- Kategori
- Mizah
Sabahat!
Halil İbrahim! Okul arkadaşım! Sıra arkadaşım! Az mı dayak yerdik öğretmenden! Ama her seferinde o muzurluk yapardı, beni de ortak ederdi.
“Halil İbrahim!”
“Buyur kardeş?”
“Tanımadın mı ulan beni? Ben Ahmet!”
“Vaay Ahmet! Hiç değişmemişsin ulan!”
“ Bırak şimdi! Değişmedim de niye tanımadın o zaman?”
Yakında bir bank vardı oturduk!
“ Ee , ne var ne yok Halil İbrahim ? Ne yaptın bugüne kadar? Evlilik, çoluk çocuk ne durumda?”
“Sabahatla evlendim!”
“Neee? Sabahatla mı? Ulan nasıl kandırdın onu?”
“Az mı takla attım Ahmet! Ağzından girdim burnundan çıktım! Bitli parka bile giydim Allah seni inandırsın!”
Sabahat okulun en hızlı solcusuydu! Üç yıllık üniforma ile okula gelirdi. Bir de botu vardı kauçuk tabanlı! Sahilde çay içmeye gittiğimizde apartmanlara bakar.
“Bakın şu dairelerden birini seçin yoldaşlar! Devrimde herkese birer daire vereceğiz bunlardan!”Derdi.
Ben işi gırgıra alırdım!
“Bize de verecek misin Sabahat?”
“Size yok! Burjuva bozuntularına yok!”
“Valla Ahmet hergün Birinci sigarası içmeye başladım onun yüzünden! Bot giymeye başladım! Annem kapıdan içeri sokmuyor! Doğru banyoya git, ayaklarını yıka öyle gir eve diyor! Birgün de yatağımda bit buldu!”
“Allah Allah!”
“Ulan dedim bu kızı kandıracağım! Birgün yanına sokuldum. Sabahat dedim ben öyle burjuva falan değilim! Abuzer Ağanın yanaşmasıyız biz! Annem de evinde hizmetçi gibi duruyor! Ağanın karısı ölünce bırakmadı bizi!”
“İnandı mı?”
“Biraz yumuşadı gibi! Ben gidip o Ağa bozuntusuna dersini veririm dedi!”
“Babanın haberi oldu mu bari?”
“Anneme söyledim! Anne dedim ben Sabahatı seviyorum ama o beni burjuva görüyor! Ben de böyle bir yalan uydurdum! Ne
olur babama söyle de beni idare etsin! Sen de birşeyler uydur! Bir akşam Sabahat , hadi beni o Ağanın evine götür dedi!
Cep de yok ki haber vereyim! Beraber geldik eve!”
“Sonra?”
“Annem kapıyı açtı! Abuzer Ağa geldi mi diye sordum anneme! Yok dedi , gelin oturun, neredeyse gelir! Oturduk! Sabahat, anneme duygulu duygulu bakıyor! Acıyor zannedersem! Derken zil çaldı! Annem eyvah Ağa geldi dedi kapıya koştu! Babam içeri girdiğinde ayağa kalktım, hazırola geçtim! Sabahat dürtüyor beni otur diye! Babam bizi görünce kaşlarını indirdi! Git arabanın suyuna bak hadi dedi! Hemen dışarı çıktım!”
“İçeride ne konuştular acaba?”
“Biraz dışarıda dolaştım girdim eve! Baktım şiir okuyor babam! Nazımın tırım tırım tırak şiirini! Kahve içiyorlar bir yandan!
Sabahat da babamı dinliyor melül melül!”
“Yok yahu! Baban ortama iyi uymuş!”
“He yahu! Sonradan duyduğuma göre babam anneme, hadi kalk misafirimize kahve yap getir, oturma orada kocakarılar gibi demiş! Sabahat bunu duyunca ben de güzel kahve yaparım teyze, isterseniz ben pişireyim kahveyi demiş! Acımış anneme!
Beraber mutfağa gitmişler Sabahat kahveyi pişirmiş!”
“Baban şiir okumuş!”
“Babam fabrikada iki günde Nazımın bu şiirini ezberlemiş! Annem söylemiş ona! Gelinimize bir jest yap demiş!”
“Sabahat yuttu bunları tabi!”
“Başladı bana Abuzer Ağa öyle sandığım gibi kötü bir adam değilmiş demeye! Dedim ne nemruttur o! Fabrikada bile yazılı bu şiir! Milleti makina etti! Dur durak yok Millette! Çay molası yok, yemek molası on dakika! Sendika dersen nanay! Bulmuş bir sarı sendika oynayıp duruyorlar işçilerle! Bir dahaki gelişimde konuşayım dedi!”
“Sabahatı abone ettin eve!”
“Başladı her hafta gelmeye! Babama akıl veriyor! Babam, yalandan yemek molalarını bir saate çıkardı! Çay, sigara molası vermeye başladı! Annem de rahat etti! Geldiğinde yemekler yapmaya başladı! Teyze bugüne kadar çok çektin, artık ben varım diyordu! Halklar kardeştir diyordu!”
“Hiç uyanamadı mı?”
“Düğünde! Ama hiç kızmadı! Sen ne yaptın peki? Hep ben anlattım!”
“Hani mahalleden Mümine vardı ya?”
“Eee? Yoksa onla mı evlendin?”
“O da beni kandırdı Halil İbrahim!”
“Ulan o manyak defterini bile siyah kapla kaplardı ki beyaz yaprakları görünmesin! Nasıl kandırdı seni? “
“Ne bileyim Halil İbrahim? Kısmet işte! Yoksa biliyorsun beni! Çağdaş bir insanım ben!”
“Babası zengindi demiyorsun da!”
“ Günahımı aldın şimdi Halil İbrahim!”
Halil İbrahimle Sabahat arada bir gelirler bize! Anlatır güleriz olayları!
Not: Mola devam ediyor!!