- Kategori
- Güncel
Reyhanlı provakasyonu ve gerçekler....

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşanan terör saldırısında 46 yurttaşımız hayatını kaybetti. Yaralı sayısının yüzlerle ifade edildiği saldırıda 29 yurttaşın durumu ağır. Hükümet ve hükümete yakın kaynaklar tarafından yapılan açıklamada ‘saldırının çözüm sürecine karşı yapılmış olduğu’ ifade edildi.
Saldırının faillerinin ‘Suriye istihbaratı yanlısı olduğu’ Beşir Atalay’ın TRT’ye yaptığı açıklamada kamuoyu ile paylaşıldı. Benzer açıklamalar İçişleri Bakanı Muammer Güler’den geldi. Güler, “Saldırganlar Suriye’deki rejim ve istihbarat yanlısı örgüte bağlantılı.”dedi.
Olay üzerine liberal U.Uras “Hepimizin başı sağ olsun, bunlar Esat’ın son çırpınışları” , Şamil Tayyar, “Reyhanlı, El Muhaberat odaklı yerli işbirlikçilerine ihale ettiği taşeron eylemidir ve ciddi istihbarat zaafı vardır.” dedi.
Reyhanlı’da yaşanan terör saldırısı sonrasında iktidara yakın kaynakların hızla benzer açıklamalar yaptığı ortamda soğukkanlı değerlendirme ve sağlıklı çıkarımlar yapmak neredeyse olanaksız hale geliyor.
Daha geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile Putin’in Suriye konusunda uluslar arası bir konferans düzenlenmesi konusunda anlaştıklarına dair basında yer alan haberlerin mürekkebi bile kurumadı. Türkiye ve ABD cephesinden Esat’ın ‘kimyasal silah kullandığı’ iddiaları gündeme getirilirken, BM’in kimyasal silahları ‘ÖSO’nun kullandığına dair ellerinde kanıtlar bulunduğu’ açıklaması pek öne çıkarılmadı.
ABD kendi iç kamuoyu baskısı yüzünden Suriye konusunda Irak’ta yaptığı gibi bir müdahale tarzını değil, taşeronlar aracılığı ile dolaylı olarak Esat’a karşı savaşanları destekliyor. Öyle ki Afganistan’da düşman olan Elkaide Suriye’de ABD’nin çıkarlarına hizmet ediyor, en önemli müttefiki..
Suriye’ye İran, Rusya ve Çin gibi ülkelerin desteği sürdüğü sürece yaşanan şiddetin son bulması kısa vadede öngörülemiyor. Ancak Türkiye devletini, hele de Suriye’de Esat’a karşı savaşanları destekleyen bir iktidarın yönetimindeki Türkiye’yi, savaşın içine çekmek için Türkiye topraklarında provake edici eylemler olması bana şaşırtıcı gelmiyor.
TV ekranlarında ve sosyal medyada olayın faillerinin ‘Suriye’nin istihbarat örgütüyle bağlantılı olduğuna’ dair yapılan tespitler kolay yaklaşımlar. Olası Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi, savaşı sanal oyun sanıyorlar. Çocukları nasıl olsa asker değil, parayı bastırıp elleri silaha değmeden terhis oldular nasılsa..
İsrail’in özür dilemesi, PKK’nın sınır dışına çekilmesi gibi gelişmeleri daha önce yazılarımda ifade ettiğim üzere “dünya egemenlerinin Suriye politikalarına, beklentilerine” bağlamıştım.
Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesi Reyhanlı’da yapılan terör saldırısının kimlerin çıkarlarına hizmet edeceğinin iyi irdelenmesi gerekiyor.
Saldırının Türkiye’yi Suriye bataklığına çekme amaçlı olabileceği neden kimsenin aklına gelmiyor? Saldırıyı ‘Esat’ın Suriye’si veya onun istihbarat örgütü ile bağlantılı’ olarak düşünmek, Türkiye’nin Suriye’ye saldırmasının koşullarını yaratmak isteyen devletlerin çıkarlarına hizmet etmek değil midir? Oldu bitti ile Türkiye’yi Suriye’de 2,5 yıldır süren savaşa çekmek amaçlı saldırıların neye hizmet ettiği gayet anlaşılır bir biçimde ortada.
Kaldı ki Esat’ın Suriye’sinin Reyhanlı’da yaşanan terör saldırısının arkasında olduğunu düşünmek, Esat’ın çıldırmış olması anlamına da geliyor ki, bu akla en son gelebilecek bir seçenek. Hele ABD Dışişleri Bakanı Kerry ile Putin ‘Suriye konusunda uluslar arası bir konferans düzenlenmesi konusunda anlaşmışken…