- Kategori
- Siyaset
Rus savaş uçağı

Oğlum bazen şunu yapıyor. Elini kesmiş yakın zamanda, "senin gördüğün 8 dikiş, babamın gördüğü 3 dikiş, gerçek hiç dikiş yok sadece küçük bir çizik."
Rusya ile aramızda gittikçe büyüyen, ve neredeyse 3.Dünya Savaşının patlamasına yetecek kadar gidecek olan şu savaş uçağı düşürülme işinin gerçeklerine bakalım.
Bizim gördüğümüz. "Biz haklıyız ve masumuz, hafif bir dokunuş ile dokunduğumuzda düşüremeyeceğimizi düşündüğümüz bir uçağı düşürdük. Hatta pilot ölmesin diye çok da uğraştık. Hemen de ölmedi. Bütün güvenlik güçlerinin, savunma ile ilgili olan bütün birimlerin haberi vardı. Düşürülen uçağın Rus uçağı olduğunu da bilmiyorduk. Angajman kuralları vardı onu uyguladık. Geçen gün de it dalaşına girmişlerdi" ile başlayan, azarlanınca dudağını büküp yaptığına bulduğu mazeretin geçerli olmadığını görünce, bu sefer "Biz Osmanlı torunlarıyız, Cumhuriyetimiz için savaştık, çok stratejik bir konumumuz var, Rusya sıcak denizlere inmek istiyor, bizimle ilgili planları var, biz güçlüyüz, Rusya'dan sonra en büyük ordu Türkiye'ye aittir. (bizden kalabalık olduklarını unutuyoruz). Savaş çığlıkları atan ve güç gösterilerine dönen" gövde gösterisi yaşadık. Son durum şu bizim gördüğümüzün. İçinde bulunduğumuz siyasi belirsizlikler yüzünden ve doğuda çözemediğimiz bir sorundan dolayı kontrol etmekte zorlandığımız öfkemizi ve neredeyse milliyetsizleştirilen Türklüğümüz bir özgüven patlaması yaşadı. "LOY LOY LOY... Hep beraber savaşa"
Rusya 'nın gördüğü.. O kadar çok "loy loy" havasındayız ki.. Sanırım bu hava Rusları bile korkutmaya yetti. Rusya'ya göre sadece iki tane F16 ile değil, filo halinde Rus uçaklarına saldırıp, hatta hava sahamızın içine çekip, uçağı katlettik. Böyle de edepsiz bir milletiz. Hiç altta kalarak hareket etmediler.
Aslolan, gerçek şu. Bu durum angajman kuralları gereği aslında bir özür ve uçak parası ile çözülebilecekken, işin içinden çıkılmaz bir hal almasının nedenleri üzerine durmalıyız. Eğer tarih sebeb, sonuç ilişkisi üzerine kurulu ise bunun sonuçlarına bakmalıyız. İki devlette görüneni kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor. Kavga eden iki çocuk gibiler. Herkes kendi cephesinde haklı çıkmaya çalışıyor. Rusya 'nın Ortadoğu'da ve sıcak denizler ile ilgili stratejik planları olması kadar doğal bir şey olamaz. Bu çok normal ve anlaşılabilir. Kesinlikle doğru değil ama anlaşılabilir. Çünkü Rusya 'nın çok elle tutulur somut istekleri var. Halbuki Kuzey ve Güney Amerika'dan, Avrupa'nın diğer ucundan gelip buradaki savaşa müdahil olanlara ne diyeceğiz. Komşuna yardıma yan binadan mı gelirler yoksa sen mi el uzatırsın. Ya da arayı bulmak için kavgaya kavgayla mı karşılık verirsin.
Sonuç şu, bütün dünya tetikte. Rusya diyorki. 2.Dünya savaşında, 1.Dünya savaşında ben nasıl var idiysem, bu savaşta da ben varım diyor.Süper güç olduğunu ikna etmek ile meşgul etmiyor kendini. Zaten ben süper gücüm diyor. İki sene önce arap baharı sırasında bunu hissettirmişti. Türkiye için çıkan sonuç da şu. Türkiye süper güç olmak istiyor. Ortadoğu'daki pastayı görüyor. Ve büyük lokmayı yemenin kendi hakkı olduğunu düşünüyor .
Yeni imajına uygun olarak, sınırların yeniden çizilmesi savaşında başrol oyunculardan biri konumunda olmak istiyor. Bizde emperyal bir ülke olarak bu paydan hakkımıza düşeni almak istiyoruz. Bu olanlar ve paylaşılanlar.
Gerçekte Türkiye Emperyal mi. Bu da üzerinde durulması gereken bir durum.
Ben nerede devreye girerim. Benim genel geçer kurallar içinde düzenim bozulursa o zaman. Ekmek bulamazsam. Sonuçlarını bilmediğim hayata ve yaşama dair ödeyeceğim büyük bedeller beni belirler.
Umarım herkes üzerine düşeni yapar, bu it dalaşını daha çok sürdürmez. Sen onu yaptın, ben onu yaparım. Sen kulağımı çektin, ben kolunu ısırırım demez.
Sevgilerimle AYRIK OTUM.