- Kategori
- Dünya
Rusya ile imzalanan S-400 Füzeleri anlaşması, ABD ve NATO'yu neden telaşlandırıyor ki?

İnternette alınmıştır..
KOMŞU ÜLKELER, AYNI VE BENZERİ "HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ" İLE ETRAFIMIZI ÇEVRELENMİŞKEN, BİZ, ONLARA BAKIP DURACAK MIYDIK?
Lütfen, bloğuma uygun gördüğüm şu haritaya bir bakın...
TÜRKİYE'NİN, KENDİ "ULUSAL HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİ" KURMAYA HAKKI YOK MU?
*
1997 yılı...
Günceli takip edenler hatırlarlar...Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi'ne, S-300 MPU-1 füzeleri ile Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi kurmak ister...Türkiye buna karşı çıkmış ve Yunanistan da, bu füzeler Girit Adası'na yerleştirilmiştir...
Bu füzeler de, Rus yapımıdır...Yunanistan bir NATO ülkesi değil miydi...Buna rağmen, ne Amerika'nın, ne de NATO'nun gıkı çıktı...
Ama, 2015 yılına geldiğimizde, bir de baktık; Türkiye'nin etrafı füzelerle dolmuş...
*
Türkiye uyandı...
Önce, 2015 yılında Çin ile "Uzun Menzilli Füze" anlaşması yapmıştı; sonra bu iptal edildi...Neden ? Çünkü ABD, bir şekilde bunu engelledi.
Türkiye, daha sonra "kendi füze sistemini" geliştirmeyi düşündüğünü açıklamıştı; ancak bu da uzun sürmemiş ve Rusya'dan S-400 alımı gündeme gelmişti...Ve anlaşma imzalandı...
*
Amerika, NATO küplere bindi...Gereksiz bir telaş...Bu füze sisteminin, NATO sistemi ile entegre edilmesine de gerek yok...Bu ulusal bir sistemdir...
Türkiye'nin, artık ne Amerika'ya, ne NATO'ya ne de Birleşmiş Milletler'e güveni kalmıştır...Yarın çıkacak bir savaşta, NATO, Türkiye'nin yardımına zor yetişir...
Bu nedenle, Türkiye, başının çaresine bakmak zorundadır...Rusya ile anlaşması yapılan ve imzalanan S-400 füzelerinin alınması da bu çarelerden biridir.
*
İşte, son durum budur...
Türkiye, çemberini kırmış özgür bir ülkedir...Kendi kararını, kendisi verecek kadar tecrübelidir...
Şu anda her şey, bir kağıda atılmış imzalardan ibaret...
Bakalım, Amerika ve NATO, Türkiye'yi bu kararından caydırmak için, bu kez neler yapacak?
Bekleyip görelim.
cdenizkent
------------------------- :
(1) Laurence Evans, Türkiye'nin Parçalanması(1914-1924), İstanbul: Milliyet Yayınları, ss.35-36