- Kategori
- Kültür - Sanat
Recep İvedikli bir ülkede, Newyork Times’ın yorumuyla Türkiyenin yüzünü değiştiren bir müze…
Biliyorum şimdi şikayet ve sitem dolu yazılar okuyacağınızı sanıyorsunuz. Aman efendim Recep İvedik de komikmiymiş, nasıl o kadar komik bulunuyormuş, günümüzün iletişim dünyası içerisinde her şeyin içi boşalmış. Zaten şarkılarında eski bütünlüğü güzelliği yokmuş, kültürel olarak bir erezyon, bir çamurlaşma, bir ivedikleşme almış başını gitmiş. Popüler kültür işte böyle bir şeymiş. Aslında bu sitemler biraz düşünen akılların kısa sürede ortaya atabileceği değerlendirmeler. Popüler kültür de yozlaşma var mı, var doğru mu doğru. Ama şunu da anlamalıyız ki Türk insanının algılama biçimi de son yirmi yıl içerisinde değişti. Bir kere insan düşüncesinin ilk taşıyıcısı olan ön belleklerimiz maşallah devre dışı kalmış durumda, uzun verileri malum hiç birimiz aklımızda tutamıyoruz. Fazla duygusallığa gelemiyoruz. Hayat koşuşturması, günlük stres ve aşırı iletişim bombardımanı içinde kolay basit olan mesajlaşmalardan geçici bir huzur duyuyoruz, hem bu durum popüler kültür simsarlarının da işine geliyor. İki kamera, bir tıntın biraz sululuk buyurun size film buyurun size gişe, satış. Aslında çoğumuz zihinsel olarak baskı altındayız, o nedenle bize sunulan küçük kaçışları da bu kadar yüzeysel yargılamak ne kadar doğru bilmiyorum. Yani bazı espriler basit de olsa sıradanlığın dibine vurup bunu gösterişe de dökse aslında bunu yorumlayacak yetenekten yoksun olabilmek asıl tehlike diye düşünüyorum. Yaşam için bize gerekli olan yorumlamaları yapabilmek için de asıl ihtiyacımız olanın ne olduğunu gayet iyi bilmeliyiz. Bu tabi ki sanattır cevabımız, bu zihinsel durgunluk, üretimsizlik ve tükenmişlikten bizi kurtaracak olan da her zaman için sanattır. Zekanın asla gelişmeyeceğini düşünenler bence zekayı da bu kadar küçümsemeliler, sanatın zekayı da yükselteceğinin asla farkında değiller. Yunanlıların neden bu kadar sanatta ve düşüncede ileri gittiğini düşünenler üç tarafının denizlerle çevrili olmasına bağlarlar. Aslında gerçek önünüzde açılan alanın zihnimizde de açılmasıdır. İşte sanat bunu yapar. Öte yandan sanat ısrarcı değildir. Sanat bilbordlarda televizyonlarda yakanıza yapışıp beni izle beni izle diye bağırmaz. Bizlerin onutakip etmesi gerekir. Sanatçı sanıldığı gibi aklına eseni yapıp söyleyen kişi değildir. Çoğu zaman gizlenen gerçek değerinin farkında ve ona zarar gelmesini istemediği için fazla konuşmaya gerek görmeyen kişidir. Onları bizzat bizlerin yüreklendirmesi gerekir. Hem kendimize hem de ülkemizin gerçek aydınlarının yapıtlarına ulaşmak istiyorsanız, size, bu güne kadar ülkemize yapılmış en büyük hizmetlerden birisi olduğunu düşündüğüm ‘’ İstanbul Modern Sanatlar Müzesi’ni’’ düzenli olarak takip etmenizi salık veririm. Gerçekte modern sanat birikimimiz çok eskilere dayanmakta ve işte bu Türk Sanat tarihinin gizli yetenekleri bu gün İstanbul Modern ile tam olarak gün yüzüne çıktı ve bütün dünyanın ilgisine de sunulmuş oldu. İstanbul Modern’in, İstanbul’un bir KÜLTÜR BAŞKENTİ olduğunu kanıtladığı söyleyen ve tüm dünyanın gündemini belirleyen yayın organı "Newyork Times" İstanbul Modern’i, Türkiye’nin değişen yüzü olarak yorumlamıştır.
İşte bu değerli kuruluş hakkında sizin için bilgiler edindim:
İstanbul Modern Sanat Müzesi, Türkiye’nin sanatsal yaratıcılığını kitlelere ulaştırmayı ve kültürel kimliğini uluslararası sanat ortamıyla paylaşmayı amaçlayarak, disiplinlerarası etkinliklere ev sahipliği yapan bir müzedir.
