanırlık dokunuyor mu bize?
Nehrin üstünde sallanıyorum, düşebilirim yeşile, karışabilirim....Ah ne kadar güzel buralarda yaşamak!...İşte şimdi de hamak keyfindeyim; bütün gülen yüzler benimle. İyice doyduysak hadi Şile'ye!..
Önce başının üstündeydim Şile, harikasın ve şimdi de ayaklarının dibindeyim; nefissin.
Oralara uzandım. Oralarda Aşk'ın sesine sarıldım. Aşk'ın sesiyle derinliklerinde yol aldım. Yükseldim. Yükselirken sık sık arkama dönüp sana baktım; çok güzelsin.
1. Not: İbrahim, dönüyoruz, dedi, döndük. İşte bir kez daha İstanbul karşımızda; eeee, ne vardı?
2. Not:
Polonezköy hızlı giriş yaptı,
Ağva gayet kendinden emindi
ve Şile, malum,
finalde ipi göğüsledi.
3. Not:
Haksızlık ediyor olmalıyım,
öncelikle Polonezköy'e,
sonra da Ağva'ya;
Şile, haklıyım değil mi,
haksızsın?
Ş.Y.