- Kategori
- Yetenekler
Potansiyel
İçimde nerelere akıtacağımı bilemediğim bir potansiyel var.
Hep bir şeyler yapmak isteğiyle doluyum.
Çoklu zekanın insana cilvesi olsa gerek.
Her zaman sanatla ya da örgü takı vs ile meşgul olup başka birşeye vakit ayırmayınca kendimi kötü hissediyorum.
Sonra bilimsel takılıyorum. Ancak bir müddet sonra ruhum uçup başka yerlere konuyor.
Bu nasıl iştir anlamadım.
Bir şeyler yaratmam gerek ancak maddi desteğim yok. Yaşım ilerlemiş. Baştan başlasam ömrüm vefa eder mi?
Hiçbir şey yapmasam olmaz mutlaka yapmalıyım. Bomboş sıradan yaşamak bana göre değil.
Takı yapmaya başladım. Binbir renkli boncukları oyaları yemenileri bir araya getirmek süper bir duygu. Çok masraflı olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Şuan işteyim aklım boncuklarımda. Takı dünyası bir cennet. Hem kısa sürede oluşuyor. Hem çok renkli ve çeşitli. Biraz iyi görmeyi gerektiriyor. Ankara kalesi bu anlamda en güzel yer. Kızılay da da Tunalı da da takı malzemeleri var. Samanpazarın da da varmış ancak ben henüz orayı şereflendirmedim. Şık düğmede çalışanları baymakla meşgulum. Gidiyorum “şu ne?”, “bu ne? “, ”nasıl yapılır ?”, ”o ne işe yarar?”” ne kadar almak gerekir?” diye bir saat sorguluyorum. Eşim arabayla dışarıda bekliyor. Homur homur homurdanıyor. Yani çok meşakkatli bir iş her ikimiz için de. Moda çarşıda da bazı yerler varmış . Bazılarına gittim ama henüz muhit edinemedim.
Kara kalem resim çalışıyorum. Herkesin resmini daha yapamadım. Ama yapacağım. Bir aile resmimizi çok büyük çalışıp kız kardeşime hediye ettim. Annemle babamın düğün resmini de büyüteceğim ama daha havamda değilim. İlham perim gelince yapacağım.
Örgü örmek de çok zevkli geliyor bana . Çevremdeki herkese bir şey ördüm. Anneme babama kız kardeşime ablama çocuklara iş yerimdekilere onların çocuklarına doğmamışlara bile..Ancak biraz sabır istiyor. Hop deyince bitmiyor. Kollarım ağrıdı. Ara verdim.
Kitap okumak güzel ancak benim sevdiğim türler insana yazmak konusunda çok fazla bir şey katmıyor. Kişisel gelişim yoga ve bu tür kitaplara takılıyorum .
Bir de bu blog yazılarım. Artık aklıma yazacak bir şey gelmiyor.Gelenleri yazmak zevk vermiyor. Hiç olmazsa şu anımı yazayım dedim. Belki benim gibi başka uçuk kaçıklar da vardır. Benzerlerimi görünce mutlu olurum diye düşündüm.
En büyük zevkim ise bale ve tiyatroya gitmek. Ancak yaz geldi. Ne tiyatro ne bale var. Bu dört ay tatil bana çok uzun geliyor. Yazın da nöbetçi tiyatro olsa. Her hafta bir oyun oynansa. Biz de tamamen uzak kalmış olmayız.
Yogaya başladım. Bedenimdeki ağrılar devam etmeme izin vermedi. Ama ilk fırsatta tekrar gitmeyi düşünüyorum.
Seyahati çok seviyordum. Menier sendromum nedeniyle yolculuk yapmaktan korkar oldum.
Artık alışveriş merkezlerini çok sevmiyorum. Nasılsa Markofoni Trendyol vs. var. Gitti gidiyoru da unutmayayım da. Sonra küser falan…
Yemek yapmayı sevmek çok isterdim. Bazen kek falan yapıyorum. Hoşuma gidiyor. Ama yemek pişirmeyi sevmiyorum. Derya Baykal a çok imreniyorum. Nasıl becerikli ve enerjik bir hatun. Maşallah…
Neyse aklıma gelenleri yazdım rahatladım. Ayşe Arman ın bir kitabı vardı “Kimse okumazsa ben okurum” adında. Aynen öyle kimse okumazsa ben okurum. Yazımı okuyan herkese sevgiler…