Sanatta yaratıcılık / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Sanatta yaratıcılık

Sanatta yaratıcılık
 

Sıradışı özellikler taşıyan ve izleyicide hayranlık hissi uyandıran çalışmalara sanat diyebiliriz. Yaşanmışları tekrarlamak, yaratılmışları yeniden yaratmak insanları etkilemez. Bu nedenle sanatçı değişimlerin peşindedir.

Görülüyor ki; sanat eseri üretmek sanıldığı kadar kolay değildir. Bir ressamı ele alalım: Eserine başlayıp, farklı kompozisyonunu oluşturması, bilginin ötesinde, başka yetenekleri de gerekli kılar. Hayalinde canlandırdığı kompozisyona, bilip tanıdığı denenmiş uygulamalar gelir oturur. Onları uzaklaştırıp, yenilerini oluşturmak için bir rehbere ihtiyacı vardır. Bir an gelir ki; heyecan doruklara çıkmış aranan güç bulunmuştur. Ressam, eserine damgasını vuracak leke düzeninin ana hatlarını yakalamıştır. Sanatçıyı tetikleyen bu ilk ışığa "ilham" diyebiliriz.

Ünlü ressam Piçasso ilham anını şu sözlerle açıklıyor: "Bir resme başladığım vakit, sanki birlikte çalıştığım bir başkası varmış gibi hissederim. Çalışmamı sürdürüp, bilgi ve tekniğimle ilerlediğimde, yalnız olduğumu anlarım"

İlham denen başlangıç, eserimizi diğerlerinden ayıran özellikle belirginleşir. Bir resmi diğerlerinden ayıran temel özelliklerin başında resmin kazandığı leke düzenidir. Bu düzen geliştirilerek resme hakim kılınmış ise, tanınan figürleri içermiyorsa ona "soyut" resim diyoruz. Bazı ressamlar leke düzenini "içerik" ile destekleyerek figüratif hale getirirler. Her iki çalışmada da esas olan "leke" düzeninin güzelliğidir. İçerik olmasa da resim güzeldir.

Sanatta yaratıcılığın kökleri insanların doğumlarına kadar ulaşıyor. Bu yeteneğin genetik olduğuna inanılıyor. Durum böyle olunca çocuklara yönelmemiz gerekiyor. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren oyuna yatkındırlar. Oynarken kendilerinden geçer, o anı değil, hayal dünyalarını yaşamaya başlarlar. Böylece görüp hayranlık duyduğumuz yeni dünyalar oluştururlar. Onların getirdikleri özenle korunmalı, kişiliklerinin bozulmaması için yerli yersiz eleştirilmemelidir.

Durum böyle iken, küçük yaştaki çocuklara büyüklerin çizdikleri resimlerin boyatılmasının sakıncaları anlaşılıyor. Boyama kitaplarının bir sektör olarak halen var olması önemli bir eğitim sorunudur.

Yaşamda, bilimin de önünde olan sanatçı duyarlılığının beslenmesi, korunması, temel görevlerimiz arasında olmalıdır. Bu görüşe kulaklarını tıkayanlar, her yeniliği başkalarından bekleyen yaratıcılıktan uzak bir neslin sorumluluğunu taşıyacaklardır.

 
Toplam blog
: 163
: 1230
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1941 yılında Trabzon'da doğdum. 1961 Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okulunu bitirdim. 1965 A..