Sanal İstanbul / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Sanal İstanbul

Sanal İstanbul
 

Açıkçası günlerdir “çılgın proje” denilerek bizi merak içerisinde bırakan vaadi merakla ve bir o kadar da heyecanla bekledikten sonra bu proje Kanalİstanbul çıkınca hayal kırıklığı yaşadım.

Herkesin malumudur ki beklenti ne kadar yükseltilirse hayal kırıklığı o derece büyük olur. Sürekli “çılgın proje” diyerek merakımız ve heyecanımız üst seviyelere tırmandırıldığı için dün Sayın Başbakan’ın açıkladığı proje ile bu merak ve heyecanın yerini bende hayal kırıklığı aldı.

Hayal kırıklığına uğradım zira günlerce çılgın proje olabileceği tahmin edilerek öne sürülen bir çok “proje öngörüsü” bu projeden daha heyecan vericiydi. Hepsinden önemlisi de bu proje kısa vadede İstanbul halkına rahatlık ve konfor sağlamayacak. Muvakkat da olsa bir İstanbullu olarak bu durum elbet beni de ilgilendiriyor.

Meseleye siyasi açıdan bakmıyorum. Açıklanan proje çılgın olsun olmasın siyasi bakışımı –ki genelde nötr bakarım– pek fazla etkilemeyecekti zaten. Şehir planlama uzmanı yahut çevre mühendisi olmadığım için meselenin teknik yönlerine de giremiyorum. Ben sade bir vatandaş olarak “ne umdum ne buldum” noktasında naçizane ve acizane fikirlerimi serdediyorum.

İstanbul’un hali hazırda var olan bir çok problemine karşı geliştirilmiş ve kısa sürede çözümler getirecek olan nice proje sayılabilirdi çılgın proje olarak. Nitekim günlerce bunlardan bazıları dile getirildi. Trafiği rahatlatmak için uçan araba fikri bile ortaya atıldı, keza havadan giden raylı bir sistem de bu süreçte dikkate sunuldu.

Genellikle trafiğe ilişkin fikirler dile getirildi, çünkü “vakit nakittir” diyerek zamanın ne kadar önemli olduğunun altını defaatle çizen bir milletin fertleri olarak trafikte yitirilen zamana acımakta ve bu geri dönüşümü olmayan kaybın önlenebileceği umuduyla yaşamaktaydık. Bu sebeple bana göre en çılgın proje insanların trafikte yitirdiği zamanı minimize etmek üzere geliştirilecek bir proje olurdu.

Adına ister metro deyin, ister uçan tren deyin; ister teleferik sistemleri olsun isterse başka bir şey. Sonuca odaklı olduktan sonra projenin çılgınlığı, büyüklüğü, ismi vb önemli değildi. Ancak görünen o ki açıklanan proje ile trafik derdinin bitmesini daha çok bekleyeceğiz demektir. Oysaki nüfusu günden güne hızla artan bu şehrin trafik problemi problem olmaktan çok “kabus” olmuştur artık.

İstanbul’u sevmeme engel olan bu kabusu bittiğini göremeden buralardan gidecek olmanın hüznünü de yaşıyorum. Şunun şurası geleli daha iki yıl bile olmamışken beni bıktıran bu trafiğe katlanan her İstanbulluyu takdir ediyorum.

Trafik ve benzeri sorunlar içerisinde şaşkın ördek misali yaşamak bir yana, karmakarışık ve çarpık bir yapılaşmanın olduğu; insanların günden güne artan bir oranda stres kuyularında boğularak sevgi ve hoşgörünün bulunmaz nimet haline geldiği; yardımlaşmanın ve dayanışmanın yerini çatışma ve atışmalara bıraktığı; kültürel ve tarihsel zenginliğine rağmen geçmişinden giderek uzaklaşarak kendini kendi içinde bitiren bu kentte “huzurluyum” diyebilmek gittikçe zorlaşmıyor mu sizce?

Durum böyleyken içinden iki değil yirmi iki boğaz geçse de burası olsa olsa “Sanal İstanbul” olur..

Sevgi, hürmet ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

İstanbul / 28 Nisan 2011

Twitter.com/murathacioglu

murathacioglu.com

 
Toplam blog
: 656
: 1708
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..