​ Sabah Gazetesi'nin mescidi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
 

Sabah Gazetesi'nin mescidi

Sabah Gazetesi'nin mescidi
 

Sabah gazetesi içinde MESCİD yapılacak mış. Ne güzel..


<ı>“Sabah Gazetesi'nde çalışanların en yakın caminin 3 kilometre uzakta bulunması nedeniyle bina içerisinde mescit yapılması yolundaki talepleri Sabah yönetimi tarafından uygun bulununca mescit yapımına karar verildi.”

Bu haberi okuduğumda çok şaşırmıştım. Tamam, sabah gazetesi Çalık grubunundu, hükümet ve AKP yanlısı haberler veriyordu, yanlı haberleri olduğu gerekçesiyle eleştiriliyordu ve birçok yazar, çizer kalem kaldırmışlardı ama nafile. Onlar yine bildiklerini okuyorlar ve yazıyorlardı. Hayır, bu durum ne suç, ne hukuksuzluktur. Demokrasi olan bir ülkede her şey mubah gibi görünse de, bazı eylemler ve görsellikler, sübjektif kavramlar, sanırım biraz bazı kesimlerin canını sıkıyor, hepsi bu !.

Canı sıkılanlardan biri de biziz. Ne yapalım, gidip gazeteyi basalım mı? Buna ne hacet! Okumazsınız olur biter. İsteyen de alır okur, değerlendirir, beğeniyorsa, fikriyatına yakınsa, düşüncelerine rehber oluyor, aynı kulvarda olduklarına inanıyorsa, okumaya devam eder, Aksi durumda bir gram bile paye vermez. Herkes ne yapmakta özgürdür tabiki.

Çalık grubunun Sabah ve Atv’yi grubun üyesi yapması belki birçok kimseyi şaşırtmıştı ama ilgili kurumların yayın politikalarının nasıl olabileceği konusunda sanırım pek çok kimsenin az da olsa bir tahmini vardı. Nitekim de biraz öyle oldu. Belki, birçok yazar, çizer ve yayıncı oldukları yerde kaldılar, belki maaşlarına zam bile yaptılar ama işte görünen ortada, eleştirilmekten de geri kalmadılar.

Bir yazımda da belirtmiştim, Atv’nin yayınları ve Sabah’ın yazılarını beğenmiyorum diye. Bu sebepten dolayı okumuyor ve seyretmiyorum diye de eklemiştim. Kimse, üstüne de alınmasın. Bu benim kişisel görüşüm ve tercihim. Bu tercihimin de ne bu kurumları alanlarla, ne de çalışanları ile ilgisi var. Kimseyi rencide etmek için de yazmadım. Ayrıca, herkes de, hangi kanalı seyredeceğine, hangi gazeteyi okuyacağına kendisi karar verir. Demokrasiye inancım tamdır.

Fakat ilgili kurumların kimin tarafından alındığına, hükümet tarafından ayrıcalıklar tanındığına, bu alımdan dolayı oluşan borçları karşılık, devlet bankalarından krediler açtırıldığına, Başbakan’ın damadının bu grupta üst düzey yönetici olduğuna dair yazılanları falan aldırmıyorum, hatta bize göre “yanlı” haber yapmalarına da aldırış etmiyorum. Garipsemiyorum artık anlayacağınız. Ama yukarıda okuduğum haber “eğer doğruysa” beni oldukça şaşırttı.

Haberi bir portal gazetesinde okudum. Yalan ve yanlışlığı kendilerine aittir. Ama haber doğruysa; gazetenin idari binasının bir katının mescit olarak kullanılacağı bu gazetenin, hele ki, bağımsız olması gereken bir gazetenin, liberal kurallar içinde, laiklikten iyice ödün verip, daha radikal bir duruma geçişi ve daha İslami değerleri kabul edişi, halkın sesi imajının yerine, hakkın sesi olacağı gibi bir izlenim uyandırdı bende. İbadet yapılacak olsa 3 kilometre çok uzak değildir. Zaten, ibadet gözlerden ırakta yapılır, göstere göstere yapılmaz, benim bildiğim. Gene de tercihleri kendi tercihleridir. Ama bu kadar da radikal bir karar, tarafsızlıklarını deklare edecektir görüşündeyim.

Kim, neye inanırsa inansın, neye güvenirse güvensin, herkes istediği gibi yapmakta elbette ki özgürdür. Öyle bir karar alınması onların, yöneticilerin ve çalışanlarının bileceği iştir. Elbette ki, orası bir kamu alanı değil, özel bir müteşebbis alandır. Ama çalışanlarının arasında, farklı dinlere mensup birileri varsa ya da dinini kendi bildiği ve istediği gibi yaşamak isteyenler varsa, ya da hiç inanmayan, ibadet etmeyen birileri varsa, bu durum onlara nasıl etki edecektir. Bu durum onlar üzerinde bir zaman sonra bir “baskı unsuru” olabilir mi? Hatta bir süre sonra bu durum bir tür “mahalle baskısına “ dönüşebilir mi? Daha daha sonra, çalışan bayanlar türban takmaya, giyimlerini İslami şartlara göre uydurmaya, kurum içinde Ramazan aylarında “yemek çıkartılmamaya” başlanılacak mıdır? Belki erkekler, bir zaman sonra haç vazifelerini de yerine getirirler. Kim bilir?

Ben yıllar öncesinden böyle bir firma ile maalesef ki tanıştım. Önceleri her şey normaldi. Gayet ılıman ve gayet naif bir şirketken, sonradan şirket içinde bayan eleman sayısı azaldı, türbanlı bayan eleman sayısı arttı ve Ramazanlarda şirkette yemek çıkartmamaya ve oruç tutmayanlara yemek fişi dahi verilmemeye başlandı. Çay ocağı bile çalışmıyordu. Önceleri naif ve gayet ılıman olan yöneticiler, kendilerini ziyarete gittiğim bir zamanda, yakamdaki Atatürk rozetini görünce beni biraz garipsemişlerdi. Bana laf sokuşturan yöneticilerden birine “biz kimileri gibi çakma Atatürkçü değiliz” diye terslemiştim. Sonradan hacca gidip geldiler ve sözde ılıman Müslüman olarak ortada dolanıyorlar.

Peki, ibadet olmasın mı? Neden olmasın? Bunun kötü bir tarafı yok. Yalnızca sunuluş biçimi biraz enteresan. Dayatmacı ve gözlerle, sözlerle de olsa baskıcı bir tavır söz konusu. Eğer bu tavırları güç kazanırsa da “mahalle baskısı” açık bir sistematik bir baskıya dönüşüyor. Benim kastettiğim budur. Sonra, bir yerlere yaranmak adına da İslami görünüş, ne kadar doğrudur. Hakka ulaşmak bu kadar kolay mıdır? Bunu da sorguluyorum açıkçası.

../..

 
Toplam blog
: 671
: 2572
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..