- Kategori
- Deneme
René'ye

Sonata al chiaro di luna
Sevgili René;
Salı sabahına uyandığımı zannediyorum hala..Oysa güneşli bir çarşamba gününü yaşıyoruz. Güneş olmadan özgürlüğün olamayacağı gerçeği yakama yapıştı. Loş bir odada çalışma gayretim beni yoruyor. Zaman fısıldıyor, fısıldıyor...zaman ve mekanı birbirine bağlayan bağlar ayrılıyor ve kocaman bir taş oturuyor başköşeye. Anlam atfedelim mi taşa, betimleyelim mi? renklendirmeli o devasa taşı.Siyah taşlara çok fazla anlam yüklendiğinden beridir çekiniğim , renk mevzusunda. Umuda dair renklerin arasına siyah dokunuşlar dokuyan ağırbaşlı, lakin mütevazilikten uzak bir ressam havasında aldığım nefesler.
En derine gömülmeli sükunetler. Masal tarlalarında sadece kargalar olmalı, ihtişamlı siyahlıkta , salınarak yürüyen kargalar. Bırakın uçmasınlar semaya doğru, bırakın onlar da yürümeyi öğrensin. Kanatsız özgürlük olur mu denesin, hani kırılan kanatlarımın yerine yenileri gelecekti?
René, mevsimin kayıtsız esmerliğine dokunmak istiyorum. Dokunsun pervasız okşamaları ile akşamın serin rüzgarları. Gecenin siyah saçları yüzüme düşsün. Yüzümde hoyrat , doğal duruşuyla sarssın varlığını. Beethoven’dan “Sonata al chiaro di luna” eşlik etsin rüzgara. Uzat ellerini, hisset ayışığının siyah kirpiklerini…