- Kategori
- Alternatif Tatil
Rakip doğa olunca !

Kuzey Kutup Dairesi - Northern Arctic Circle
Önümüzdeki hafta sizlerden çok uzakta, Hindistan'da olacağım. O nedenle 2009'un şu son gününde sizlere ne yazayım diye düşünürken karlı bir yılbaşı hayal ettim ve sizi beyazlar ülkesine götürmek istedim. Dilerim 2010 hepinizin hayatında yeni bir beyaz sayfa açar.
Ah şu haşarı ruhum! Girmediğim yer, altına bakmadığım taş, atılmadığım macera kalmayacak ki rahat edeyim. Bir kez daha Ponte Colossus'da Bungee-Jumping yapmayacağım. Rakaia nehrinde Jet Boat'la kayalara meydan okumayacağım. Kingda Ka Roller Coaster'a da binmeyeceğim. Ama Hafelekar'a yine tırmanacağım. Dağların en ılımlısı Kilimanjaro'ya da. Sanki "Kutsal Hazine Avcıları"nı çeviriyorum! Git Sapanca'da yürü, Uludağ'da, Kartalkaya'da kay be adam. Yook, hiç olur mu; illa ki sıra dışı bir şey yapacağım, gidip Kutup Çizgisi'nde doğayla savaşacağım!
Kuzey Kutup Dairesi, 66° 33' 39¨ enlemindedir ve Güney Kutup Dairesi, Ekvator Çizgisi, Oğlak Dönencesi ve Yengeç Dönencesi ile beraber beş büyük enlemden biridir. Aralık ayında 24 saat gece, Haziran'da ise 24 saat gündüz yaşanır. Size anlatacağım yöre Kuzey Finlandiya'nın Ivalo bölgesi. Yani kutup çizgisinin geçtiği Lapon başkenti Rovaniemi'nin de 290 km kuzeydoğusu. Haritada bakarsanız anlayacaksınız ki bu, kuzey kutbuna 290 km daha yakın olmak demek. Kışın -40'lara varırken soğuk, yazın ise enteresandır +30'lar görülebilir! Tabi ki merak edip yazını da gördüm Lapland'in. 24 saat güneş tepede nasıl bir şey düşünebiliyor musunuz! İşkence gibi bir şey! Işık geçirmez kalın perdeli evlerde uyunuyor. Bir de yanında promosyonu var. Mutasyona uğramış devasa sivrisinekler. Hazır olun söyleyeceklerime: Sivrisinekler de birer canlıdır ya, onları öldürmeniz hoş karşılanmaz! Ama vücudunuza kovucu spray sıkabilirsiniz. Neyse, benim favorim kışlarıdır Lapland'in. Kimsecikler olmaz. Buram buram yalnızlık, tundralarda esen soğuğun fısıltısı. Bir ben, bir de tanrı. Kendimi en çok orada yakın hissederim sona. Doyasıya bağırır, ağlar, donmaya çalışırım aslında. Kızar, "Daha vaktin var." der tanrı! Şansınız varsa Kutup Işıklarını da görürsünüz. Aslında bahar aylarında görülme şansı daha yüksektir. Gökyüzündeki renk cümbüşü insanı kendinden geçirir. Bazen de bir gürültü duyarsınız uçsuz bucaksız tundranın ortasında! Yanınızdan bir BMW, Audi ya da Mercedes geçer karı dumana katarak! Rüyada olduğunuzu düşünürsünüz. Araç üreticilerinin Kış Testi alanıdır Lapland. Romantizmin içine ederler. Kameranızın deklanşörü sadece ilk 1-2 saniye içinde basar, sonra donar. Doğaya tuvaletinizi yapmamanızı belirten tabelalar vardır etrafta. Bu uyarının amacı, doğayı gübrelemenizi önlemekten ziyade, dışkı ve idrarınızın anında donarak sizi zor durumda bırakmasını önlemektir. Finlandiya'da dağlar yoktur; ama tepecikler vardır. O nedenle çoğunlukla Cross Country disiplininde kayılır.
