​ Sadece sohbet... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

E. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Öztürk

http://blog.milliyet.com.tr/emeklibirsubay

11 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Sadece sohbet...

Sadece sohbet...
 

Benim zamaninda ne cay, ne de kahve ile pek aram yoktu. Arada bir Veysi'yi ziyaret ettigimde, Veysi elektrikli bir kapta su kaynatir, bize kahve yapardi.

Bu kahveye Amerika aliskanligi diyelim. Iki yil once sigarayi birakinca, kahveyi de birakirsin dediler, birakmadik.

Simdi bakiyorum da cogu resimlerde elimde kahve kabi ile gozukuyorum. Demek ki elimizden hic dusurmuyoruz? Bizim "TradeMark" imiz olmus...

Gecenler de bazi gazeteleri karisitiriyorum. (Aslinda karistirmiyorum, surf yapiyorum, tikliyorum.) Baktim ki bazi yazarlarimizi cok dikkatli okumama ragmen anliyamiyorum! Yukari da 'TradeMark' lafini ettik ya, kimbilir kac kisi "Zuppeye bak!.." diyecek. Isin dogrusu, yazmaya devam ederken aklima dogru laf gelmedi.

Diyelim ki, elimizde kahve kabi ile gorunmemiz, bizim cakamiz oldu...

***

Televizyon da A THIN RED LINE (Kirmizi Ince Bir Hat) diye bir filim var. Filim de Japonlar Amerikali askere 'teslim ol!..' dediler. Bulut sordu.

-Baba sence ne yapmasi lazim?

-Teslim olmasi, dedim.

Aklima Piyade Okulu'nda bir Ogretmen Subayin anlattigi Kibris Harekati ile ilgili bir oyku geldi:

Esir almislar. Esirlerin elleri havada bekliyor. Bizim subay bir elinde makinali tabanca, diger eliyle esirlerin uzerlerini ariyor. Uzeri aranan esirlerden biri aniden geriye sicrayinca, zaten heyecan ve korkudan eli ayagi titriyen bizim komutan da gayri ihtiyari tetige basiyor?...

Sonrasinda anliyor ki, uzerini aradigi esir, gidiklanmis!..

Bence bu ogretmenimiz olan biteni cok ciplak, cok net, hic bir sey katmadan anlatiyordu.

Savasin adi bile soguk.

***

Bizim tayyareler Yesilkoy'de bekliyorlar. Silah yuklu. Pilotlar icinde. Abimi ziyarete gittim. Ben de Harbiye talebesiyim. Bir ay sonra subay cikacagim. Izin verdiler. Abimin arkasindaki ikinci pilot koltuguna gecip oturdum. Konusuyoruz. O ara bir patirdi, gurultu. Ortalik karisti. Alarm!... Ben ucagin icinde oylesine dona kaldim.

Sonrasinda abime sordum. Ne olacakti, hadi deselerdi? Benim ucaktan inmeme bile vakit olmayacakti?

Abim gulerek, 'sen de bizimle geliyordun' dedi.

Olur muydu, olmaz miydi? Ama bir dusunun. Tayyarenin arka koltugunda, kola kravatli uniformasi ile bir harbiyeli, parasutu bile olmayan bir demir koltuga bagli savasa gidiyor!... Hikayemize devam edelim. Bizim ucagi vuruyorlar. Abim arkada kardasi var, atliyamiyor. Goturuyor ucagi bir yere, dusman ellerine indiriyor. Bizi esir aliyorlar. Ucagin arkasindan sapkasi kolunun altinda, kravatli, kordonlu bir harbiye talebesi iniyor.

Haberi ogrenen bizim gazetelerin basliklarini bir dusunun!

'Eline mecini alan Harbiyeli, yurudu dusman ustune!...'

'Genc Kemal dedigin, kucucuk bir usak.

Beline baglamis ibrisim kusak.

Allah allah diye gecti.

Genc Kemal, hey, hey...'

***

Isin dogrusu, Harbiyede, belimizde altin kaplamaymis gibi kilifi olan kucuk bir kilic (Mec) tasirdik. Kusaklari da ibrisim gibiydi. Biz bu meclerle yururken cangur cungur ses cikarirdi...

Bir keresinde guzel bir cift siyah gozun arkasina dusmustuk. Bir kere bile olsun donup geri bakmiyor!

Sonradan uyandik. Geri bakmasina gerek yok. Arkasindan gittigimiz, bizden cikan tingir mingir cikan seslerden bellidir.

Hemen meci tuttum. Bizim tingirtimiz kesildi.

Aninda donup geri bakti!..

Birbirimize gulumsedik...

 
Toplam blog
: 798
: 2506
Kayıt tarihi
: 25.07.06
 
 

Harp Okulu 1974 mezunuyum. 1983'de Kurmay Subay olarak mezun oldum. 1987 yılında Silahlı Kuvv..