​ RIHTIM HAMALI / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '20

 
Kategori
Felsefe
 

RIHTIM HAMALI

                  Eric Hoffer, anne ve babasının Almanya’dan Amerika’ya göç etmesinden birkaç yıl sonra, 1902’de New York’ta dünyaya geldi.7yaşında annesini kaybeder aynı yıl bir kaza sonucu kör olur,

                  15 yaşından mucizevi bir biçimde görme yeteneğine yeniden kavuşur ve o hırsla okumaya başlar. İlk başlarda babasının evdeki kitaplarını günde yaklaşık 10 saat okuyarak bitirir. 1920 de babası da ölür. 18 yaşında Los Angeles’a gelen Hoffer merkez kütüphaneye yakın bir oda tutar. İşportacılık tarlalarda ırgatlık, maden işçiliği gibi göçebe işlerde çalışır. Maden işçiliği sadece yaz aylarında yapılıyor kışın ve kar yağdığında ise işçiler çalışmıyordu bu dönemde okuma hırsını kat be kat arttırdı. O boşlukları kitaplarla doldurdu.

                1942 yılında San Francisco limanında dok işçisi olarak yükleme boşaltma işine başladı. Bu iş sayesinde artık ilk defa göçebe işlerden kurtulmuştu. Artık daha fazla okuyor okuyor ve okuduklarının sentezini yaparak küçük küçük notlar almaya başlıyordu. İncelediğimiz bu kitap o dönemki notlarından oluşmaktadır.

                Kesin İnançlılar kitabı 1952 de basılmıştır. Yazmaya devam ediyor ve 1962 de yazdığı The Temper of Our Time eseriyle gerçek bir filozof olduğunu göstermiştir.  1942 yılından 1967 yılına kadar rıhtım hamallığına devam eden Hoffer, 1964 yılında California Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesinde haftada iki gün danışmanlık görevine başladı. “Kesin İnançlılar” isimli eserinin 13 dile çevrilmiş olması, milyonu aşkın satış yapması ve üniversitelerde siyasal bilimlere yardımcı kitap olarak okutulması sonrasında toplumda aranan bir kişi haline gelmesine rağmen Hoffer, 1965 yılma kadar kendi münzevi iş hayatı çerçevesinde kalmayı başarmıştır. Yine de 1967 yılına kadar haftada üç gün rıhtım hamallığı görevine devam ediyor, geri kalan zamanını okumak, yazmak, parkta dolaşmak ve birkaç dostunu ziyaret etmekle geçiriyordu.…

                Kitap toplumların aşırılıklara nasıl müsait hale getirildiği ve sonrasında da kitlelerin radikal hareketlerin kucağına nasıl itildiği konusunda ciddi ipuçları barındırıyor.

Eserden alıntıladığım kısımları aşağıda paylaşıyorum.  

 KESİN İNANÇLILAR/ERIC HOFFER

*******  

                 Genel olarak kitabın tümünde tüm aşırıcı hareketlerin aynı familyadan geldiği ister dini hareketler olsun, ister sosyal devrimler veya milliyetçi hareketler olsun, bütün kitle hareketlerinde ortak olan bazı özelliklerin olduğu incelenmiştir. Kendini adamak, inanç sahibi olmak, iktidar peşinde koşmak, birleşmek ve nefsinden feragat etmek gibi duyguların ortak noktaları vardır.

 

                İnsanların uğrunda öldükleri kutsal amaçlar birbirinden çok farklı olsa bile, o insanlar esas itibarıyla aynı şey için ölmektedirler.

 

                Hayal kırıklığının bizzat kendisi ve etkili bir saptırma tekniği bir araya geldiğinde birey aşırılığa hazır hale gelir.

 

                Geçmiş çağlarda dini hareketler birer değişiklik aracı idiler.

 

                Uyuşmuş bir toplumun uyandırılması veya toplum hayatının geleneklerinde temelden reformlar yapılması isteniyorsa, başka motivasyonların bulunması zorunluluğu da ortaya çıkar. Dini, devrimci ve milliyetçi hareketler, böyle bir genel çaba yaratan motivasyonlardır.

               

                Milliyetçiliğin yeniden canlanma ruhundan yararlanılmasaydı Japonya’nın olağanüstü kalkınması belki de mümkün olmazdı.