Lapland'e ilk gidişim 2003 Ocak ayıydı. Yer-gök aynı beyazlıktaydı. Uçaktan indiğim anda böyle bir soğuğu daha önce tatmadığımı düşündüm. Dünyanın bittiği yer olmalıydı. Yüzünüzün jiletle düz bir çizgi halinde kesildiğini hayal edin. Soğuk işte öyle kesiyordu. Hiç yılar mıyım! Macera benden korksun(du).
"Ben Husky Turu'na katılmak istiyorum" dedim, başını kaldırmadan kar küreyen adama.
"Erkek işi mi olsun, yoksa gezintiye mi çıkmak istiyorsun?" dedi yaşlı Lapon.
Vaayy!! Bakar mısınız yaşlı eskimo'nun konuşmasına!
"Erkek işi olsun bey amca, Türk'üm ben. Ne işim var gezintide!"
"Gel bakalım, eğitelim seni o zaman biraz. Çıkart üzerindeki o şehir giysilerini, yün eldivelerini de. Tundrada rüzgarı yedin mi, kafanı kessem hissetmezsin. Giy şu giysileri. Geyik derisi eldivenler de giyeceksin. Senin erkek işi turun, becerebilirsen yaklaşık 5 saat sürecek. Kızağın 6 köpekli. Sakın düşeyim deme. Köpekler gider, sen kalır donarsın."
"Nasıl yani? Ben yalnız mı gidiyorum? Jet Ski gibi etrafımda dönmez mi yani!"
"Ee, erkek işi isteyen sen değil misin? Gezineceksen benim kızı vereyim yanına!"
"Lapon kızları tipim değil. Neyse, ben nereye gideceğim bu köpeklerle?"
"28 km öteye. Sonra köpekleri orada bırakacaksın ve buraya snowmobile'le döneceksin."
"E nasıl bulacağım orayı?"
"Sen sadece sürmene ve düşmemeye bak. Köpekler yolu bilir."
"E, snowmobile'le nasıl döneceğim?"
"Giderken yolu öğrenmiş olacaksın ya!"
Ne iç rahatlatıcı bir cevaptı! Gidişte bir problem olmadı. Düşmedim de. Sadece delici soğuk ve kızağın kardaki sesi vardı. Köpekler yorulunca 5-10 dk mola veriyor, sonra tekrar yola düşüyordum. Ağaçları, düzlükleri beynime nakşettim. 3 saate yakın süren yolculuktan sonra köpekler gerçekten de istasyonu bulup durdular. İnip başlarını okşadım. Biraz dinlenip, yemek yedikten sonra 400cc'lik snowmobile'le tekrar yola düştüm. Allahtan kar yağmıyordu ve kızağın izleri yolun yarısında silinmeden kalmıştı. Düzlüklerde 80 km sürate kadar çıktım. Öyle ya, düşersem snowmobile durur, tekrar binmemi beklerdi. Son 10 km'de yoğun bir kar başladı. İşte o zaman korkmaya başladım. Kurt var mı buralarda diye sormamıştım da! O soğukta içimin terden sırılsıklam olduğunu hissediyordum. Son 2 km'de tabelalar başlayınca rahatladım ve final istasyonunda konyak'la karşılandım.
Bu deneyim hayatımın en önemli olaylarından biriydi ve Saariselkä tundraları, ilk kitabım Ben Olmanın Issızlığında'nın da kapak resmi oldu.
Joiku'yla çok iyi dost olduk sonraları ve tabii kızıyla da. Meğerse kızaktan düşersem, köpekler dizginlenmediklerini anlar ve benim yanıma dönerlermiş. Snowmobile'i de GPS ile takip ediyorlarmış. Rotanın dışına çıkarsam, gelip beni kurtarırlarmış; ama ben son zamanlarda gördükleri en başarılı sürücüymüşüm. Macera duygusunu en yoğun yaşatabilmek ve adrenalin salgısını artırmak için de bunları baştan söylemiyorlarmış. İtiraf ettikten sonra da bunu etrafta konuşmamamı rica etmişti Joiku. Söylenti yayılmamalı, yöreye gelen yeni maceraperestler de benim duyduğum heyecanı hissetmeliydi. Öyle ya, bana da söyleyen olmamıştı. O günden sonra bir daha solo-safari yapmadım; ama kakara kikiri grup-safari'lerine çok katıldım. İlk deneyimimi anlatınca, bunu asla deneyemeyeceklerini söylüyordu arkadaşlarım!