​ Postmodernist darbe / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '12

 
Kategori
Felsefe
 

Postmodernist darbe

Postmodernist darbe
 

yazıklar olsun


CHP lideri Sayın Kemal  Kılıçdaroğlu yürütmeyi sürdüren AKP hükümetini  Türkiye halkına karşı postmodern darbe yapmakla  suçladıktan sonra ''postmodern darbe'' nitelemesinin altını doldurmadan, içeriğini halkla paylaşmadan, konuyu enine boyuna toplum karşısında tartışmadan konu gündemden düştü; toplumsal bellekten silinip gitti. Postmodernizmin ne olup ne olmadığı ile  aydınlarımızın çoğunluğu; siyasetçilerimizin tamamına yakını;  etkili medyanın tamamı bilgi sahibi olmadığından Postmodern Darbe suçlamasının üzeri  hızla örtülüp, geçiştirilip, kapatılması uygun  görüldü.

CHP kadrolarının büyük çoğunluğu da liderlerinin  bu yolla ne söylemek istediğini araştırıp soruşturmadı. Sorsanız çoğunun konuyla ilgili bir bilgisi de yoktur. Oysa Sayın Kemal Kılıçdaroğlu o açıklamasıyla hedefi onikiden vurmuştu...

Tüm muhalefetin - özellikle CHP'nin- yapması gereken  en önemli iş Türkiye Halklarına karşı yapılan bu sinsi ve hain darbenin ipliğini pazara çıkarmak olmalıydı. Mazlum rolü oynayarak oy toplayan AKP hükümetleri aslında 12 Eylül darbesinin açtığı yolda, gösterdiği amaçta kararlılıkla yürümektedir.

12 Eylül darbesi- hala yargılanmadı- öncesi , sonrası ve sonuçlarıyla  dünya halklarına karşı yürütülen ve hazin sonuçları binbir acıyla yaşanılan Yeni  Dünya Düzeni saldırısının  başarıyla uygulanmış bir parçasıdır.  Yeni Dünya Düzeni stratejisinin felsefi temeli postmodernizmdir.  Siyasi alanda öne çıkmış stratejistleri de Hundington ve Fukuyama 'dır

Bu filozoflara (!?) göre dünya üzerindeki sınıf mücadeleri sona ermiş;liberal kapitalizm her yerde ve her şeye rağmen egemen olmuştur. Fukuyama'ya göre tarihin sonu gelmiştir. İnsanlık değiştirilemez bir yazgı gibi liberal kapitalizmi yaşayacaktır.  Bu dönemde istenen insan tipi kimlik ve kültür arayışlarıyla varlığını ortaya savuran  ama sistemi seğiştirme sürecinde kılını bile kıpırdatmayan, hatta sistemin yanında yer alan muhafazakar insan tipi ile olacaktır.

Dünya çapında reel sosyalizmin yenilgisi; tek tek ülkelerde haklı ve insani taleplerle sistemi zorlayan dinamik halk  hareketlerinin silah zoruyla çökertilmesi; oluşan umutsuzluk ve yenilgi ortamında toplumlarda binlerce yıldan bu yana süre gelen etnik, dini ayrılıkların kaşınarak iç savaşların yaratılması; oluşturulan yılgınlık ve korku ortamında  halkların sosyal karekterlerinin değiştirilmesiyle  araç değerlere tapan yozlaşmış insan tipinin üretilmesi yeni dünya düzeni uygulamalarının hedeflerine ulaştığının göstergeleridir.

Uzakdoğuda başarıya ulaşmış yeni dünya düzeni uygulamalarının ardından kendileri için dikensiz gül bakçeleri oluşturan uluslararası sermaye buralara  fütursüzce yatırımlar yapmış durumdadır. Günde 1-2 dolara  ölesiye çalışan bir emekçiler topluluğu  ve onları  her açıdan  tehtit eden bir işsizler ordusu oluşmuş durumdadır. Karşı koyacak tüm halk güçleri yerel yönetimlerce yerle bir edilmiş, halkın tüm kaleleri ve tersaneleri işgal edilmiştir. Basit bir fizik kanunu topluma başarıyla uygulanmaktadır artık: Bir kuvvet karşı koyacak kuvvet  bulamazsa  genişler ve yayılır. Kim karşı çıkacaktır artık. 12 Eylül benzeri darbelerle yoplumun üstünden buldozerle geçilmiştir artık. Toplumun dinamik, devrimci kesimleri kanla, işkenceyle bertaraf edilmiştir. 

