- Kategori
- Tarih
Rönesans
‘‘RÖNESANS İNSANIN KEŞFEDİLMESİDİR.’’
Birçok tarih kitaplarında "yeniden doğuş" anlamına gelen, günümüz modernliğinin temellerinin atıldığı, Orta Çağ ile Reformasyon arasındaki süreç; Rönesans, klasik ideallerin yeniden canlanmasını sağladı. 15. yüzyılın en önemli olayı olarak kabul görülen Rönesans, birçok değişikliklere sebep oldu. İlim ve tekniğin insan ve tabiat sevgisiyle birleşmesiyle birlikte edebiyat, sanat, mimari alanlarında hızlı adımlar atıldı.
Rönesans’ın en önemli yaratıcı güçleri aslında bir düşünür ya da bir devlet adamı yerine tüccarlar olduğu kabul edilmektedir. Yaptıkları akıllıca ve karlı ticaretler sayesinde sanat ve endüstri alanlarına yatırımlar yapıldı ve böylelikle modern çağa geçişin hızlanması sağlandı. Floransa, Venedik, İngiltere, Hollanda gibi küçük kent devletlerinden İtalya’ya sıçrayan sanat kıvılcımının başlatıcısı 1453 yılında gerçekleşen İstanbul’un fethi olmuştur.
Bu hareketlenme Rönesans için en ciddi hareketlenmedir. Bunun öncesindeki asıl etken ise Haçlı Seferleridir. Bu seferler sonucunda Avrupa’ya geçen Endülüs Emevileri fen sahasında verdiği eserlerle batıdaki ilmi alanın genişlemesini sağladı.
İstanbul’un fethinden sonra Bizans devletindeki bilim adamlarının İtalya’ya gitmesine izin verilmesi, doğu ülkeleriyle İtalyan gemicilerin münasebette bulunmaları ve bunların İslam ülkelerindeki nizam, intizam, refah, zenginlik ve adaleti dile getirmeleri ve Ortaçağ Avrupa’sının en zengin ülkesi İtalya olması İtalya’yı Rönesans’ın merkezine koymuştur.
Rönesans akımına göre, yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değerdir. İnsan güçlü bir varlıktır ve bu gücü sayesinde yapamayacağı yoktur. Ayrıca faalliğiyle en şerefli bir yaratılandır. Gerçek güzeldir ve dünya o kadar ilgi çekicidir ki, başka bir yer düşünmenin anlamı yoktur. Bu anlayış, Rönesans’ın yaratıcılık dolu bir çağ olduğunu ortaya koymaktadır.
Bilimsel araştırılmalarıyla ünlenen ve Rönesans üzerine araştırma yapan Burkhard:’’ Rönesans insanın keşfedilmesidir.’’ Peki, Ortaçağ’da insanın kıymeti yok muydu? İnsana verilen değer gereğinden azdı. Engizisyon mahkemelerinde haksız yere yargılananlardan, birçok bilim adamlarının işkence görmesi ve öldürülmesi bunun kanıtlarıdır. Papazlar menfaatleri uğruna günahları affediyorlardı. Hatta cennetten para karşılığında yer alıyorlardı. İslam kitaplarını okuyarak araştırma yapan Galileo ve birçok düşünce adamı zor dönemler yaşamışlardır.
Bu akım kısa süre içinde bütün Avrupa’ya sıçradı. Fransa’da sanatın, İngiltere’de edebiyatın, Almanya’da dini tablo ve heykelin, İspanya’da edebiyat ve resmin gelişmesi bu hızlı yayılmanın göstergesidir. Rönesans sırasında Avrupa’nın kültürel yönelimi esas olarak dinsel hedef ve değerlere dönük bir odaktan, dünyanın doğrudan gözlenmesiyle alakalı bir odağa doğru değişim geçirdi. Eski Yunan ve Romanın edebiyatçılarından Tacitus, Sophokles, Domosten, Platon, Çiçeron ve Virgil’in eserleri tekrar gün ışığına çıktı. Fikir adamları ve yazarlardan Aristo, Machiavel ve Tasso; ressamlardan Rafael; mimarlardan Louvre sarayını yapan Pierre Loscot ve Tuileries sarayını yapan Jean Bullat kendi alanlarında birçok eserler verdi. Şüphesiz, Rönesans’ın en önemli temsilcisi ise de, heykeltıraş, mimar ve edebiyatçı olan Leonardo da Vinci’dir. Bu eserler Avrupa’nın her yerinde hala mevcuttur ve Rönesans vizyonunu bilinen dünyanın her tarafına hızla yaymıştır.
Kaynakçalar: NTV Bilgi Küpü/(372 & 442)
National Geographic / Dünya Tarihi (272)
wikipedia.org