- Kategori
- İlişkiler
Rüya 4

Merve için Kemal ailesi gibiydi. Yıllardır tanıdığı için değil, her zaman öyle hissettiği için böyleydi. Güvende hissettiği, yaşadıklarını rahatlıkla anlatabildiği biriydi. Sevgili olmaları bunları daha da pekiştirdi. Birlikte her zamanki gibi keyifli zamanlar geçirdiler. Gün oldu ‘ asla tanıyamamışım.’ dedikleri dönemler de geçirdiler.
Ve bir gün Merve bir yıl boyunca bu ilişki için, onu kırmamak için kimseye yapmadığı özveriler de bulunduğunu fark edip, her şeyden uzaklaşmak istedi. Aslında bu tam olarak onun isteği de değildi, Kemal’e son zamanlarda bir türlü ulaşamıyordu. Artık bitmeliydi, zaten bunca yılın hatırına katlanmıştı bazı şeylere. Hiçbir şey arkadaşlıklarındaki gibi değildi. Olamazdı da gerçi ama böyle de olmamalıydı. Belki de Merve’nin istekleri farklıydı, Kemal’in suçu değildi aslında yaşanılanlar. Sadece Merve’nin hayal ettiği gibi olmaması onu çok üzmüştü. Söylediği bir kelime, bir cümle onu derinden yaralıyordu çünkü hayatı boyunca kimseye vermediği değerle, çok özel bir konuma koymuştu onu.
Çok zor bir konuşma olmuştu Merve için, Kemal’ de pek ısrarlı olmamıştı kararından vazgeçirmek için. Bu onu daha da yaralamıştı. ‘Belki’ diyordu içinden sürekli… Ama Kemal beklediği gibi tepkiyi vermeyince kalbindeki yaralar gitgide derinleşiyordu, nefes alamaz hale gelip, gözlerindeki yaşları dindiremiyordu. Her şeye ağlıyordu aslında ; bir yıla, arkadaşlıklarına, bazı şeyleri bu kadar çabuk harcamalarına, en çokta Kemal’in anlayamadığı bu vazgeçişine…
Arkasına bakmadan çıktı oturdukları yerden, taksiye bindiğinde daha da katılarak ağlamaya başladı. ‘Hayatım boyunca beni en çok anlayan ve anlayacak’ dediği insanın ona bunu yapmış olmasına, onu artık kaybetmiş olmasına dayanamıyordu. Silmeliydi her şeyi, yaşadıkları güzel günleri, aşkını, gözlerini… Dört gün sonra Kemal’in adını telefonunda gördüğünde şaşırmıştı aslında. Açtı, pişmandı Kemal. Paramparça etmişti bir kere, çok konuşmuştu Merve. Artık geri dönüşü yoktu. Bir daha asla onu bu kadar kırmasına izin vermeyecek, onun için görüşmeyecekti bile. Temizlemişti kalbini o dört günde. Taş olmuştu. Her şeye tepkisizleşmişti iyice. Hiçbir şey etkilemiyordu onu; ne söylenen bir söz, ne yapılan bir davranış… Ruhu uçup gitmişti sanki…
Kemal’in uğraşları iki ay sürdü. Ama Merve çok bitmişti. İnancını yitirmişti. Kalbi kimse için bu kadar farklı atmamıştı, kimseye bu kadar güvenmemiş, kimseye bu kadar kendinden önce yol vermemişti. Duyguları çürümüştü resmen. Çok uyarmıştı Kemal’i…
Artık tam olarak her şey bitti derken bir gece rüyasında gördü çocukluk arkadaşını. Kalktığında çok etkilendi ama ‘geçer’ dedi… O gün geçti ama gece yine gördü ve ertesi gece yine… ‘Bir şey mi oldu acaba?’ diye düşündü. Aradı. Kemal şoktaydı, sesinden onu aramasına ne kadar şaşırdığı anlaşılıyordu. İki buçuk aydır hiç aramamıştı onu. Nasıl olduğunu merak ettiğini söyledi, nasıl olabilirdi ki? ! Buluşalım dedi Kemal. Tamam, dedi Merve. Ama yanlış anlamamalıydı Kemal, artık ona karşı bir şey hissetmiyordu, hissedemiyordu. Sadece merak etmişti.
Buluştular. Konuştular. Ağladılar. Hala aynıydı Merve. Keşke dedi, keşke seni tekrar sevebilsem…İşte tam o sırada bir cümle sarfetti Kemal, Merve’nin kalbine sanki tekrar kan pompalandı. Tamam dedi Merve, deneyelim ama söz veremem.
İki gün sonra yemeğe gittiler. Güvenemiyordu. Madem pişman olacaktı, bunca üzüntü niyeydi? Yaşadıklarını hiçe saymış, ondan vazgeçtiğini bile söyleyememiş Merve’ye bırakmıştı her şeyi. İnsanlar neden bu kadar bencil davranıyorlardı, hiç anlamıyordu…