- Kategori
- Ramazan
Ramazanın getirdikleri götürdükleri

Ramazanla ilgili yazı yazmayacağım, dedim. Aslında böyle günlerin hiçbirine özel yazı yazmıyorum. Ama biraz mecburi bir durum oldu benimkisi. Çünkü tam 1 ay bu işkenceyi nasıl çekeceğimi düşününce. 2 haftadır fazlasıyla çekiyorken bu azabı, yazıp içimi dökmekten başka yol kalmadı bana.
Sıkıntım açlık değil. Tam tersi oruç tutarken kendimi çok huzurlu ve rahat hissederim. Kolay kolay da acıkmam öyle. Dayanıklıyımdır. Benim sorunum orucu bir savaş nedeni olarak kullanan insanlar. Hem dinimizin farzlarından biri olan orucu tutuyorlar, hem de patlamaya hazır bir bomba misali etrafta geziyorlar.
Kırıyorlar, saçıyorlar, kükrüyorlar herkese. Kalbinizde kırılmadık bir tek zerre bırakmayacak şekilde yüksek dozda savuruyorlar şiddetlerini. Bu nasıl ibadet anladım doğrusu. Oruç tut sevaba gir, kalp kır günaha. Ne olur bunun sonucu onu bilmiyorum. Ama kırıklar içinde bir kalp, tüm gün aç durmaktan çok daha kötü, bunu söyleyebilirim.
Hatta iftarda yemek yiyemeyecek kadar keyfinizi kaçırıyor. Sigara bağımlısı olup, sigara içemeyince size saldıran bu insanlar acaba vücutlarında ki nikotin isteğini bastırabiliyorlar mı? Bence insan vucudunu hiçbirşeye bağımlı hale getirmemeli.
Özgür olmalı beden. Sonra bu bağımlı bedenler sizide bağlıyorlar malesef. Ramazanın bu kadar çabuk bitmesini hiç dilememiştim. Ama artık bitsin istiyorum. Yoksa ben biteceğim. Ya da işimi kaybedeceğim.
Tutmayın kardeşim oruç, tutmayı beceremiyorsanız tutmayın. Hem aç kalırım, hem ortalığı birbirine katarım demeye geliyor bu. Toplu halde sevap işleyeceğiz diye günaha giriyoruz. Bakın şimdi beni de soktunuz günaha.
Tövbe...Tövbe...