Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '10

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
977
 

Sakin Şehrin ‘ORKİNOS’ Telaşı

Sakin Şehrin ‘ORKİNOS’ Telaşı
 

Seferihisara ve Sığacık'a Orkinos çiftlikleri kurulmasın...


Literatürümüze ‘sakin şehir’ diye bir kavram girdi geçtiğimiz zamanlarda haberiniz vardır. Lügatımızdaki pek çok kelime ve deyim gibi bu devşirme tabir de yine yabancı dilden ‘Cittaslow’ kelimesinden dilimize ‘sakin şehir’ olarak geçmiş ve bugünlerde sıkça duymaya başladık bu kelimeyi. Peki nedir sakin şehir ?

Sakin şehir kavramı ve sakin şehir hareketi, özellikle son yıllarda oldukça popüler olan bir kavram. Bu kavram ‘küreselleşmenin yarattığı aynılaşmaya karşı, farklı olanı korumak olan, dünyanın bütün kentleri gibi sıradan ve aynı biçimsellikte olmayan, olmak istemeyen, kendine has bir dokusunu, yaşam örgüsünü, kendine has yanlarını ön plana çıkartmak” olarak basitçe açıklanan ama içerinde pek çok kavramı da beraberinde getiren bir kavram ‘saki şehir’ kavramı.

Bu kavramı yaymanın amacı ise, özellikle günümüzde tanık olduğumuz küreselleşemeye ve betonlaşamaya karşı da alınan bir tavır aynı zamanda. Yukarıda sayılan özellikleri ile birlikte bilinir, tanınır olmak isteyen ve nüfusu 50 binin altında olan kentlerin bira araya gelerek oluşturulan birliğe de ‘sakin şehir hareketi’ deniliyor. Dünyada bu tanıma uyan pek çok küçük yerleşim birimleri var. Ama şimdilik bu birliğe 130 civarında ‘küçük kentçik’ olarak da adlandırılabilecek yerleşim birimleri üye olmuş. Bu birliğe girebilmek içinde belirlenen 60 civarında bazı kriter ve kıstaslar var. Bu kriterleri yerine getiren kentler veya kentçikler birliğin üyesi oluyorlar. Peki ‘sakin şehir’ olabilmek için nedir bu kıstaslar ?

Bunlardan bazıları kısaca şöyle.. En başta nüfusunun çok kalabalık olmaması gerekiyor elbette. Sonra da, öncelikle ‘sakin şehir’ yada ‘yavaş şehir’ olmak isteyen kentler, yerleşim birimleri, kentsel gelişimini, buna bağlı olarak alt yapısını gerçekleştirirken çevreci bir bakış açısı ile yapacaklar ve başta betonlaşma olmak üzere, yeşil ve mavi alan duyarlılığı olacak, organik ürünlerin üretimini ve tüketimini destekleyecek, yerel ürünlere ve üretimlere önem verecek, üreticileri destekleyecek, yerel mutfağı özendirecek, fast food’un karşısında duracak, motorlu taşıt trafiğini asgariye indirmek için çaba sarf edecek yada hiç motorlu araç trafiği olmayacak, özellikle bisiklet gibi çevre dostu ulaşımı özendirecek, yeşil ve temiz enerjinin kullanılması ön planda tutulacak ve her daim temiz bir çevreye sahip olacak.

Aslında pek de yapılması ve yerine getirilmesi zor olmayan koşullar Öyle değil mi ? Düşünsenize tüm bu kriterlere uyan böyle bir kent dokusunu sindirmiş bir yerleşkede yaşamak istemez misiniz ? Tatilinizi sakinlik ve sessizlik içinde, yelliğin bol olduğu, trafiğin olmadığı, doğal bir ortamda geçirmek için insan neler vermez ki değil mi ? İşte böyle bir ortam isteyenler için bu ‘sakin yada yavaş şehirler’ adeta birer cennet konumunda.. Bu tür özelliklere sahip yerleşkeler, bilhassa bir de denize yakınlığı da varsa mevcudundan daha fazla olarak yerli ve yabancı turist çekebiliyor. Bu da o kentlerin gelişiminde ciddi bir ekonomik değer. Bu sıfatı almak için onlarca kent sıraya girmiş beklerken, bizim ülkemizden, Egemizden, hem de benim kentimden bir yerleşke ‘yavaş şehir’ sıfatını yıllardır başarı ile taşıyor. Bilmeyenler için söyleyelim. Bu sıfatın sahibi kent SEFERİHİSAR !..

