- Kategori
- Öykü
Sanal yaşam

İçine girip kapları sımsıkı kapattıktan sonra kendini hapsedeceği dünyanın bir kapısını aralayıp aralamama karasızlığındaydı. Gözleri, makinenin açacağı ilik yerlerinde, ayağı pedalın üstünde.Yılların alışkanlığıyla, pedala sevgiliye dokunur gibi dokundu. Makinenin motor sesiyle dünyasından koptu, kendine geldi. Aralamaya çalıştığı kapıyı sessizce, motorun iç karartan sesine aldırmadan kendi içini açtı.
Bu zamana kadar eşinden ayrılışının hesabını hiç yapmadı, yapmak da istemedi. Yaşanılması gerekiyordu, yaşanıldı diye düşündü.
“Hiç evlenmedik ki, evliymiş gibiydik.” diye söylendi. “Sadece bedenlerimizin birleşmesiydi.”
Üç yıl süren evlilikleri kağıt üzerindeydi, oysa kağıdı olmayan nice evlilikler vardı yıllarca süren. Evliliğinin yazılı olduğu kağıt da ilk mahkemede su emmiş gibi lime lime oldu. Aralarındaki yasal bağ da böylece sona erdi
Onu sevip sevmediğini bilmiyor. Akın her ay, ya da üç beş ayda bir bu şehre geldiğinde onunla anlık birliktelik yaşıyordu.
Birlikteliklerinde dünyalar onun olurdu ,ama ondan sonra gelen tufandı. Banımlık yaşamları da buharlaşan terleri gibi yok olup giderdi, gecenin karanlığında. İlişkisi, yaşadığı zaman gibi sanaldı. Sanal dünya, sanal yaşam, sanal görüntü, her şey sanaldı. Onu sevdiğinden de emin değildi.
Kendini her limanda sevgili edinen bir denizci gibi görüyor, ama bundan da bir türlü vaz geçemiyordu. Son zamanlarda bu alışkanlığını adeta bunu yaşam biçimi haline getirdi. Anlayamadığı onca anlamsızlıkların arasında yaşam biçimini de gelinlik kız bohçası gibi bir köşeciğe sıkıştırıveriyordu her seferinde. Son aylarda anlık yaşamlardan yoruldu. Bu makine, bu iş yeri, bu sokak onu sıkmaya başladı. Kendini suyun akarına bıraktı, hiçbir şeyi anlamak için artık çaba da sarf etmiyordu. İçinden çıkamadığı, her şeyin anlamsızlaştığı hayatında günlerdir bocalayıp duruyordu, tıkandı. Ama, kendince tıkanıklığı açmanın kurgusunu da günlerdir yapmıyor değildi.
Bu gün, onun için sonun başlangıcı. Her şey usulüne uygun olmalıydı. Akşam, mesaiye yine kaldı. Mesai bitiminde her zaman olduğu gibi lambaların yarı aydınlattığı sokağa girdi. Arkasından konuşulacaklara da şimdiden kulaklarını kapadı. Kirli aydınlığın olduğu o sokaktan bir daha çıkmadı.