- Kategori
- Futbol
Saray'da yeni dönem

Dün akşam saatlerinde geçilen bir son dakika haberiyle, Hamza Hamzaoğlu'nun görevine son verildiğini öğrendik. Hemen ardından da olayın nasıl olduğu, yeni adayların kimler olduğuna dair sonsuz dedikodular başladı. Peki Hamzaoğlu'nun gidişi nasıldı ve bundan sonra neler olabilir, bunlara cevap bulmaya çalışalım.
Kulüplerin belli kültürleri ve çalışma prensipleri vardır. Galatasaray'da da çok net bir başkanlık sistemi ve buna ek olarak taraftarın da ciddi bir söz hakkı söz konusudur. Hamzaoğlu'nun gidişindeki en önemli faktör, bu gerçekleri göz ardı etmesinden kaynaklandı. Hocanın Umut Bulut'la ilgili yaptığı son açıklamalar için, bardaktaki son damla işlevi gördü denebilir. "Sözleşmesi otomatik uzamasaydı da ben uzatacaktım." cümlesini, Florya'nın belki de en egolu hocası olan Fatih Terim bile kurmamıştı. Bu ifade, Galatasaray başkanının iradesini çok net olarak çiğnemek demekti ve nihai sonu kaçınılmaz kıldı. Dursun Özbek, icraatlarıyla çok eleştirilebilir ancak ne olursa olsun Galatasaray Başkanı'dır ve son söz ona aittir. Kendisinin taraftar nezdindeki tek olumlu işi de Hamzaoğlu'nu bu duruma paralel olarak göndermesi gibi duruyor.
"Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır."
Teşbihte hata olmaz ancak Hamzaoğlu'nun görevine son verilmesinde, bu lafı destekleyici icraatleri de etkili oldu. Yabancı sınırının kalktığı bir ortamda Sabri, Umut, Burak, Jem, Bilal, formsuz Semih gibi isimlerde ısrarcı olması da durumun buralara gelmesinde önemliydi. 2013 - 14 sezonunda 6+0+4 kuralı varken Dany, Amrabat, Riera gibi isimlerin tribünde oturduğunu düşünürsek, yeni dönemi okuyamamak Hamzaoğlu'na ve kulübe ciddi zarar verdi. Taraftarın artık adlarını duymaya bile alerjik tepki verdiği Sabri, Umut gibi isimlere verilen "evlat kontenjanı", takımda adaletsizliğin pik yaptığının ispatı gibiydi. Galatasaray'da taraftarla restleşmek genelde iyi sonuç vermez, Hamzaoğlu'nun kaçırdığı nokta buydu. Sosyal medyayı en iyi kullanan taraftar gruplarından birine karşı, "sosyal medyayı ciddiye almıyorum." demek kabullenemez bir hataydı. Hükümet düşüren, dünyayı değiştiren, eski haberleşme alışkanlıklarını çöpe attıran bir olguyu inkar ederseniz, çağı inkar edersiniz. Türkiye'de taraftarlar artık her şeyi biliyor, oyunun kalitesizliğinin sebeplerini görüyor ve buna neden olan ısrarları, idefiksleri çöpe atmak istiyor. Bir dahaki görevinde Hamzaoğlu'nun sosyal medyayı daha ciddiye alacağından eminim.
Bundan sonraki süreçte gelecek teknik adam, Galatasaray'ın izleyeceği yol için çok önemli. Takımın saha sonuçlarından çok daha önemli icraatlere ihtiyacı var. Eldeki kadronun miadı büyük ölçüde dolmuş durumda ve doygunluğa erişmiş çok fazla isim var. Bu dönüşümleri yapmak için de genellikle disiplini ön planda tutan isimler gerekir. 2007'de Kalli'nin, 2011'de Terim'in yaptığı tarzda köklü değişiklikler için yine bu tarz bir teknik adam elzem gözüküyor. Kamuoyunda "yerli çetesi" olarak bilinen, istediklerinde hoca gönderecek güce eriştikleri düşünülen isimlerle yollar ayrılmalı. Kabuk değişimlerini ertelerseniz, değişim çok daha kısa sürede ve sancılı olur. Galatasaray şu an 2015 yazını doğru geçirememenin faturasını ödüyor ve bu durum Dursun Özbek'in iktidar günlerini de şüphesiz azaltacaktır.