Sadece insan / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '14

 
Kategori
Deneme
 

Sadece insan

Bütün insanların, bütün grupların hatta bütün pasifize insanların ve hatta bütün entellektüellerin hayatta vazgeçilmez bir ortak noktaları vardır... Birbirlerine bakarak bir şeyleri öğrenmek ve doğru yapılabilir olgusunu oluşturmak, uygulamak... 
 
 
Ben işte tam olarak bunu pek onaylamıyorum hatta sevmiyorum.... Özgün insanı, kendince kendi sularındaki akıntılarıyla şekillenen insanı seviyorum... Durulmuş ya da dalgalanmış hiç farketmez! Öz ben olgusu orada oluştuktan sonra şekilin bir önemi yoktur benim için. İşte ben o yalın, o samimi her ne olursa olmuş olsun o kendi gibi olanı seviyorum sadece...
Neden biliyor musunuz? Çünkü orada öz olgu vardır.. Özden gelen ile birleşen, yaşanmış her türlü acı, tatlı, kavga, barış, şevkat ve nefret bir orta yol bulur insan ruhunda ve kişilik ortaya en samimi şekli ile çıkar.... Yeşerdikçe solar ya da soldukça yeşillenir kim bilir? Bakmadan olmaya başlar bazı insanda ve bakmadan görmeden iç saflarda bir şekillenişe girer ruh. Ruh bedenden taşar çünkü bu samimi hal o kadar aykırıdır ki alışılmış insan hali denen olguya, samimiyet olağanüstü bir hal alır...
 
Savaşın ortasında açlıkla ve ölüm korkusuyla uzun zaman harmanlanmış bir çocuğun bombalar patlarken hedef noktasında  durmuş bir şarkı söylediğini düşünün sesi bomba sesleri ile yarışır bir halde... Oradaki kadere malup çaresizlik ya da kadere inat dik bir duruş mu diye düşünürüz ilk bakışta... Oysa ki orada bence sadece varolan bütün o baskı ve korku dışında oluşulagelmiş, tek nefeslikte olsa anlık bir ben olgusunun ortaya çıkışıyla, iki seçenekten öte var olan ve sınır çizgisini aşmış duygu durumunu ne kadar içselleştirebiliriz ki? Bizler sadece bize yakın olanı bize alıştırılmış olanı ve bize benzer olanı algılayabiliriz. Ya da en geniş görüş halimizde aykırı bir düşünce tasarruf etmek olur... İçsellikten bir haberizidir her zaman... Ben bile bilemiyorum ne kadar hissetsem de o çocuğun iç sesini sizlere kelimelerle dizelemeyi... Ve kızıyorum bu kadar içsel cümleleri sadece mantık ile okuyanlara, ah ne büyük duygusuzluk çıkmazı bu!
 
İnsanları dinliyorum...
İnsanları izliyorum...
İnsanları hissediyorum..
İnsanları seviyorum... Evet en yoğun olan duygum bu...
İçlerinde oldukları bütün zorlukları acıları anlayarak hisederek seviyorum anlıyorum insaları...
Elim uzansa yetişse en yabancısının bile her çaresizliğinde yanında olmak dostluğumu hissettirmek bir anne gibi sarmalamak yardım etmek istiyorum çoğu zaman...
 
Gözlerim kapalı bütün bütün kötülüklerini izlemek ve yine de sen insansın herşeye rağmen sen iyisin bunlar sadece geçici yanlış tercihlerin demek istiyorum...
 
Ve sonra bilerek aslında salt doğru ve yanlış olmadığını ama yinede mutlulukları için hayata dair topluma dair bir doğruya uyarlamayı ve aidelikle bağdaşlaşmış bir mutluluk yolu buldurmak için bir araç olmayı...
 
İnsanı dinliyorum, Tanrımın yarattığı en özel varlığı insanı dinliyorum...
Gözyaşları akarken neden ağladığını değil, ağlamayı neden ve neye göre öğrenmiş olduğunu düşünerek ağladığı şey için...
 
İnsanlığı izliyorummmmmm ve gözlerim artık kapalı....
Çünkü, elimden hiç bir şey gelmesede yada gelse ne olacak desemde; ağlayanının da gülenin de hayatta geleceği noktanın aynı olduğunu bildiğimden aslında içim biraz hüzün dolu olduğu için...
 
Ayça marangoz Coşar
 
Toplam blog
: 156
: 390
Kayıt tarihi
: 04.10.13
 
 

Ayça Marangoz Coşar, Üniversite, Akademi istanbul, Gazeteci Abbas COŞAR , Mektebi Mülkiye, Ye..