- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
Radyasyon neslindeniz, biraz erken tükendik

Tüketim toplumunun bir bireyi olarak söylemeliyim ki, sadece maddi şeyleri hızla tüketmiyoruz. Yaşanmışlıkları, yaşanması gerekenleri bir an önce tüketme hevesimiz var. Yarına yaşayacak tek bir şey bırakmıyoruz. Bunu da en çok ikili ilişkilerde yaşıyoruz. Ve tabi çocuk gelişiminde.
Öncelikle söylemeliyim ki bu genellikle 14- 17 yaş arasındaki toplulukta sık görülüyor. Önceki yıl, kardeşimin ilköğretim 8. sınıf mezuniyet törenine katıldım. Özellikle kız çocuklarında belirgin bir şey gördüm. Kadınlığı ortaya çıkarma arzusu. Bu tamamiyle mahalli bir baskıdan kaynaklanıyor, kimse kusura bakmasın ama NET bir şekilde öyle. 14 yaşındaki masum yüzlü kız çocuklarının göğüsleri meydanda, suratlarında sanırsınız ki Büyük Kulüp'de yemeğe gideceklermişçesine bir makyaj, en düşüğü 10 puntodan topuklu ayakkabılar. Bu görünüşlerden çocukları sorgulamamız mümkün değil, çünkü biz kız çocuklarımızı sürekli aynı korkular ile büyütüyoruz. Yasaklarla korumaya çalışıyoruz. Çünkü %99'u atalar dinini yaşayan, İslami kökenlerde olan bir topluluğun olduğu bir ülkedeyiz. Çocuklarımız hep aynı korkuyla büyüyor. "Annem öğrenirse öldürür.", "Babam duyarsa hayatım biter." Sebebi nedir? Sen kadınsın, sen kızsındır. Erkek çocuklarının daha fazla insiyatif sahibi olmasıdır bu. Kesinlikle cinsiyet ırkçılığı yapmadığımı belirtmek isterim. Sadece çok sevdiğim bir arkadaşımın da söylediği gibi; bu ülke kızlarını koruduğu kadar oğullarını korusaydı, bu kadar ahlaksızlık olmazdı. Ve hızlı tüketim konusuna geri dönelim. Hali hazırda kızlarımız, 15 yaşındayken en az 26 yaşındaki adamları baştan çıkaracak kadar makyaj ve büyük görünme takıntılı olduğundan, oğullarımız 17 yaşında mahalle kabadayılığına soyunup, kaç kadınla beraber olduklarını parmak hesabı yaparlarken; biz bu çocuklardan sağlıklı birer ilişki bekliyoruz. Ve çevremde görüyorum ki bu kişiler büyümeye başladıkça daha az şeyden zevk alır oluyorlar. Birbirlerini çabuk harcıyorlar. 14 yaşından 19 yaşına kadar yaşadıkları her şeyi ilişkiden sayarak, en ufak şeyde birbirlerini tek kalemde silebiliyorlar. Bunu biz yaptık gençliğimize, bunu biz hakettik. Çünkü her zaman baskı uyguladık, yasaklarla eğitmeye çalıştık. Bizim kız çocuklarımız tokat yedi babasından, erkek çocuklarımız evlerden kovuldu. Biz atalarımızdan öyle gördük yalanına sığındık ne acıdır ki, kızımız bakire evlenecek, oğlumuzun elinin kiri olacak bundan gurur duyacağız diyerek göğüs kabartan ana-babalara göz yumduk...
Son zamanlardaki evliliklere bakalım, elini ayağını bağladığınız nesillerin evliliğine, bakın bakalım kaç yıl sürüyor en fazla? 20 gün süren evlilikler, 2 ay sonra boşanan çiftler, 6 ayda bir yeni sevgilisi için "bu sefer ciddi" yalanını söyleyen gençler... Ve elbette sonuç hep aynı, tek kalemde silinen insanlar. Şimdi bunun sorumlusu kimdir? Elbette her şeyi dilediği yaşta yaşamasına müsaade etmediğinden, çocuklarını koruma içgüdüsü ile hata üzerine hata yapan, üstüne üstlük 12 yaşında çocukların cebine milyarlık telefonları, bir ailenin aylık masrafı kadar harçlığı cebine koyan ve bir şeyi elde etmesi için çaba göstermesini öğretmeyenlerdir bunun sorumlusu. Tüketim toplumuna maddi anlamda yeterince alıştık biz, maneviyatları tüketmeyi ne çabuk öğrendik? Ne çabuk alıştık değil mi, para yerine insan harcamaya? Biz ne zaman böyle olduk bilmiyorum, ama olduğumuzdan beri bildiğim tek bir şey var: Siz bir kuşu çok sıkarsanız; ölür. Tutmazsanız da kaçar. Karar be güzel insanım, karar...
Bir yerlerde okumuştum ama, sanırım durumu güzel özetliyor.
" Yaşlı çifte sorarlar:
-Tam 65 yıl, bunca sene nasıl evli kaldınız? "
Yaşlı çift cevap verir:
-Bizim doğduğumuz zamanlarda, kırılan şeyler tamir edilir, çöpe atılmazdı. O yüzden."