- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sakın unutma!
Çocukluğu savaş yıllarında geçmişti. Şimdi yarım yamalak hatırlıyordu o zamanları. “Geliyorlar kaçın!” demişti biri, o da annesinin kucağında, neden kaçtığını bilmeden dağlara doğru yol almıştı. Savaş bitmiş, yıllar geçmiş genç bir kadın olmuştu. Evlenmiş ve bin bir acı ve yoksullukla geçen onlarca yılı geride bırakmıştı.
Şimdi bana, oradan buradan anlatıyor geçmişini. Bazen gözleri doluyor, bazen gülümsüyor. Ama hep uzaklara bakıyor. Sonra birden gözlerini bana çeviriyor ve: “Acı insana çok şey öğretiyor.”diyor. “Eğer öğrenmesini bilirsen başına gelecek her şey sana en iyi öğretmen.” Bir süre dalıyor ve devam ediyor: “Eğer aç kalırsan bir zaman, aç olan bir adam kapına geldiğinde onu ekmeksiz bırakmazsın. Borcunu ödeyemediysen, sana borcu olan adamın halini bilirsin. Kimse kimseye borçlu kalmak istemez. Paran yoksa, para kazanacağın bir işin yoksa ve en yakının sana yardım etmiyorsa acı çekersin. Ama acın parasızlıktan değil yakın bildiğinin sırtını dönmesindendir. Yardımına ihtiyacı olan biri olduğunda, bu acıyı hatırla. Ama şunu da unutma; her zaman acı değildir öğretmen olan insana. Güzel şeyleri de unutma. Sıcak bir günde sen istemeden verilen bir bardak buz gibi suyu, yorgunluktan bitmişken uzatılan mis kokulu demli çayı unutma. Sen ağlarken sana sarılanı, gülerken seninle güleni, korktuğun zaman sığınacağın duaları öğreteni, çaresiz kaldığında sana yol göstereni de. Hayat ve insanlar çok şey öğretir.
Elimi tutuyor ve son kez söylüyor: “Sakın unutma.”