- Kategori
- Kültür - Sanat
Sakıp Sabancı müzesinden, Moğol imparatorluğuna yolculuk

Bir zamanlar Sabancı ailesinin yaşadığı, şimdi ise Sakıp Sabancı Müzesi olarak bilinen Atlı Köşk’deki, “Cengiz Han ve Mirasçıları” sergisini gezme fırsatı bulabildim.
Muhteşem Boğaz manzaralı köşkün bahçesinden yukarı, ismini köşke vermiş heykelin yanından, iki tarafı ağaçlı yoldan yürüyerek çıkıyorsunuz. Tepeye vardığınızda müze iki bölüme ayrılıyor. Ailenin köşkte yaşarken kullandığı 18 yy. ait mobilyaların olduğu “Atlı Köşk” ve dünyanın dört bir yanından gelip, sergilenen eserlerin bulunduğu “Galeri” kısmı.
Galeriden içeri adımınızı atar atmaz kendinizi Moğol imparatorluğunun topraklarında sanıyorsunuz. Şahlanan atların sesi kulağınızda yankılanırken, uçsuz bucaksız bozkırlarda onlarla birlikte sizde koşuyorsunuz. Muhteşem heykeller, takılar, haritalar, gizemli kaseler ve hepsinden önemlisi, ihtişamlı taş anıtları gördüğünüzde tüyleriniz diken diken oluyor.
Galerideki eşsiz eserlerden sonra sıra “Atlı Köşk’e geliyor. Nesilden nesile geçerek günümüze kadar gelmiş olan mobilyalara büyük bir zevkle bakıyorsunuz. Köşkü gezerken ayağınızın altında gıcırdayan ahşabın sesini duyduğunuzda, sizin bastığınız yerlerde daha önce yaşamış olan insanları düşünüyorsunuz, ister istemez. Altın yaldızlı dev aynalar ve ünlü ressamların tabloları eşliğinde üst kata çıkıyorsunuz. Bu katta Sabancı koleksiyonuna ait Hat sanatının görülmeye değer eserleriyle karşılaşıyorsunuz.
Dahası mı? Onu da siz müzeyi gezdiğinizde görmeniz için, benden bu kadar. Modern bir galeri ile yüzyıllar öncesinin ahşap köşkün kokusunu, ruhunuza çekerek ve yüreğiniz orada kalarak ayrılıyorsunuz müzeden.