- Kategori
- Şiir
Sanır mısın

Ruhumuz, Kaf Dağını kendisinin yarattığını sanır bazen...!
Sanır mısın ki
Gölgenin boyu kadar büyüktür sevdan
Nefasetsin, eksilmeyen aşk sofralarından
Bir o kadar heybetli yaşamın
Ve de müteselsil kefil O minnacık dünyan...
Yüreğindeki cılız mumu söndür
Sonra dönüp bak arkana
Kuruyan damağına yapışır adeta sivri sandığın çaresiz dilin
İner kepenklerin gıcırtıyla
Asma bir kilit vurulur dudaklarına
Çürümüş saçaklarından damlalar düşer
Paslı sular akar boş sokaklarına…
Boy ölçüş boş bir zamanında
Kesretli sandığın abes dakikalarınla
Kendini mi saklarsın
Kendinden mi saklanırsın
Bir dem sohbet et ücra köşelerde aynalarınla…
Gücün;
Değil giydiğin kıyafette
Varsa;
Sevgidir yüreğinde yeşerttiğin
At kendini yeryüzünün kollarına
Kokla
Uzak dağların arkasındaki Ardıç Otundan gelen rayihadır nefeslediğin...
Sal ki kendini kasıtsız
Bilinmeyen bir el saçlarını dağıtsın
Suçlusun de
Asıl yanaklarını okşayan yaramaz rüzgarın kulaklarına
Ne ektiysen o dur tanımlayan seni
Aldırma
Fukara sokakların çamurlarına
Bu sensin, iliklerinde hissettiğin
İşte bidayet o andır kendini keşfettiğin
Unutma!
Gözlerindeki güneş gülümsediğinde
Cesametli olur gölgelerin…
Necat Necdet Demircan