​ Postal çağırmanın dayanılmaz hafifliği... / Blog / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '09

 
Kategori
Blog
 

Postal çağırmanın dayanılmaz hafifliği...

Postal çağırmanın dayanılmaz hafifliği...
 

Blog


"Darbe" yapılmadan yaz yazabildiğin kadar blogcu!

Tek kelime ile şok yaşıyorum!

“Taaccüp olmak” yani şaşırmak!

Tek kelime ile şaşkınlık yaşıyorum. Taaccüp kelimesini kullandım çünkü darbeci kafanın geriliğini ifade etmek için etkili olacağını düşünüyorum.Düşünce özgürlüğüne sığınarak hala bu çağda darbeleri savunan kafaların varlığına gösterdiğim tepkiye yazılan yorumu görünce şaşırmaktan başka ne yapabilirim ki!

Seyir defterinde yayımlanan yorumu yazıma alıyorum; "31 gündür tv kanalının birinde bir kadın ve iki çocuğunun öldürülmesi konusu işleniyor. Hepiniz yazılı basından veya medyadan bu haberi görmüşsünüzdür... Gaziosmanpaşa cinayeti !... İlknur ve ikiçocuğu acımasızca bıçaklanarak öldürüldüler. İki küçük çocuğun boğazları kesildi. Kadın 27 bıçak darbesine rağmen 4 kat aşağı inerek yardım istedi ama gücü yetmedi. Hastaneye kaldırıldığında kan kaybından öldü... Katili kimdi? 31 gündür merakla katilin kim olduğu araştırması yapıldı. Sonunda alt katlarında ki kiracılarının erkek kardeşi tarafından para için cinayetlerin işlendiği ortaya çıktı. Biri 4 diğeri 5, 5 yaşındaki iki çocuğu acımasızca, öldüren katilin mazereti ise para istedim, param yok dedi ve öldürdüm tarzında olmuş. Velhasıl kadın çantasındaki 5 ytl ve cep telefonumu al git demesine rağmen öldürülmekten kurtulamamış. Uyuşturucu kullanan 22 yaşındaki bu canavar gözünü kırpmadan para için adam öldürebiliyor. Elbetteki bu tip ölümler hep var olacak... İşsizlik ve parasızlık devam ettiği sürece... Bu haberi sürekli ekranlardan izledim. Beni derinden yaraladı. Günlerdir medya Ergenekon davası ile numaralanmış dalgalarla sürüp gidiyor. Ülkemiz her geçen gün bir kriz dalgası ile kavruluyor. İşsizlik ve parasızlık hat safhada. Suçu var veya yok, insanlar araştırılmadan bir bir içeri tıkılıyor. Gazi paşalar intihar ediyor. Bir sürü insan işinden oluyor. Bu ülkenin hali ne olacak? Aslında bizi teğet geçti masallarına artık kimse inanmıyor. Tuzu kuru olanlarda bundan nasibini alıyor. 47 yaşındayım aklım erdi ereli askeri darbeyi hiç bu kadar desteklediğimi hatırlamıyorum. Bizim ülkemizi 10 yıl geriye götercekmiş... Artık bu hikayeye de inanmıyorum. Rap rap seslerini hasretle bekliyorum. Biliyorum ki... Benim gibi bekleyenlerinde sayısı hiç az değil. Aaa olurmu demeyin sakın? Peki biz bu işten nasıl kurtulacağız? Seçimlerlede kurtulacağımıza inanmıyorum. 6, 5 milyon veya daha fazlası boş seçmenlerin gayreti ile seçimlerde hikaye durumunda.?Çare üretebilen varmı? Ben bulamadım"

asiyazar;“Toplumdaki olumsuz örnekleri bahane ederek darbe beklentisi içine giren yorumları, yayımlayan MB'yi bu anlayışı protesto etmeyen okur ve yazarı kınıyorum..."

