- Kategori
- Siyaset
Reyhanlı'dan sonra biz nereye?

Al sana Arap baharı..!
Al sana eş başkanlık.!
Al sana büyük-güçlü Türkiye.!
Meğer 90 yılda güçlü-büyük Türkiye olmamız için var gücümüzle çalışmamız Orta Doğu için miş..
Orta Doğu ülkeleri kapsam alanına girmemiz için miş..
Avrupa Birliğine üye olmak için de üstelik 50 yıldır gayret gösterdiğimiz halde..
Amiyane tabirle, öylesine avuç içine alınmış ülke konumundayız ki, ABD ve AB ne isterse o oluyor ülkede..
Git git.. gel gel..
Hatta, dur dur..
Durdur durdur..
Evet, sanki ülke sorunlarımızı çözmüş gibi Suriye'de akan kanı durdurma görevi bize veriliyor..
Kim veriyor?
Washington..
Elbette dünya'da, hiç bir ülkede insan ölmesin istiyoruz..
Bu bizim ilkemiz duruşumuz, insan-i erdemliğimiz..
Ülke olarak hep barıştan yana olmuşuzdur her zaman..
Zaten dünyadaki yedi milyar insanın insanlarla sorunları yoktur.
Sorun üretenler, dünyadaki politikacılardır..
Dolayısı ile kan akıtanlar dünyadaki egemen güçler olup, yaptırımlarını politika ekseninde gerçekleştirmektedir..
ABD ve AB, terörden daha fazla nemalanması için Avrupa uyum yasaları çerçevesinde size idam cezasını kaldırtıyor. (elbette idam cezası olmamalıdır, ayrı konu). Burada zamanlamaya dikkat çekmek istiyorum..
Öte yandan, evrensel insan hakları bağlamında da yenilikler yapıldı-yapılıyor.. Eyvallah.!
Güzel gelişmeler bunlar..
Hatta olması gereken ve de geç kalınmış gelişmeler bütün bu yasalar..
Demem şu ki; ABD-AB, sizi bir taraftan Avrupa Birliği üyeliğine alma manifestosuyla oyalarken, diğer tarafta Büyük Ortadoğu Projesi bağlamında taşeron olarak kullanmak istemektedir..
Görülüyor ki, Hatay/Reyhanlı olayı sonrasında artık biz bir Orta Doğu ülkesi gibi bir fotograf çıkıyor ortaya..
Emperyal güç, yani küresel ekonomi sistemini yönetenler Türkiye'yi Avrupa Birliği'nde değil, Orta Doğu parçası olarak görmek istemektedir diye düşünuyorum..
Kabül etsek de etmesek de bu böyle biline arkadaş..