​ Samsun- Bafra Kız Kayası / Efsaneler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mart '16

 
Kategori
Efsaneler
 

Samsun- Bafra Kız Kayası

Samsun- Bafra Kız Kayası
 

BAFRA KIZ KAYASI GÖRSELLERİ


KIZ KAYASI

Deniz köpük köpük

Hırçınca vurdu kıyıya dalgalar

Yıkandı baştanbaşa

Koca kayalar

Dinledi ağlayan kaya

Taşa dönmüş sevdalıyı

Yumdu gözlerini

Bir ninni bir türkü coştu

Rüzgâr uğuldadı

Deniz döver gibi

Dokundu çalkantısıyla

Hiç kıpırdamadan

Kulak kesti

Büyülendi geçmiş düştü gözlerinden

İçinde saklı duygular

Coştukça coştu

Kız kayası döktü yaşlarını

Büründü sessiz ihtişamına

Oturdu taş kayanın üstüne

Gülseren AKDAŞ

SAMSUN - BAFRA - KIZ KAYASI

‘’Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Düzköy ile Tozköy arasında ve Kızılırmak nehrinin kıyısında bej renkte büyük bir kaya vardır. Bu kayanın oluşuyla ilgili yöre halkı, şu efsaneyi anlatmaktadır: ‘’

Güneşin sıcağı ruhunun kuytularını sararken gönlünü dağların serin rüzgârlarına bıraktı. Öğlenin sıcağın da babasına yemek götürürken görmüştü. Çağla yeşili gözlerini. Sonra sokak aralarında konuşulur oldu. Dokunaklı hikâyelere benzedi. Sokağın başında ki incir ağacı her zaman ki tarçın kokusu veriyordu etrafa kimi zamanda arkasına sığındığı siperdi. Sakladığı sırrının şef katıyla yaşamaya tutunuyordu belki de.

Annesini geçen yıl ölümü ile her şey değişmişti. Belki de okulu da o yüzden bırakmıştı. Artık ev işler ve babasının yemeği derken gün yetmiyordu. Her şeye rağmen evin küçük hanımı olmuştu. Bir de ruhunun eteklerinden doğan bir dostu olmuştu. Adını Yüsra koymuştu. ‘’sol taraf demekti, cennet demekti’’ bu dostluk her gün daha da kuvvetleniyordu artık onu görmeden duramıyordu. Babasının yemeğini götürdükten sonra, yamacı tırmanıyor ve onunla saatlerce sohbet ediyorlardı.

Fakir bir çoban, zengin bir ağanın kızına âşık olmuştu. İki âşık bu kayanın bulunduğu yere gelip gizli gizli görüşmektedirler. Biliyordu Yüsra yüreğinde ki yalnızlığında kocaman insan kalabalığında bulamadığı şeyleri buluyordu. En çok da ona bakınca insan olduğunu hatırlıyordu. Vefanın kokusunu depoluyordu. Onu ilk incir ağacını gölgesinde görmüştü. O yüzden incir ağacının armağanı gibi düşünürdü. Geri dönüşlerde de yine incir ağacının gölgesinde ayrılırlardı. Yanlarında gelip geçenleri bile gözleri görmezdi. Bu yüzdende köyde dedikodu almış yürümüştü.

En sonunda oğlan dayanamaz ve kızı istetir. Bu duruma çok sinirlenen baba, oğlanı hor görür ve kızını asla bir çobana vermeyeceğini söyler.

Artık ayrılık ateşi düşmüştü. Düşen damlalarla konuşurdu sanki. Yüsra’nın gözyaşları gamzelerindeki özlemle harmanlanır, birbirlerinin sessizliğiyle kucaklaşan iki yoldaş olurlardı.

Gözlerinde Anadolu’nun bozkırlarına savrulan başaklar gibi büyüttü, inandığı masalın zirvesinde kendini onuru için atınca, yüreğindeki insana dair inancını kaybeden kayıp çığlıktı o.

Kaybettiği yanını bozkırın sarı yalnızlığında şahlandıkça tökezlendi. Tökezlendikçe küstü kendine. Gamzesini gecenin kör karanlığına verirken korkmamıştı. Biliyordu artık ne cennetin huzuruna bakabilecek bir düştü, ne de cehennemin kavurucu makamından korkacak bir keş kesi vardı. O, inancını insanın gözlerinde yitirdiği gün gitmişti kendinden!

İnsan bazen boşluğun kafesinde kendini kurban eder yarınlarını, çaresiz, iki genç, kavuşamayacaklarını anlar ve ayrılmak zorunda kalırlar. Kız, çaresiz ve üzgün bir şekilde ırmağa bakarken, “ Allah’ım, ona kavuşamayacaksam, ya beni taş eyle burada oturt, ya da kuş eyle uçurt!” diye dua eder. Bunun üzerine kız taş kesilir.

SAMSUN – BAFRA

GÜLSEREN AKDAŞ

 
Toplam blog
: 140
: 595
Kayıt tarihi
: 31.08.10
 
 

18.03.1950 yılında Samsun'un Bafra ilçesinde dünyaya gelmiş. Altı çocuklu bir işçi ailesinin üçün..