Yazdığım kınamaya başka bir blogger'in seyir defterindeki yorumu:

"Bu günlerde bir "kınama" modasıdır aldı başını gidiyor! Burası siyaset arenası değil sevgili arkadaşlar. Herkes görüşünü blogunda yazsın, zaten o görüşü paylaşanlarla karşılıklı dertleşme imkanınızda var. Derbe girişimini, koyunu kuzuyu, eti sütü kınamak herkesin özgür iradesine tabidir... Hele hele bunları kınamayan yazarlarıda kınıyorum demek abesle iştigaldir. Bir başkası da çıkar bir başka şeyi kınamamızı ister se ne olacak?MB'da şöhret olmanın yolu birilerine baskı yaparak, sataşarak, kutuplaşma yaratarak olmaz. Olsa bile bunun ödülü de yoktur hani? kınamakla bir şeyler halledilseydi, Madımağın, Uğur Mumcu'nun, Çetin Emeç'in ve diğer faili meçhülerin sonucu alınmış olurdu! Kınayacak bir konu arıyorsanız, işsiz üniversite mezunlarını asgari ücrete mahkum edenleri, pahalılığı, rüşveti, toplumu ayrıştıranları kınıyalım. Bekliyorum..."

Ülkemizde yıllardır demokrasimizin eksikliklerini tartışırken ve daha özgürlükçü, herkesin kendini ifade ettiği, birinin diğerini ötekileştirmediği, saygı duyduğu bir iklimin siyasete egemen olmasını düşlerken postal ile topluma yön verme çağrılarına gösterdiğim tepkiyi anlayamayan “demokratik kültür” ne yazık ki toplumda epeyce bir yandaş buluyor.

“Derbe girişimini, koyunu kuzuyu, eti sütü kınamak herkesin özgür iradesine tabidir... Hele hele bunları kınamayan yazarlarıda kınıyorum demek abesle iştigaldir.” diye yazan yazarı anlamam olası değil.

Çünkü tepkimi oluşturan seyir defteri notu ile bana akıl veren yazar arasında arasında bariz bir fark var! ilki duygu yoğunluğu ve çaresizlikten kaleme almış, samimi duygularının sonucunda vardığı görüşü belirtiyor. Beni "meşhur olmak" ile itham eden ise samimi değil, aksine bana yönelttiği “Meşhur olma” suçlamasının tam da muhatabı.

MB sayfalarına kendini ifade etmek için yazan herkes olumlu, olumsuz eleştiriye açık olmalıdır. Düşünceleriniz ile kendinizi tartıştırdığınız ortamda, kendinizi mutlak doğru olarak kabul edemezsiniz. Eleştirileceksiniz, canınız yanacak! Eğer şikâyet ediyorsanız kendinize pembe veya mavi bir defter edinip, yazdıktan sonra yastığınızın altına saklayacaksınız!

Bu çağda darbe çağrısı yapan kafayı kınamak başta kendime, insana olan saygımın bir ifadesidir.

Demokrasi, işimize geldiğinde sahipleneceğimiz aksi gerçekleştiğinde de postal yalayıcılığı yapacağımız bir rejim değildir. Demokrasilerde iktidarlar sandık ile gelip sandık ile el değiştirirler. Ülkemizde yaşanan olumsuzlukların değişmesi için kıyıdan ağlamak yerine herkesin elini taşın altına koyması, demokratik yollardan mücadele etmesi ön koşuldur.

“Burası siyaset arenası değildir…” diye devam eden yorum kendince mazeretler üreterek kınamanın nerelere varacağını ima ediyor! Tabi bunu yaparken bana yol ve yöntem salık veriyor aklınca, siyasetin dik alasını yapıyor!

Evren kafa sınırları çiziyor. Uygun gördüğü koşullar içinde yazıp çizip eğlenebiliriz.

İçi boş, tutarsız, çelişkili ve bir zamanların manken resimlerinin altına uydurulan haberlerle dolu gazetelerin çok sattığı gibi çok okunan bloglar yazarak olmuyor demek ki.

Ciddiye alınmak için asi’ye saldırmak zaafında olan düşünsel sığlığı postal çağırmanın dayanılmaz hafifliğine verdiği destek ile baş başa bırakıyorum.

Ankara 27 Ocak 2009

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..