- Kategori
- Öykü
Sabah

Sabah güneşinin ışıkları oynaşıyordu penceresinde. Uykulu gözlerini aralayıp yatağında gerindi. Yanı başında duran saatini eliyle yoklayıp görebileceği kadar kendine yaklaştırdı. Saat sabahın yedisini gösteriyordu.
Yürüyüşü ertelemek istemiyordu. Hemen yatağından zıplayıp karyoladan aşağı atladı. Kendini yorgun duysa da yaşamı, günlük yapacağı etkinlikleri planlamıştı.Ödün vermeden güne başlıyordu.
Kapının bülbül sesli zili kapıya yöneltti Sibel’i. Yatak giysilerini anımsadı birden. Hemen yatak odasına dönüp sporlarını alt, üst giyindi. Şöyle yatak odasındaki aynaya bakıp saçını eliyle düzeltti. Duramadı elini yüzünü şöyle bir ıslatıp yıkanır gibi yaptı. Sonra asılı duran ara yerdeki havluyla ıslaklığını aldı yüzünün.
Kapıyı açarken:
-Çok beklettim, diye söylendi.
Karşısında spor giysileriyle duran arkadaşı Süha:
-Spora geç kalmadık mı?
Sorusuna yanıt beklemedi.
Hazır giyinik Sibel kapıyı çekmesiyle evden çıktı. Arkadaşıyla birlikte apartmanın merdivenlerini konuşmadan indiler.
Evden çıktıklarında güneş gözlüklerini taktılar. Güneş ısıtıyordu da. Şöyle arkadaşından yana bakıp gülümsedi Sibel.
-Gecen nasıl geçti, uyuyabildin mi?
Süha yakın bulduğu sorulara yanıt vermeyi pek severdi.
-Yalnız geçen gece nasıl olur ki!
Yanıtı Sibel’i okşadı. Oysa o da yalnız geçirmişti geceyi. Yakınsa da arkadaşına duyurmadı yalnızlığını.
Adımlarını açarak kıyı boyunca yürüyenlerin, koşanların, bisiklete binenlerin arasına katıldılar.
-Yürüyüşü belli bir ritimle yapacaksın, yoksa spor yaptın sayılmaz, dedi Süha.
Sibel:
-Haydi bakalım yürüyüş nasıl olurmuş şimdi görürsün, diyerek tempoyu artırdı.