Türkiye’de modern ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müze olarak, 2004 yılında, İstanbul Boğazı’nın kıyısında, 8.000 metrekarelik bir alanda kurulmuştur. Bünyesinde barındırdığı süreli ve sürekli sergi salonları, fotoğraf galerisi, video, eğitim ve sosyal programları, kütüphane, sinema, kafe ve tasarım mağazası ile çok yönlü bir hizmet alanı sunar. Müzenin koleksiyonları, sergileri ve eğitim programları, her toplumsal kesimden ziyaretçiye sanatı sevdirmeyi ve onların etkin biçimde sanata katılımlarını arttırmayı hedefler. Daha önce hayatlarında müze gezmemiş olan bir kitleden modern sanat uzmanına, anaokulu çocuğundan üniversite üyelerine, anlaşılabilir ve cazip olan, toplumun paylaştığı çok yönlü bir iletişim platformu ortaya çıktı.
Müze özellikle gençler için bir çekim merkezidir. İnteraktif etkinlikler müzede başlıca ilgi alanlarındandır. Sürekli ve süreli sergi salonları, fotoğraf bölümü, yeni medya alanı, video bölümü, kütüphanesi, sineması, eğitim bölümü, yaz okulu, mağazası, kafeteryasıyla birlikte yaratmaya ve üretmeye çağıran İstanbul Modern, izleyicilerle ortak bir enerji oluşturarak, gündelik yaşamla kültürün buluştuğu çok boyutlu bir müze oldu. Ufuk açan, merak uyandırıcı, düşünmeye yönelten, değişen sergiler ve renkli etkinliklerle de müze ziyaretlerinin bir alışkanlığa dönüştürdü. Bugüne kadarki sergileri destekleyenler arasında ülkemizin en başarılı kuruluşları yer alıyor ve müzenin ziyaretçi sayısı gün geçtikçe artıyor ve dört yılda iki milyonu aşkın kişiye ulaşmış bulunuyor. Toplumla bağları güçlendikçe müze ülke sınırlarının dışında da gittikçe daha çok tanınıyor ve dünyanın çeşitli ülkelerinden İstanbul’a gelenler için vazgeçilmez bir ziyaret hedefi oluyor.
Benim kendi izlenimlerime gelecek olursanız. Müzenin mekan olarak oldukça geniş bir alanı var içeri girdiğinizde. Büyük geniş bir alanda bizim ressamlarımızın çalışmalarından oluşan sabit, değişmeyen bir sergi ile karşılaşıyorsunuz .Bu geniş karşılamanın sağında gene büyük bir sergi platformu sol tarafında kitap satış bölümü ve kafeterya var.Alt kat kütüphane ve gene sergi salonları ve sinemadan oluşuyor.Öncelikle şunu söylemeliyim ki müzenin kendisini gayet iyi kotardığı belli oluyor.Ancak bundan sonra yapılacak iş özellikle gençlere olan yatırım için belli bir bütçe ayrılması, örneğin Almanya’nın modern sanat alanında gençlere verdiği desteğin, müze tarafından gücü yettiği nispette örnek alınmasını diliyorum. Müze sponsorlarla sanatçılar arasında bir köprü vazifesi de görebilmelidir. Onları çeşitli toplantılar vesilesi ile bir araya getirerek sanatçının işadamıyla buluşmasını sağlamalıdır. Çocuklara eğildiği kadar gençlere de eğilmelidir. Türkiye’nin büyük bir genç nüfusu olduğu düşünülürse nasıl olsa bir şekilde eser toplarız düşüncesi satın alınan eserlere de büyük paralar vererek sanatı bir çeşit kültürel ereksiyon malzemesi haline getirmekten ziyade sanatı yaygınlaştırmak sanatsal düşünceyi ve terbiyeyi kazandırmak ve sanatın insan ruhu için bir ışık, bir ümit ışığı olduğunu vurgulamakmümkünse herkezin sanatın bir koluyla ilgilenmesini sağlamak, gene sanat kurumlarının işidir. Türkiye’de kültür sanat alanında her zaman çalışmalar yapan büyük bir ailenin kurduğu vakıf tarafından hayata geçirilen müzenin sanat tarihimizde hak ettiği yeri alacağına inancımı belirterek yazımı bitiriyorum.Esen kalın…