İşte 12 Eylül darbesinden matematik veriler...12 eylül darbecileri  650 000 kişiyi gözaltına almış ve gözaltına alınan hemen herkese işkence uygulanmıştır. Bu dönemde 1 683 000 kişi fişlenmiş, fişlenenler üzerinde sistemli olrak baskı ve yıldırma politikaları uygulanmıştır. 30 000 kişi işten atılmış; 23 677 dernek ve sivil toplum kuruluşu kapatılmış, tüm siyasi faaliyetler yasaklanmıştır.  Askeri mahkemeler 517 idam cezası onaylamış, 50 kişi ise asılarak idam edilmiştir.  71000 kişinin yargılandığı bu dönemde 289 kişi cezaevlerinde yaşamlarını yitirmiş, 300 kişi de kuşkulu ölümlerle buharlaştırılmıştır.. Bunlar resmi verilerdir. Gerisini siz düşünün.

12 eylül uygulamaları her tarafta korku ve yılgınlık yaratırken istenen insan tipi de üretilmiştir. Sistem karşısında gıkını bile çıkaramayan yenik, ezik, mıymıntı tipler... Bir dönem her kesimden  insan bu korkuyla dönüp durmuştur. Sonra başkalarından sana ne sen köşeni dönmeye bak anlayışı körüklenmiştir. Sonra da birey abartılı bir biçimde yüceltilmeye başlanmıştır. Sen önemlisin ve ötekilerin hiçbir değeri yoktur yalanı... Herkes kendinin olan değerler peşine düşürülmüş; kültürel, etnik ve dini ayrılıklar körüklenmiştir. 32 yıl içinde toplum ekonomik, sosyal kurtuluş yollarından saptırılmış; herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakılmıştır. Bu arada  1981 'de  5,7 milyon olan sendikalı işçi sayısı  2012 'de 650000 'e düşürülmüştür. Önümüzdeki 10 yıl içinde sendikalı işçi sayısı kaç olabilir sizce? Direnen, karşı çıkan tüm kurum ve kuruluşlar sistemli olarak eritilecek ve Türkiye 'de de insanlara birkaç dolara çok ağır ve çok uzun çalışma koşulları dayatılacaktır.

Huntington'a göre yeni dünyada medeniyetler ve dinler çatışması yaşanacaktır. Var olan her türlü ayrılık ve çatışma bilinçli olarak kaşınacak, toplumlar kendi kimlik ve kültür farklılıkları içinde boğulacaklardır. Yerinden yurdundan kopmuş milyonlarca insan göç yollarına düşürülecek; iç savaşlarla çocuklar ve güçsüzler yollara düşürülüp çiğnenecektir. İnsanlığın büyük resmine baktığınızda bu kapkara tabloyla karşılaşabilirsiniz her zaman. Hiç bir direnişle karşılaşmadan uluslararası sermaye her tarafa cüretkarca giriyor, olağanüstü kazançlarla geri dönüyor.

Bütün bu kapkara tablolar postmodernist darbelerle boyanmaktadır. AKP 12 Eylül' ün açtığı yolda toplumun yılgınlık, korku ve cahilliğinden beslenerek ilerliyor. Bir ana muhalefet partisi asıl bu darbeyi ortaya koymakla yükümlüdür. Sayın Kılıçdaroğlu sözünün ardında durup postmodern darbeyi açıklamalıdır. Ve sorumluluk duyan herkes - bir zahmet-- bu olguları tartışmalıdır.

 
Toplam blog
: 40
: 661
Kayıt tarihi
: 11.01.12
 
 

Anadolu'da yoksul bir bozkır kasabasında doğdum. Yoksul, acı, zor bir çocukluk ve gençlik yaşadım..