​ Sahne 3 / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Sahne 3

Sahne 3
 

Oysa ben nasıl da sevmiştim onu,

Ölebilirdim diyordum yokluğunda. Dizlerimde okşarken saçlarını.

Uyurken seyrederdim saatlerce, gözlerinin altındaki kırışıklıklarda yaşamını okumaya çalışırdım.

Adamım derdim yiğidim benim.

Fenalaştığım gün beni nasılda kucağına aldığı gibi hastaneye koşturmuştu telaşla. O gün ona başka aşık olmuştum. Beni sevdiğini benim onun için değerli olduğumu düşünmüştüm.

Öğlen yemeğini o gün dışarıda yemek gelmişti içimden. Attım dışarı kendimi bunalmıştım.

O gün onunla karşılaşmıştım.

Masaya oturduğumda o kadar dalgındım ki salata tabağımı bitirip sigarayı yaktığımda fark ettim onu. Yiyecek gibi ne bakıyorsun dedim içimden, nedense karşı cinse verilen hep olumsuz ilk tepki gibi olumsuz bakmıştım o anda. Oysa ışıldayan kahve rengi gözleri tebessümle izliyordu beni sıcak bakışlarında. Sonra yemeğinin çoktan bittiğini hesabı bile ödediğini beni izlemek için oturduğunu fark etmiştim.

Aklıma düşmüştü.

Öğleden sonra ara ara düşündüm onu. Kimdir acaba, her gün geliyor mudur oraya. Amannn neden düşünüyorum sanki diyordum düşündüğüm her ara da. Desem de farkındaydım düşmüştü aklıma.

Ertesi gün öğlen oldu, dışarıda yemek istiyordu canım. Gece uykum kaçtığında anlamıştım dayanamayacağımı. Gittim elbet, dayanamadım anlamsız çekim gücüne.

Oradaydı.

Beni beklediği her halinden belliydi. Yine çok şık, hafif parfümünün kokusu yine burnuma vuruyordu. Yaz günü uzun kol mavi beyaz sarı çizgili pamuk gömleği, çatalı bıçağı tuttuğu uzun parmakları bakımlıydı. Onu belli etmeden izlediğimin farkındaydı. Kahve söylediğinde daha fazla dayanamadım. Masasının üzerinde duran sigara ve çakmağını fark ettiğimde aceleyle yemeğimi bitirdim.

Garsona seslenip aslında hiç canım istemese de kahvemi söyledim. Garson yanımdan uzaklaşır uzaklaşmaz sigaramı çıkardım ve çantamda çakmağımı aramaya başladım. Çakmağımı görüyor ama arıyordum. Yerinden kalktı, yakabilir miyim dediğinde yüzümün sıcaklığını hissediyordum, adrenalim yükseldi titrek bir sesle teşekkür edebildim. Oturabilir miyim dediğinde ilk dansa kaldırıldığım gün gibi heyecanlanmıştım. Hayır denilemeyecek bir ses tonu vardı.

Tanıştık o gün.

Çalıştığım bankaya yakın bir yazılım şirketi varmış. Bir kahve içiminde kırk yıllık dost sıcaklığı vermişti. Üst üste her öğlen bana takılmak isteyen arkadaşlarıma çeşitli mazeretler uydurarak kaçar olmuştum. Artık beraber yiyorduk yemeğimizi.

Hafta sonu hiç bu kadar çabuk gelmemişti. İki gün göremeyeceğim diye çarşambadan başladım sıkılmaya. Yanılmıştım.

Bu akşam bir programın var mı dediğinde, arkadaşlar davet ettiler ama karar veremedim diyebildim. O an nasıl aklıma geldi hala bilemem.

Dilersen akşam çıkalım dediğinde olur diye atladım. İşte o an yakalanmıştım.

Tutsaktım.

Bağımlıydım.

Mutluydum.

Gece büyülüydü. Bütün hafta sonu beraberdik. Tutsaklığımın ebediyen süreceğini düşünüyordum.

Üç kısa yıl. Üç yıl süren uzun bir rüya gibiydi.

Bir gün açtı kafesimin kapısını. Uç dedi.

Uç.

Uç.

Özgür mutsuz çırptım kanatlarımı çaresiz.

Gün yeni ışıyordu,

Su durgundu Eylül’ ün dinginliği vuruyordu suyun yüzüne.

Balıkların zıplamaları ve kıyıyı okşayan köpüklerin kısık sesi kumsalda duyuluyordu.

Bir kadın havlusunun üzerinde kitabını okuyor, arada sigarasından bir nefes çekip ufka dalgın dalgın dumanını üflerken onu düşünüyordu.

 
Toplam blog
: 6
: 526
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

İzmir'den bazen duygusal bazen serseri. Yazmayı seven biriyim. Yazacak kağıdım kalmadı, izin veren o..