İzmirliler kadar artık neredeyse tüm Türkiye biliyor Seferihisar’ın ne kadar da bu sıfata yakışır bir yerleşke olduğunu ve gerçekten nasıl orada yaşanılabilir olduğunu. Geçen yıl yazdığım bir gezi notunda Seferihisar’da yaptığım birkaç günlük dinlence sonrasında ne kadarda dingin bir hale geldiğimden bahsetmiştim. İnanın orada bir hafta geçirin, bir daha bulunduğunuz kentlere dönesiniz gelmeyecek.

Evet, sakin şehrin açılımı bu şekilde. Şimdi bilmeyenler, hem bu kavramı hem de Seferihisar’ın bir ‘yavaş şehir’ olduğunu da böylece öğrenmiş oldular. Geçtiğimiz yıl ‘Cittaslow’ belgesi alan ve tabiatıyla, deniziyle ve sakin ortamı ile ve 4500 yıllık geçmişi ile sınırları içinde Teos Antik kenti, billur mavisi denizi, kilometrelerce uzunlukta tertemiz plajları, mandalin bahçeleri ile de meşhur olan,gerçekten bu sıfatı hak eden Seferihisar ilçesi, bu günlerde farklı bir konu ile meşgul. Biraz da ‘sakin şehir ‘ kavramına leke sürdürecek bir durumla karşı karşıya. Bu konu Seferihisar ilçesine bağlı Sığacık’da halkın ve belediyenin iznini almadan balık çiftliklerinin kurulacak olması. Söylenenlere göre, Sığacık körfezinde orkinos balığı üretme çiftlikleri kurulacakmış. Bu konuda Çevre ve Orman Bakanlığından da izin çıkmış. Fakat belde Belediyesi bu çiftliklere karşı olduğunu her fırsatta belirtiyor. Bu çiftliklerin kurulması durumunda da ‘sakin şehir’ kavramının yok olacağını söylüyor. Doğrudur, siz yanı başınızda bir balık çiftliğinin olduğu bir sahil kentinde denizin temizliğinden ne kadar da emin olarak tatilinizi geçirirsiniz. Elbette ki bu kentte yaşamak dahi istemeyebilirsiniz. İşte bu sebepten dolayı, denizine ve kentine sahip çıkan bir grup köylü Danıştay’a başvurarak, kararın iptalini istemiş. Durumu değerlendiren Danıştay’da Sığacık körfezinde balık çiftliği kurulmasının yolunu açan kararı şimdilik iptal etmiş. Ancak nereye kadar? Bu ülkede bürokratik kararların nasıl alındığını ve mahkeme kararlarının nasıl açıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Biraz da bu yüzden siyasetin hukuk üzerindeki egemenliğine karşı çıkıyoruz. Bu yüzdendir ki referandum konusunda fırtınalar kopuyor.

Orkinos çiftliklerinin şu ana kadar kuruldukları yerlerde yarattıkları kirlenme çok açık. Sığacık körfezine kurulması düşünülen çiftlikler 50 bin nüfuslu bir kent kadar atık madde üretip denize boşaltacak. Bu ülkede kurulu balık çiftliklerinin arıtma sistemi ve tesisi kurmadan üretim yaptıklarını ve bürokrasiyi nasıl aştıklarına hepimiz şahit olduk. Böyle olunca da, denizi kirlenmiş, balık çeşitliliği azalmış bir kentin ‘sakin şehir’liği mi kalır? Düşünün bir kere Danıştay balık çiftliği kurma kararını iptal etmeseydi ne olurdu? O güzelim eşsiz koylarda onlarca balık çiftliği kurulurdu. Ya çevre temizliği, ya denizimiz, kumsalımız ? Onlar ne olurdu düşünsenize? Ben düşünmek istemiyorum…

Gelin hep birlikte Seferihisar’ımıza sahip çıkalım…

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2558
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster