​ Sansür, yasaklar ve gizli planlar / Teknoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '08

 
Kategori
Teknoloji
 

Sansür, yasaklar ve gizli planlar

Sansür, yasaklar ve gizli planlar
 

Yasaklanan siteler ve tv programları


Yanlış veya doğru, herkes yaptığı ile sorumludur. Dünyada o kadar çok yanlış şey var ki, konuşanlar, konuşulanlar, fikirler, düşünceler susturulmaya çalışıldıkça, susturanlar tepki alırlar. Bu uygulamalar başka bir şeye yaramaz.

İnternette dönem dönem yasağa takılan bir site olan youtubeyi örnek verelim. Youtube mahkeme kararı ile erişimi engellenen bir video paylaşım sitesidir. Benim de güzel görüntüler paylaştığım, paylaşılmış birçok güzel görüntüyü de seyrettiğim bir sitedir. Yasaklandı diye giremiyor muyum. Tabi ki hayır. Bunun birçok yolundan birini uygulayarak, erişimime devam ediyorum.

Bilirsiniz, yakın geçmişte Radyo Televizyon Üst Kurulu, başlangıcında ne kadar "bu dizideki olaylar ve kişiler hayal ürünüdür" dese de içinde bazı gerçeklerin de geçtiği Kurtlar Vadisi'nin "Terör" versiyonunun yayınını yasakladı. Bu olaydan sonra RTÜK'ün, birilerinin rant oyununa alet olduğunu düşünmüştüm. " Kurtlar Vadisi " nin 94 bölümüne izin verip te "Kurtlar Vadisi Terör" ü ilk bölümünden itibaren yasaklatan zihniyete sesleniyorum. "Büyük trenler küçük istasyonlarda durmazlar, ülkemiz üzerinde söz sahibi olan yetkililerin küçük hesaplarla uğraşmaları vakit kaybından başka birşey değildir."RTÜK'e üst üste, yapılan şikayetlerle diziyi yayından kaldırtmayı başartan zihniyet, zaten ülkemiz aleyhine başka oyunlar oynamıyor mu?

Etrafı denizlerle çevrili, her türlü tarım ürününün yetiştirilmesine imkanları müsait, 3-5 km'de bir yer altı zenginliklerine sahip ülkemiz üzerinde oyunların oynanması normaldir. Önemli olan bu oyunlara gelmemek ve alet olmamaktır. Birilerinin bizimle çaktırmadan uğraşıp durduğunu düşünüyorum. Örneğin piyasadaki diyet ürünleri. Maksat Türk neslinin genetiğini değiştirmek veya zeka seviyesini düşürmektir diye düşünüyorum. Atalarımız bir oturuşta bir tosunu yiyebilen, birkaç ekmeği bir öğünde bitirebilen insanlarmış. Şimdilerde kalori hesapları yapan bir millet haline getirildik. Hiç korkmadan kebapları, pastaları börekleri yiyelim ve üzerine bir maden suyu tüketelim görün bakalım kilo alıyormusunuz. 15 dakikalık bir yürüyüş bile bir öğünü metabolize edebilirken bu tür oyunlara gelmeye devam edenlere soruyorum. Hiç mi hareket etmiyorsunuz.İşte verdiğim örnekteki gibi bu ve buna benzer oyunlarla zihniyetimizi değiştirmeye çalışanlar, gerçekleri vizyona taşıyıp halkı bilinçlendirmek isteyenlerin önüne engeller çıkarıyor. Türk milleti olarak sağımıza ve solumuza bakmadan; bu engelleri teker teker aşarak, yolumuza devam etmeliyiz. Televizyonlarda o zamanlar kaynanalar, kadın programları ve şimdilerde de bunun gibi bir çok program ile insanları depresyona sevk edip kafaları karıştıran, çıplaklığın sınırını aşmak için her geçen gün bir adım daha ilerleme gayretinde olan yayınlara engel olunmayan, birilerinin tezgahı bozulacak diye gerçekleri yansıtan programlara sansür koyan veya engel olmaya çalışan bir zihniyet iş başında iken bu ülkede genç beyinlerden sağlıklı düşünme, bilimsel çalışma, profesyonel beklentiler içinde olmayı beklemeyiniz.!! Esasında sansürün her türlüsüne karşıyım. Kişi, isteği doğrultusunda kendi kendine sansür uygulamalı, başkaları tarafından sansüre maruz kalmamalı...O dizi için birçok bahane üretildi. Onlardan biri de şiddetti. Sorun çocuklara yönelik şiddet görüntüleri ve gençlere yönelik provakatör hareketlerse cevap da şu şekildedir. Çocukların izlemeyeceği zaman diliminde yayınlanan Kurtlar Vadisi Terör'den uyuyan çocuklar etkilenemez ancak bu tür kısıtlamalarla uyuduğunu sandığınız Türk Milleti'ni uyutmaya devam ettiğinizi zannedersiniz. Yine de bu noktada ısrarcı iseniz yayın saatlerini müstehcem yayınların yapıldığı saatlere çekerek bu sorunu aşmış olursunuz!!!Gençlere yönelik provakasyon olduğunu düşünüyorsanız soruyorum; "neyin provakasyonu?" Milli devlet ve büyük Türkiye İdeali'nin provakasyonu mu?!! :-)) Biz savaşlara "Hep Kahraman Türk Milleti" edaları ile gitmiş bir milletin torunlarıyız. Sıkıntılı dönemlerde "kahramanlık türküleri" ile uykusundan uyanan bu millet için yazılmış olan milli marşımızda bulunan "Arkadaş, yurdumu alçaklara uğratma, sakın; siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın" gibi onların tabiri ile "provakatör" diye nitelendirdiğiniz dizeleri de çıkarın isterseniz.Devletimin kurumlarında gecesini gündüzüne katıp çalışan, yeri gelip günlerce ailesinden uzak duran devlet görevlilerinin, yeri gelip haftalarca siz rahat uyuyun diye yıldızları yorgan, vatan toprağını döşek yapan Mehmetçiğimiz'in, Devletin bekası için çalışan vatanperver insanların hakkını, başı yağmur, ayağı çamur görmeyen, iş olsun diye işine gidip, ortopedik koltuklarına kurulup bir elinde kumanda, bir elinde sigara ile arkasına yaslanıp, Türkiye gerçeklerini görmezden gelerek eşine dostuna ikramlarda bulunan bir zihniyet nasıl ödeyecek? Sözde, devlete hizmet için aldıkları paralar ile lüks otomobillerinde keyif yapan insanlara sesleniyorum; gece rüyanızda gördüğünüzü gündüz uygulamaya çalıştığınız bu günler de geçer. Yediğiniz haksız kazançlar sizden çıkmasa da sevdiklerinizden bir gün çıkar. Sevdiklerinizin iyiliği için titreyin ve kendinize gelin. Unutmayın; adalet geç te olsa tecelli eder.

Not: Yukarıdaki yazımdan direkt bir kuruma hakaret, aşağılama, saygısızlık ve benzeri bir durum düşünülmesin. Esas olarak kızgınlığım devlet adına millete hizmet etme noktasında yetersiz olan sözde devlet görevlilerinedir. Onların yerinde olmak isteyen, vatana ve vatandaşa hizmet etme hususunda kusursuz olabilecek, çalışkan, üretici, seviyeli ve dürüst insanların bu ülkede sayılarının her geçen gün arttığını düşünüyorum. Belki onlar seslerini duyuramayacak kadar gerideler. Fakat ülkenin muhasır medeniyetlerin en önünde olacağı gün için, ilim ve fen ışığında kendilerini geliştirmeye çalışırken dudaklarında şu sözü mırıldanıyorlar.

"Kırılır da bir gün bütün dişliler,

Döner şanlı şanlı çarkımız bizim...

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze,

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze,

Sapan taşların yanında füze,

Başka alemlerle farkımız bizim...

Yer ve gök su vermem dediği zaman,

Her tarlayı sular arkımız bizim...

Bir gün akşam olur bizde gideriz,

Kalır dudaklarda ŞARKIMIZ bizim..."

 
Toplam blog
: 7
: 2523
Kayıt tarihi
: 22.06.08
 
 

Trabzon Çaykara ÇayırOba köyü nüfusuna kayıtlıyım. 1980'den bu yana İstanbul'da yaşıyorum. İsta..