- Kategori
- Spor
Rezalete saniyeler kala...

Ya Fenerbahçe Bursa’da uzun yıllardır yaşamadığı bir rezalet yaşayacaktı ya da kupanın düzenleyicileri turnuvaya nasıl heyecan getiririz diye oturup düşünmüşler bu yolu bulmuşlardı. Eğer ikincisiyse biz oturup senaryosu önceden yazılmış bu maçları izlemeyelim; yok merkezde birinci olgu varsa gerçekten Fenerbahçe’nin çok ciddi bir teknik adam sorunu yaşıyor olduğunu söyleyeceğiz.
Bursaspor’un Süper Lig’deki pozisyonu nedir? Samandıra’da başka bir tablo yoksa bildiğim kadarıyla ligin üçüncüsü durumunda. Üstelik Fenerbahçe’den sadece üç gol daha az atmış. Bu sayı ile de ligin en çok gol atan üçüncü takımı. Yani örneğin Beşiktaş gibi gol sorunu yaşamıyor.
Ertuğrul Sağlam da takımına öyle güveniyor ki daha bir hafta öncesinde Kadıköy’de maçın sonrasında sıcağı sıcağına “futbol bu on dakikada üç gol bulabiliriz” diyor.
Açıkçası o takımın başında ben olsam aynı şeyi söylerdim.
Hele Daum bir hafta sonra orta sahada Gökhan – Deniz – Selçuk – Vederson dörtlüsü ile oynayacağını söylemiş olsaydı belki iddiaya girecek kadar da ileri gidebilirdim.
İlk yarı bu dörtlünün sadece sağ tarafındaki oyuncunun takımın ataklarını yönlendirdiğini gördüğümüzde bunun çok da abartılı bir yorum olmadığı da açıktır.
Uzatmadan söyleyelim 2. dakikada Gökhan Ünal, 5. dakikada da Gökhan Gönül’ün pozisyonlarını çıkarırsak bu maçın hakkı Bursaspor’undu. Çok iyi mücadele ettiler. Bol pozisyon ürettiler; üstelik öyle hafta sonu Galatasaray karşısında izlediğimiz Kayserispor gibi de şahsi olmadılar. Birbirleriyle yardımlaşan, ne yapmak istediğini bilen bir takım görüntüsündeydiler. Hırsları ve sertlikleri de futbol oyun kurallarının içinde kalacak derecedeydi.
Maç 2-0 devam ederken bir penaltıları verilmedi; belki ikinci de...
Ertuğrul Sağlam maç içinde çok kritik iki hata yaptı.
3-0 öne geçmişken ısrarla Sercan’ı oyuna aldı. Gereksiz bir hamleydi. Çünkü zaten takım onsuz beraberliği yakalamıştı.
3-0’dan sonra oyunu rölantiye alma düşüncesi veya taktiği de Bursaspor’un arzusunu, motivasyonunu ve sonucunda da dikkatini dağıttı. Bu iki hamleyi yapmak yerine düzenini bozmadan devam etseydi girişte yazdığım şey olacak Fenerbahçe büyük bir rezalet yaşayacaktı.
Böyle olunca rezalet olmuyor mu?
Fenerbahçe tam kadro ile Antalya’da rakibinden dört gol yememiş miydi? Tokatspor Fenerbahçe'ye çok da rahat bir şekilde iki gol atmamış mıydı?
Nasıl bir güvenlik duygusudur orta sahada ayağında top tutamayacak futbolcularla çıkıp ligin üçüncü sırasındaki takıma karşı direneceğini düşünmek?
Yanlış anlaşılmasın sorun Fenerbahçe’nin 3-0 geri düşmesi bir rezalet değildir. Daha ağır bir yenilgi de alınabilirdi. Sorun rakibini küçümsercesine neredeyse takımın omurgasını tamamen yedek oyunculardan kurulu bir dizilişle sahaya çıkıp bu sonucun ortaya çıkmasına şahit olmak, son saniyelerde gelen gole de çılgınlar gibi sevinmektidir.
Gökhan - Güiza tandemi de çok ilginçti. Birbirine çok benzeyen bu iki oyuncunun arkasında Alex yoksa kim derinlemesine toplar atacaktı? Deniz mi, Selçuk mu? Teknik adamlar bazen futbolcuları taraftarın ve spor kamuoyunun önüne öylesine atıveriyor. Bu tur gitmiş olsaydı Gökhan Ünal kaçırdığı gol yüzünden ne kadar eleştirilecekti tahmin edebiliyor musunuz?
Hem Alex hem de Emre'yi oynatmıyorsanız o zaman bu iki oyuncudan birini de kenarda oturtup, orta sahaya kadar gelip topu yönlendirip, servis yapacak Semih'e ihtiyaç duyulmaktadır.
Cüneyt Çakır genel olarak ortalama bir maç yönetti. Sanki zor durumdaki Fenerbahçe'ye sempatik gelecek kararları daha fazlaydı. Her zamanki gibi çok kart kullandı. Kendisine yan gözle bakana sarı kartı çıkardı. Böyle olmuyor. Oyuncu ile sempatik diyaloga girip karta başvurmanın sebebi nedir bunu anlamak kolay değil.
Fenerbahçe tekrardan düşüşe girdi. Avrupa maçı öncesindeki bu formsuzluk ciddi bir uyarıdır; hem teknik adam için hem de takım için.
Ancak Fenerbahçe 5 Mayıs tarihinde oynanacak final maçına kadar gidecek görünüyor.
Daum'a şunu soralım.
"Bu sonucu içinize sindirebildiniz mi?"
Uzay Gökerman