               

                Bazı Avrupa ülkelerinin (özellikle Almanya’nın) hızla modernleştirilmesinin de, milliyetçi heyecanın iyi bir şekilde teşvik edilmesiyle kolaylaştırıldığı düşünülebilir.

 

                Şu da bir gerçek ki batılı sermaye sahiplerinin Asya’nın milyonlarca insanında yeniden canlanma ruhunu alevlendirmeye ne güçleri ne de böyle bir niyetleri vardır.

 

                Bir ülkeye veya dünyaya yeni düzen vermek isteyenler, bunu hoşnutsuzluğu körüklemek veya hedeflenen değişikliğin doğru ve yararlı olduğunu göstermek veya halkı yeni bir hayata zorlamak yoluyla başaramazlar. Bunu başarmak için, geleceğe ait büyük umutların nasıl alevlendirileceğini bilmeleri gerekir.

               

                Umutla dolu olan kişi, en garip kuvvet kaynaklarından bile etkilenebilir, örneğin bir slogan, bir kelime, bir simge vs.

               

                Eğer aşırılar Avrupa'yı ve dünyanın büyük bir bölümünü ele geçirirlerse, bu, onların hoşnutsuzluğu iyi tahrik etmesini veya halk kitlelerini nefretle iyi zehirlemesini bildiklerinden değil, umut vermesini iyi bildiklerinden ötürü olacaktır.

                Büyük Fransız Devrimini başlatan kişiler, siyasi tecrübeden tamamen yoksun kişilerdi. Aynı şey, Bolşevikler, Naziler ve Asyalı devrimciler için de doğrudur. Tecrübeli bir kişi bu işe sonradan katılır. Bu kişi, hareket artık tutunmaya başladıktan sonra harekete dahil olur.

                Hayal kırıklığına uğramış bir kişi için bir kitle hareketi ya bütün benliğin değişmesi imkânını sunar veya kendi kişiliklerinde kaynağı bulunmayan fakat yaşamaları için gerekli olan amaç, övünme, güven, umut ve değer gibi nitelikler vaat eder.

                İşsizliğin oluşturduğu karamsarlık, yalnız yoksulluk korkusundan değil, hayallerde yarattığı geleceğe ait boşluktan da ileri gelmektedir. İşsiz kalan kişilerin, kendilerine maddi yardım yapanlar yerine, kendilerine umut aşılayanları takip etmeleri daha güçlü bir ihtimaldir.

                Her kitle hareketi, bir bakıma bir göçtür, yani, vaat edilene doğru bir yürüyüştür.

                Fakat ulusu, gerek şehir hayatında gerekse tarım alanında çalışan vasat insanlar değil, her iki uçtaki azınlıklar -yani, en iyi ve en kötü olanlar- biçimlendirir.

                Tarih oyunu,  genellikle orta bölüm çoğunluğun başlarının tepesinde, işte, bu en iyilerle en kötüler arasında oynanır.

******

                  Küresel oyun kurucular, dünya nizamını şekillendirenler her şeyi olduğu gibi radikalizmi yani aşırıcılığı da kendi hedefleri doğrultusunda kullanmaktadırlar. Kendi menfaatlerinin temelinde ise daha fazla sömürü ve daha fazla zulüm olduğu düşünüldüğünde bu aşırılıklar ise onlar için bulunmaz bir maşa görevi üstlenmektedir.

                Bu bağlamda geçmiş yüzyılda ve günümüzde dünyamız üzerindeki sosyal hareketler incelendiğinde yazara hak vermemek mümkün değil. Kitap akıcılığıyla ve anlatım diliyle zevkle okunuyor. Yakın tarihteki sosyolojik olayları farklı sosyal sınıflar özelinde, bir inceleme normunda okuyucuya sunuyor.

              Kitabın bir başyapıt olduğunu düşünerek yakın tarihe kafa yoran okur arkadaşlarıma tavsiye ediyorum. 

Okuduğunuz için teşekkürler. Esen kalın.

 
Toplam blog
: 24
: 222
Kayıt tarihi
: 06.09.13
 
 

Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektrik Eğitimi Bölümü Mezunu, Sakarya Ünv'de Eğitim A..